Barış

Gerçekten mutluluğun ve gelişimin kaynağı
Karakter ve arzularımızın gelişimini neye borçluyuz? Kısa cevap, çatışmalara... Evet, karakterimizi dünyayla çatışmamıza ve onun tüm taleplerimizi derhal yerine getirmeyi reddetmesine, aynı zamanda buna eklenen ve "X`i istiyorum ama onu istemeli miyim?" şeklini alan iç çatışmalarımıza borçluyuz. Engellerden, kısıtlamalardan nefret etsek de, asıl amaçlarımızı sorgulama yolunu açtıklanı için bizi özgürleştirdiklerini göz ardı edemeyiz. Başka bir deyişle hakiki mutluluk içerisinde memnuniyet kadar memnuniyetsizlik de barındırmadan mümkün olamaz. Memnuniyetin kölesi olacağımı- za, memnuniyetsiz olma özgürlüğüne sığınabiliriz. Özgürlüğe ve özerkliğe bel bağlayan iç ve di çatışmalar, gelis- memizin anahtarıdır. Bize hizmet etmek gibi yi niyetli ve soylu bir amaçtan doğmuş olsa da EAYFADDEME bize yalnızca kendi kendi- mize hapsolduğumuz, donmuş tercihlerimizin diktası altında ezilen benliğimizi büyütüp geliştiremediğimiz bir distopya sunabilir. Bu anlatılanların ekonomi hakkndaki bir kitapta e işi var? Amacım, piyasa toplumunun başarmaya çalıştığı seyin EAYFADDEMEnin yapılış amacından farksız olduğunu göstermek:
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Matrix ve mutluluk
Peki ya Kostas EAYFADDEME yi programlayıp seni sanal dünyana, sen farkına varmadan gönderseydi? Ya EAYFADDEMEnin sahibi şirket bunu gezegendeki her insan için sessizce organize etseydi? Mutluluk, tatmin, neşe bakımlarından yaşadığımız kayda değer iyileşme haricinde hiçbirimiz hiçbir şeyin farkında olmazdik. Bunu cennet olarak mı nitelerdin, yoksa The Matrix'te Neo ve yoldaşlarının kurtulmaya çalıştığı, özü itibarryla bir cehennem mi? Eğer bu görüntü senin de benim gibi içini tiksintiyle ürpertiyorsa anlaştık demektir: İsteklerin gerçekleşmesi çok önemli olsa da, her şey değildir. Öyleyse bir an durup EAYFADDEME'nin bizim için yaratmaya çalıiştığı dünyanın nesinin yanlış olduğunu soralım. Başka bir ifadeyle, isteklerimizin gerçekleşmesi ile gerçek mutluluk arasındaki fark nedir? Doğru, arzularımız gerçekleşince mutluluk duyarız, en azından bir süreliğine. Bu da iyi bir şeydir. Ancak, Ingiliz felsefeci ve iktisatçı John Stuart Mill'in 1863 yilında yaptığı uyarrya kulak verirsek: "Tok bir domuz olmaktansa aç insan olmak, keyfi yerinde bir budala olmaktansa huzursuz Sokrates olmak yeğdir. Budala ya da domuz farklı görüşteyse, bu sadece hikâyenin kendi taraflarinı bildikleri içindir." Başka bir deyişle cehalet mutluluk olabilir ama gerçek mutluluk daha çok bunun karşıtını gerektirir.
Çevrenin ortak mülkiyetle korunması !!
Gerçekten de nehir ve içindeki alabalıkların mülkiyeti özel olsaydı, sahipleri onları korumak için her türlü önlemi alırdi. Belki bir giriş ücreti ya da balık tutmak için saat başına ücret alır, balık tutmanın sinırlanmasını sağlayıp bu şekilde hem alabalığı hem de balıkçının emeğini korumuş olurdu. Atmosfer ve ormanlar için de aynısı geçerli, eğer mülkiyetleri özel olsaydı, sanayi tesisleri havaya zehir salmak, aileler de ormanda piknik yapmak için ödeme yapmak durumunda bırakılsaydılar, kaynağın ölçülü kullanımı sağlanırken mal sahibi de onlarin korunma ve sürdürülmesini garantilerdi.... Aslinda, özel mülkiyet illa tek bir kişi ya da kurumun sahipliği anlamına gelmez. Nehirler, ormanlar ve atmosfer bu amaçla tasarlanmış piyasalarda küçük parçalar halinde binlerce farklı ortak ta- rafindan kolayca alınıp satılabilir. Peki bir orman ya da gezegenin atmosferi nasıl parçalara bölünebilir? Tipkı senin Apple ya da Ford gibi dev şirketlerde az miktarda hisse sahibi olabileceğgin gibi, bu kaynakların sahipliği de hisselere bölünüp sahiplerine elde edilecek kazancın bir kısmını alma hakkı veren hisse senetleri ihraç edilerek yapilabilir. Piyasa toplumunun deneyimsel değer yerine takas değerini tercih etmesi sonucu çevrenin yok edilmesini önlemek için, kalan deneyimsel değerlerin tamamının takas değerlerine çevrilmesi gerekliligi sana çelişkili gelebilir, ancak bu tür görüşler şu an çok revaçta.
Çevre
Avrupada piyasa toplumlarının ortaya çıkması, her şeyin emtia haline gelmesi, ortak arazilerin özelleştirilmesi, takas değerinin deneyimsel değer karşısında galibiyet kazanması ve bireysel kârın ortak değer kavramı üzerindeki zaferi öncesinde insanlar doğaya hayatta kalması için ihtiyacı olan alanı vermeyi başarmışlardı. Feodal dünyanın aynı zamanda dayanılmaz zalimlik ve önyargılarla yüklü olması, çevreyle ilgili bu tespitimizi etkilemez. Bugũn gezegeni ve kendimizi kurtarma şansına sahip olmak istiyorsak, insanlığın deneyimsel değerlere verdiği önemi yeniden öne çıkaracak yenilikçi ve akılcı yöntemler geliştirmeliyiz zira hiç- bir piyasa, öne çıkarmak şöyle dursun, bu değerleri algılayamaz bile. Belli düzeyde başarıya ulaşmış bir çözüm; kâr odaklı eylemleri sinırlandırmak, örneğin yasayla balıkçılara günde bir saatten fazla balık tutmayı yasaklamak. Ekvador 2008'de bir anayasa değişikligi yaparak yağmur ormanlarının korunma ve var olma haklarını anayasal güvenceye almıştı, üstelik karşılığında bir takas değeri olmadan. Bu, anayasa tarihinde bir ilktir.
Ortak çıkarları düşünme kavramı
Eski Yunan dünyasında ortak çıkarları merkeze koyarak düşünmeyi reddeden insanlara bencil, kendi çıkarına bakan anlamında idiotis denirdi. On sekizinci yüzyilda İngiliz araştırmacılar Eski Yu- nan metinlerine duydukları merakla idiotis kelimesine günümüzde ki "aptal" anlamını verdiler. Her iki manada da piyasa toplumlarımı- zın bizi birer "idiyot" haline getirdiğini söyleyebiliriz