Puan vermedi·16 syf.·
2026 88. kitabı
Bir hayvan barınağındaki bukalemun kediler, köpekler sahiplenilirken kendisini alan olmadığı için türlü yollarla diğer hayvanları eleyip kendisini öne çıkarmaya çalışıyor. Ama her seferinde müşteriler barınaktan tamamen uzaklaştığı için amacına ulaşamıyor ve barınak kapanacak duruma geliyor. Bu yüzden pişman olup yaptıklarını arkadaşlarına anlatıyor ve hep birlikte eskisi gibi müşterilerin ilgisini çekecek hâle geliyorlar. Bukalemunu minik bir kız sahipleniyor. Hayvanların durduğu yer barınak mı yoksa petshop mu orada bir tutarsızlık var. Resimlerde petshop yazıyor, gelenlere de müşteri deniyor zaten... Ama hayvan barınağı da denmiş. Resimlerdeki tüm yazılar İngilizce. Pek beğenmedim. Kitaptaki en güzel kısım arkadaşlarının bukalemunun iyiliklerini hatırlayarak vefa gösterip onu hemen affetmeleri olabilir... Bunun dışında çok da kayda değer bir şey yok gibi...
Koku Bombasını Kim Attı?E. Murat Yığcı · Caretta Çocuk Yayınları · 20221 okunma
9/10
·432 syf.··
2026 91. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 20:37
Selamlar. Benim canım Hell Bent serisinin son kitabı ile geldim. Sırada iblis kardeşlerden Raum var. Benim hüzünlü ve minik kekim. Sessiz sakin hayatında tamda barınak işi bulup yeni bir düzen oluşturmuşken bir melek ve onun tehtidi ile karşı karşıya kalmamalıydı. Ayrıca Sunshine çok güzeldi. Bu onu etkilememliydi. Bir iblis ve bir melek aralarındaki rekabet kadimdir. Ancak bu durum aralarındaki mükemmel tutkuyu söndürmeye yetmemişti. Ayrıca bir planları vardı. Raum ona yeraltı dünyasında rehberlik edecekti ve değer verdiği her şeyi hem koruyup hem kaybedecekti. Hayatlarını kurmuş kardeşlerini ve eşlerini korumalıydı. Ancak Raum farkında olmasa da Mist bir şeyler döndüğünün farkındaydı. Plan basitti. Ona uyacak ve sözleşme gereği herkes yoluna bakacaktı. Ancak karmaşa ve kaos bu planların içinde değildi. Ee biliyorsunuz aşk ve tutku her zaman bir yolunu bulur. Sizin planlarınız olsa bile kaderinde bir planı vardır. Bu seride en sevdiğim şey diğer karakterleri de tekrar okuyabilmek. Bel ya yemin ederim en çok ona ne olacağını merak ediyorum. Şimdilik Raum ve Sunshine dönelim. Sunshine ve neden mertebesinin düşürüldüğünü merakla okuyorsunuz. Bu seriyle alakalı söylemek istediğim başka bir şey daha var. Başlarda sadece fantastik ve romantik bir hikâye okuyacağımızı düşünüyoruz ama sayfalar ilerledikçe karakterlerin geçmişleri, korkuları ve birbirlerine karşı açtıkları yaralar bizleri hikâyenin içine tam anlamıyla çekiyor diyebilirim. Raum dışarıdan güçlü ve tehlikeli görünmesine rağmen içindeki yalnızlığı görmek beni etkiledi. Geçmiş ve hayvan sever yanlarını okumak kitabın en çarpıcı anlarıydı. Birbirlerine yaklaşmaya çalışırken yaşadıkları çatışmalar, güven sorunları ve fedakârlıklar romantizmi çok daha anlamlı hale getirmişti. Aralarındaki çekim zaten ilk andan
1000Kitap
Benim Şeytani KoruyucumAurora Ascher · Parola Yayınları · 202621 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
8/10
·232 syf.·
2026 70. kitabı
‎Sabreden Derviş, muradına ermiş... ‎ ‎"Bu gece ne olmadık, ne inanılmaz bir geceydi. Ankara'dan istanbul hapishanesine nakledildiği gece, jandarmanın bileklerinden kelepçeleri çıkardığı dakikada, içinde bulunduğu katar bir başka katarla çarpışıyor, kendisi bu kazadan canlı kurtuluyor. Aldığı yara berelere rağmen canlı... O kadar canlı ki, yerinden kalkar kalkmaz başka kazazedelerin imdadına koşuyor, yanında yaralı olduğu hâlde, yine de diğerlerinin imdadına koşan, bir başka insan, bir kadın var. Ve bu kadın kendisini tanıyor. Evet, biraz evvel elleri kelepçeli bir mahkûm olduğunu tanıyor! Tam imdat ekipleri geleceği sırada ona kaçmasını öğüt veriyor... Zaten kendisi kaçmak, hapisten, merhametsiz duvarlar arasından kurtulmak istemiyor mu? Elbette istiyor. Ona bu nasihati verenkadın esasen eski bir mahkûm, yeni tahliye olmuş, on beş sene hapiste kalmış bir sabıkalı. Kaçmasını kolaylaştırmak için para, barınabilmek için de evinin adresini veriyor. İnanılmaz bir şans bu. Sonra tesadüf, yolda bir de Şoför Ramazan'ı karşısına çıkarıyor. Dertli adam! Çok sevdiği, lüzumsuz yere kıskandığı karısından tam da o gün boşanmış olan bir adam! Ne yaptığını, hırsını nerede boşaltacağını bilemeyen, iyilikle kötülük arasında zikzaklar çizen bir kimse! Ve sonunda o da iyi hislerine mağlup oluyor. Bir saat evvel kendisini polise vermekle tehdit eden, İstanbul'a götürdüğü takdirde şantajla yol parasının çok üstünde bir para isteyen adam, onu Tuzla ile Pendik arasında kamyonundan indirmeden evvel, eğer iş arıyorsa gelip kendisini bulması için bir adres veriyor. Ve ondan istediği çok fazla parayı almak şöyle dursun, hiç almıyor. Sonra geceyi, belki birkaç gününü geçirmek ümidiyle boş zannederek girdiği bu yazlık evde karşısına peri kızları kadar güzel fakat sonsuz kederli bir kadın çıkıyor
Edebiyat
Ayrılmak Yok!Suat Derviş · İthaki Yayınları · 202531 okunma
Puan vermedi·328 syf.··
2017 17. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2017 00:00
Etkileyici ve çok beğendiğim severek sıkılmadan okuduğum kitabımın karakteri Robinson Güney Amerika açıklarında gemideyken gemi batıyor ve tek kendisi kurtulup bir adada 28 yıl tek başına kalması orada yemesini içmesini barınak kurması kendi geliştirdiği yöntemle halledebilmesi ve Adayı kendi yaşam alanı,konfor alanı,evi yapabilmesi çok etkileyiciydi. Bir adada tek yaşam mücadelesi verebilen bir adamın çok tatlı bir hikayesi
Robinson CrusoeDaniel Defoe · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202426,8bin okunma
Puan vermedi·261 syf.··
2022 40. kitabı
Sineklerin Tanrısı (Lord of the Flies), İngiliz yazar William Golding’in 1954 yılında yayımlanan ilk romanıdır. Golding, bu eserle büyük bir üne kavuştu ve 1983 yılında Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazandı. Kitap, 20. yüzyılın en önemli ve en çok okunan klasiklerinden biri kabul edilir. Bir nükleer savaş sırasında İngiltere’den tahliye edilen bir grup İngiliz okul çocuğu, uçaklarının düşmesi sonucu ıssız bir tropik adaya mahsur kalır. Yetişkinlerin olmadığı bu adada çocuklar, kendi toplumlarını kurmaya çalışır. Başta Ralph önderliğinde medeni kurallar (konuşma sırası için deniz kabuğu/conch), ateş yakma, barınak yapma gibi düzenler oluşturulur. Ancak zamanla korku, güç mücadelesi ve içgüdüler devreye girer ve grup yavaş yavaş vahşileşmeye başlar.Kitap, “İnsan doğası temelde iyi midir, yoksa uygarlığın ince kabuğu altında vahşi bir hayvan mı yatar?” sorusunu sert bir şekilde sorgular. Ana Temalar Uygarlık Vahşilik: Toplum kuralları olmadan insanın nasıl hızla ilkel hale gelebileceği. İktidar ve Liderlik: Ralph (demokrasi, akıl) ile Jack (güç, avcılık, korku) arasındaki mücadele. Masumiyetin Kaybı: Çocukların giderek daha şiddet dolu ve acımasız hale gelmesi. Korku ve Bilinmezlik: “Beast” (canavar) motifi – korkunun dışarıdan değil, insanın içinden geldiği fikri. Sembolizm: Deniz kabuğu (Conch): Düzen ve demokrasi. Domuz başı (Lord of the Flies): Şeytan, çürüme ve içimizdeki karanlık. Ateş: Hem medeniyet (sinyal ateşi) hem de yıkım aracı. Neden Önemli? Golding, II. Dünya Savaşı’nda donanmada görev yapmış bir yazardır. Savaşın ve insanlığın yaptığı kıyımların etkisiyle, “İnsan kötüdür” ya da en azından “kolayca kötüye dönebilir” görüşünü bu alegorik romanla ifade eder. Kitap, hem gençler hem yetişkinler tarafından okunur; lise ve üniversitelerde edebiyat derslerinde sıkça
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,5bin okunma
PİRİNÇ KUŞU-NATSUME SOSEKİ-KİMİLERİ PİRİNÇ KUŞU VE ÇOK DEĞERLİ
10/10
·72 syf.··
2026 5. kitabı
*Pirinç kuşu, hem biyolojik bir türü hem de Japon edebiyatındaki sembolik bir kullanımı ifade eden bir terimdir. *Kitapta kuş;saflığı,yalnızlığı,ev içi yaşamın dinginliğini ve bazen de insan ilişkilerindeki kırılganlığı temsil eder. Yazarın kuşa bakarken geçmişine ve hatıralarına yaptığı yolculuk, öykünün duygusal merkezini oluşturur. Pirinç kuşu hikayesi natsume soseki bize neyi anlatmak istiyor? *Natsume Soseki'nin Pirinç Kuşu (Japonca özgün adıyla genellikle Kusa-makura veya ilgili kısa anlatılar bağlamında) eserinde anlattığı hikaye, temelde insanın bencilliği, ihmalkarlığı ve değer verdiklerini kaybettikten sonra yaşadığı pişmanlık üzerine kurulu öğretici, buruk bir anlatıdır. *Natsume Soseki’nin Pirinç Kuşu (Bunchō) kitabında Soseki, bir kuşun bakımını üstlenen bir yazarın iç dünyasındaki ihmalkârlığı ve o sessiz trajediyi anlatır. *Kitap, aslında bir arkadaşının tavsiyesiyle bir pirinç kuşu (Japonya'da "Bunchō" olarak bilinir) beslemeye başlayan bir yazarın hikayesidir. Yazar başlangıçta kuşa hayran kalır, ancak zamanla kendi yazılarına ve iç dünyasına o kadar gömülür ki, kuşun bakımını ihmal etmeye başlar. ​Kitabın en vurucu noktası, bu "küçük ve beyaz" canlının sessizce yok oluşu üzerinden insanın kendi vicdanıyla ve bencil doğasıyla yüzleşmesidir. *Soseki, bu eserinde genellikle modernleşen Japonya'daki bireyin yalnızlığını ve doğa ile çatışmasını nahif bir dille işler. *Soseki'nin bu eseri, Meiji döneminin getirdiği bireysellik ve geleneksel değerler arasındaki o ince çizgide yürür. Bu yüzden alıntılarında hep bir "eşikte kalmışlık" hissi vardır. Soseki'nin bu eserde anlatmak istedikleri şunlardır: *Hikaye, bir ressamın (yazarın) kendi iç dünyasına çekildiği inziva sırasında, hayatına giren davetsiz ama narin bir konuğa (pirinç kuşu) olan ilgisizliğini
Hayata Dair
Pirinç KuşuNatsume Soseki · Sel Yayıncılık · 202384 okunma