Barış

Medya Denetimi ve Tarihi
10/10
·70 syf.··
Beğendi
·
2025 9. kitabı
Bu kitabı farketmem garip bir tesadüfe dayanıyor. Democracy at Work kanalındaki ünlü yunan ekonomist Yanis Varufakis, ve Standfordlu ünlü ekonomist Richard Wolff , değişen dünya ekonomisi hakkındaki güzel bir sohbette bu kitap Varufakis’in kitaplığından kendini gösteriyordu. Özellikle farkedilmesi için orada duruyordu. 1991’de yazılan bu kitap hala geçerliğini korumakta. Noam Chomsky’nin Medya Denetimi (Manufacturing Consent) adlı kitabı, Edward S. Herman ile birlikte geliştirdiği "Propaganda Modeli" çerçevesinde, demokratik toplumlarda , ana akım medyanın nasıl rıza üretme ve propaganda aracı olarak kullanıldığını inceliyor. Chomsky, medya kuruluşlarının görünüşte bağımsız olduğu ancak gerçekte güçlü ekonomik ve siyasi çıkar grupları tarafından yönlendirildiğini savunuyor. Chomsky kitabını 4 temel argüman üzerine kurmuş. Propaganda Modeli (Rızanın İmalatı Modeli) Chomsky ve Herman, medyanın özgür ve bağımsız olduğu fikrini sorgular ve bunun yerine medyanın bir propaganda aracı olarak işlev gördüğünü savunur. Medya, toplumda egemen olan güç yapılarının (devlet, şirketler, elitler) çıkarları doğrultusunda çalışır ve halkın rızasını bu çıkarlara uygun şekilde şekillendirir. Chomsky ve Herman, medyanın beş filtre üzerinden işlediğini öne sürer: a) Sahiplik: Medya kuruluşları büyük şirketler tarafından kontrol edilir ve bu durum haberlerin tarafsızlığını zedeler. b) Reklamcılık: Gelir kaynaklarının büyük bölümü reklamlardan geldiği iç Medya Denetimi in medya, reklam verenleri rahatsız edecek içerikleri sansürleyebilir. c) Kaynak Kullanımı: Medya, haberlerini genellikle devlet yetkilileri ve büyük şirketlerden aldığı için bağımsız bir denetim mekanizması olmaktan çıkar. d) Karşıt Tepki Mekanizması: Medya, statükoya karşı çıkan eleştirel sesleri marjinalleştirir veya
Medya DenetimiNoam Chomsky · Everest Yayınları · 2016248 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Başyapıt (spoiler içerir)
10/10
·192 syf.··
2023 30. kitabı
Falih Rıfkı Atay’ın günümüze de ışık tutan kitabı, Osmanlı saltanatının son günlerinden Modern Türkiye'nin ilk günlerine kadarki bir zaman dilimini anlatmaktadır. Falih Rıfkı Atay e Cemal Paşa’nın Karargâhında yedek subay olarak görevli olarak bugün İsrail sınırları içinde bulunan Zeytindağı’na gitmiştir. Burada döneminin, önemli olayları ve anılarını özellikle Suriye, Filistin ve Hicaz Cephesinde yaşadığı ve gözlemlediği iç burkan olayları da içine alacak şekilde anlatmıştır. Kitabın ilk bölümlerinde kendi içerisinde bölünmüş bir yapı İttihat ve Terakki Cemiyetinden söz edilmiştir. İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde Cemal Paşa, Talat Paşa ve Enver Paşa en önemli simalardır. Enver ve Talat Paşalar ise tutucu bir kişilik sergilemektedirler. Talat Paşa’yı “Ne yalanı ne de zulmü ahlaksızlık sayan, fikre benzer bir sözü bile bulunmayan” bir adam olarak tanıtır bize. Allah tarafından büyük Türk hakanlığını kurmaya gönderildiğine inanan Enver Paşa ise ‘’tımarhanelik bir deli’’dir. Yine kitabında Enver Paşa’yı diktatör olarak nitelemektedir. Savaşta ölenleri ve yakınlarını, "pomadlı bir yüz derisinin kapladığı boş bir kafanın içindeki bomboş bir hayalin kurbanları" diye tanımlamıştır. Bomboş kafasıyla boş bir hayal uğruna Türk askerinin Sarıkamış’ta donarak şehit olmasına sebep olmuştur. Falih Rıfkı Atay, Enver Paşa’nın fikirlerini benimsememekte ve Enver Paşa ile Müslüman Orta Çağı'nın her şeyi ile devam edeceğini, Türkiye’nin kurtuluşunun Enver Paşa gibilerden kurtulmakla mümkün olduğu düşüncesindedir. Cemal Paşa’nın da İngilizler’den Mısır’ı alma gibi boş bir hülyası vardır. Bununla birlikte Falih Rıfkı, Enver yerine Cemal harbiye nazırı olsaydı Birinci Dünya Harbi’ne girmez ve batmazdık diye düşünmektedir. Cemal Paşa’nın , gençlik ve yenilik akımı içinde hatırı
ZeytindağıFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 201114,8bin okunma
7/10
·244 syf.··
2020 10. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 19 Ağustos 2020 14:18
Kitaplarını okumuş birisi olarak şunu söyleyebilirim ki bir bilimsel çalışmayı alıp, kendi argümanına veya hikayesine uygun noktaları çarpıtarak eklediğini ve okuyucunun ilgisini çekecek şekilde yazdığını düşünüyorum. Bu kişi bir "gazeteci" bir bilim adamı değil. Kendi ifadesiyle bir "story-teller" Kitaplarında doğruluğu akademik çevrede kabul edilmiş birçok doğru ve faydalı örnek var. Ancak sorun, yazarın bunları yorumlamasıyla başlıyor. Örneğin 10 bin saat kuralı. "Kuralın" asıl sahibi Dr. Anders Ericsson, bu konunun Malcolm Gladwell tarafından ya anlaşılmadığını ya da yazarca çarpıtıldığını ifade ediyor. (kaldi ki Ericcson bunun bir rastgele bulunan bir sayı olduğunu ve bilimsel bir önerme olmadığını söylüyor) (1) Zaten 10K saat "kuralı" Princeton üniversitesinde yapılan yeni araştırmalarla çürütüldü. (2) Bir diğer çarpıtma/uydurması ise blink kitabındaki Murray'in boşanma tahmin robotu. (3) Kendisini ve iddialarını fazla ciddiye almak güvenmek yerine bahsettiği konuyu uzmanının kitaplarından okumanın daha faydalı olacağını düşünüyorum. Kaldı ki alanındaki uzman bir sosyal psikoloğun blink kitabıyla ilgili olarak yazdığı mektubun son cümlesi şöyle " It is doubtful anyone in the psychological academic community would take this book particularly seriously." (1) : youtu.be/h-pj8Xv4UuA (2) businessinsider.com/malcolm-gladwel... (3): twitter.com/thetomzone/stat... İyi okumalar
OutliersMalcolm Gladwell · MediaCat Yayınları · 202210bin okunma
Haşhaşiler
8/10
·249 syf.··
2019 53. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 07 Ekim 2019 23:18
Kitapta anlatılan Haşhaşiler suikast örgütünün lideri Hasan Sabbah hakkında tarihçi Bernard Lewis’in kitabında “Haşîşîler” adlı kitabından önemli bir bölüm "Marco Polo’da Alamut’un cennet bahçeleri “Şeyh … iki dağ arasındaki vadinin girişlerini kapattırmış ve burayı her türlü meyvenin yetiştiği, eşi benzeri görülmemiş güzellikle bir bahçeye çevirtmiş-tir. İçerisine … akla hayale gelmeyecek görkemli köşkler ve saraylar inşa ettirmiştir. Kanallardan şarap, süt ve bal akmaktadır. Dünya güzeli hurilerin ellerindeki çalgılardan en hoş tınılar, dudaklarından en hoş şarkılar dökülür, dansları izleyeni büyüler. Şeyhin gayesi, tebaasını buradan öte bir cennetin olmadığına inandırmaktır… Haşişiler olarak ayırdıklarının haricinde kimse bahçeye alınmıyordu. Bahçenin girişinde her türlü saldırıya karşı koyabilecek güçte bir kale vardı. Bizzat kendi maiyeti altına almak üzere sarayında barındırdığı on iki ila yirmi yaş arası gençlere, tıpkı Hz. Muhammed gibi cennet hikâyeleri anlatıyordu; Sarazinler (Araplar) Muhammed’e nasıl inanıyorlarsa, gençler de aynı inançla ona bağlıydılar. Önce kendilerine uyuşturucu bir iksir içirip, ardından dörderli, altışarh ya da onarlı gruplar halinde bahçesine götürüyordu. Böylece gözlerini açtıkları vakit gençler kendilerini dillere destan bahçede buluyorlardı… Bizim İhtiyar dediğimiz Efendi, sarayını alabildiğe görkemli bir hale getirerek, basit dağlı halkı kendisinin yüce bir peygamber olduğuna inandırmıştı. Haşi-şilerden birini bir göreve yollamak istediği vakit, aynı iksirle bu kez sarayına taşıtıyordu… Şeyh’in huzuruna çıkarılıyordu ve genç adam gerçek bir peygamberin huzurunda olduğuna canı gönülden inanarak önünde hürmetle secde ediyordu. Şeyh nereden geldiğini sorduğunda, cennetten geldiğini ve burasının Muhammed’in Kuran’da sözünü
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 200174,8bin okunma