Antonio José Bolívar Proaño, takma dişlerini çıkarıp mendiline sarmaladı ve bu trajediyi tetikleyen gringoya, Belediye Başkanı'na, altın arayıcılarına, canından çok sevdiği Amazon Ormanı'nın bekâretine göz diken herkese lanet okudu; sonra palasıyla kestiği kalın bir dalı baston gibi kullanarak El Idilio'ya, barakasına ve birbirinden güzel sözcüklerle aşktan bahsederek insanların ne kadar barbar olduğunu ona unutturan romanlarına doğru yola koyuldu.
Vücudunu Bir Kurşunun Soğuttuğu Çocuk Katillerinden Devlet Olabilir mi?
Yer Filistin
Bir baba diyor ki;
Çocuğum sabah kucağımda gülümsüyor ve sıcaktı
Akşam çocuğumu kucağıma aldığımda çocuğumun vücudunu bir kurşun soğutmuştu.
Bir çocuğun vücudunu bir kurşunun soğuttuğu bir coğrafyada terörist bir yapı var. Böyle devlet olur mu?
Orman kanunlarının gün geçtikçe kabul gördüğü bir dünya da yaşama ve tüm paydaşlarına bu zulmü reva görenlere yaşam hakkı desteği verilebilir mi?
Sizler bu soykırımcı yayılmacı tehdidi ortadan kaldırmak yerine barış adı altında aklama yapsanız ne olur? Ortadoğu da ki terörün tümü sizin eseriniz değil mi?
Yeryüzünde bundan daha büyük bir utanç olabilir mi?
Bu soyguncu soykırımcı yayılmacı, barbar yapıyı koruyan batılı ve dünyanın tüm devletleri ve haçlı batı eserinizden gurur duyarak insanlık adına hiç utanıyor musunuz? Her damla kan sizin için kaç milyar varil petrol ediyor?
Meşruiyetini kaybeden birleşmiş milletler silah düşman ve savaş üretenleri korumak dışında mutabık kaldığımız bir konu var mı? Birleşmiş milletler soykırıma seyirci kalmak dışında hangi konuda birleşmiş?
Hala doğal kaynak hırsızlığı, bir başka toplumunun haklarına çökmek için alavere dalavere yapmayı devlet yönetmek ve temsil mi sayıyorsunuz?
Bakü Ceyhan boru hattından bu soykırımcı yapıya petrol, gıda vb mal tedariği yapanlar soykırım yapma gücü verenler sizlerde bu kanın ortaklarısınız. Filistin ve Gazze siyaseti ile insanları boşu boşuna aldatmayın. Tümünüz bu vahşiliğe seyirci bu yapıyla ticaret yaptığınız için bu yapının iflahını kesmediğiniz için soykırım suçunun ortağınız.
Önder Karaçay
Olmayan Parayı Hakkı Olmayan Geleceği Harcamak Ülkenin Ekonomisini Tamamen Bitirmek Demektir
Bir ülkenin ekonomisi böyle batar.
Karşılıksız para basma ve tüketim aracı kredi kartları borcu ulusal geliri aştı.
Geleceğin gelirlerini bugünden harcatan ve tefecilerin cebine karşılıksız para basma karşılığı kaynak aktararak tehdidi ve maliyeti yükselten bir soygun düzenin sürdürülebilir olma olanağı kalmamıştır.
O zaman ekonomiyi ekonomist olarak çok iyi bildiğini iddia ederek kamu üretim ekonomisini üretim ve hizmet araçlarının kaybedilmesi sonucu batıran anlayışa sormak istiyorum tekel ürünleri üretimi, bankacılık, finans, teknoloji, enerji ve gıda gibi büyük sektörlerde ivedi kamulaştırma devrimi kararları almak yerine borç para peşinde koşarak doğal kaynak talanı yaşam pahalılığı soygunu sonrası neyi daha kaybetmek istiyorsunuz?
Türk ulusu yararına bir temsil iseniz dünya da kredi kartı borcu sıralamasında altıncı sırada bulunan halka neden zulüm ederek küresel ve yerli işbirlikçi kodaman sermayeyi koruyorsunuz?
Üretim ve hizmet araçlarının sahipliğini Türk ulusunun genelinin yararına yeniden 1923 devrimlerinde olduğu gibi devlete geçmediği müddetçe dijital soygun kargo tüketim yöntemlerini daha da büyür ve hiç kimse bu soygunun altından kalkamaz. Amaç bu mudur?
Gençler yaşam sevgisini gün geçtikçe soyguncu yönetim anlayışı dolayısıyla kaybediyor, yuva kuramıyor, meslek sahibi olsalar bile elde ettikleri gelirler ile geçim sağlayamıyor hatta ülkemizi terk ederek yabancı ülkelerin sosyal güvenlik sistemlerine güç vererek maliyetini bizim ödediğimiz kaynağını beyin ve emek göçü alan batılı soyguncu ülkeler yiyor.
Hala bir sonra ki seçimi küresel soygun devam etsin diye nasıl kazanır bu soygunu nasıl sürdürülebilir hale getirebiliriz gibi daha yıkıcı ve büyük
"İnsanın asosyal ve barbar doğasına karşı savaşılması gerektiği görüşünü savunan ilk filozof Machiavelli idi. Bilindiği üzere Machiavelli (1469-1527) için toplum, insan doğasının bireysel ve kişisel meraklarını dizginlemek için önemli bir kontrol mekanizmasıydı."
Herodotos, Atina'nın çağdaşı olan güneybatı Anadolulu Likyalıların anaerkil törelerinden söz eder: "Babalarının değil analarının adını alırlar; bir Likyalı öbürüne, kimlerdensin, diye sorduğunda, kendi adından sonra anasının adını ve soyadını söyler". Anadolulu tarihçiye göre Likyalı kadınların yurttaşlık hakları da vardır. Atina'nın polis-demokrasi söylemi ise, kendi "uygar"lığını anaerkil çağdaşlarını "barbar"laştırarak kuracaktır.