Butün sağlam çekirdeklerin şaşmaz kanunu:
YEŞERMEKTİR. Çürükse yeşermez, yeşermezse çürür. Bozkırdaki bizim çekirdeğin sağlamlığı, YEŞERMEMEYE doğru işlemesin?
- Anlamadım...
— Evet, anlaşılır gibi değil... Inanılmaz bir şey...
Yeşermedikçe sağlam bir çekirdek... Canlı olarak varolması hiç yeşermemesine bağlanmış... Savunması yeşermemek.. Çünkü denemiş bin yıldır, yeşermesini önlemek için pusuda bekleyen güçler var.
Bu güçler akıl almaz bir kıyıcılıkla en umutlu
filizleri hemen ezer, tomurcuklanmaya yeltenen bütün kökleri imansızca söker.
Çünkü onun da varoluşu, rahat yaşaması, bozkırdaki çekirdeğin yeşerip serpilmemesine bağlıdır. «Biz bize benzeriz» sözünün kaynağı bu
— İsterler ama, her günkü kılıkları da en önemli savunma araçlarıdır. Yüz yıllarca, çapulun biricik hükümet etmek sistemi sayıldığı bir memlekette imanla parayı, saklamaya alışmışlardır. Bu sebepten köyde ağaların kılığı bile hizmetkârların giyiminden pek de başka türlü olmaz.
— «Sürü...», «Otlatılan hayvan sürüsü”, «Bir çobanın güttüğü hayvanat... » Son Osmanlı Padişahı Vahdettin'in «Millet sürüdür, ben onun çobanıyım» dediğini okuduğum zaman, dehşete düşmüştüm. Oysa ne kadar uygundur Osmanlının millet anlayışına bu söz... Osmanlının millet anlayışı budur, .vatan anlayışı da MÜLK...
En büyük gücü, Anadolu köylüsünden aldığını şıp diye kul yapabilmesidir.
— Hâlâ Osmanlı mı sayıyorlar bizi? Ne müthiş bu!
— Hiç şüpheniz olmasın! Köy için bir kere, hepimiz yabancı konuklarız! Bir çıkar umarak geliriz, sırtlarını sıvazlar, yüzlerine güleriz, sonra fertiği çekeriz! Bilirler bunu... «Leylek senin ne kuşun Gelir yazın, gider kışın» diye de anlatırlar!
Bu ekonomi uzmanlarının ekonomi hakkındaki konuşmalarını dinlerken antik çağlardan kalma kâhin ya da büiyücüler konuşuyor- muş gibi gelirdi, bu da rastlantı değil. 1930'larda ingiliz antropolog E. E. Evans-Pritchard Afrika kabilesi Azande üzerinde çalışmak için bir süre onlarla yaşadı. Bu sirada tapka eski Yunanlarin Delphi Kâhinine gitmeleri gibi, Azandelerin káabinlerinin kehanetlerine büyük önem verdiklerini gözledi, Ancak bu kehanetlerin çoğu zamar yanlı çktığını düşününce, kâhinlerin kabile üzerindeki sarsılmaz otoritelerini nası sürdürdüklerini merak etti. Evans-Pritchardin Azandelerin kâhinlerinin yanılmazlığı hakkındaki değişmez inanç- larına getirdiği açıklama şöyle: "Azandeler de bizler gibi kâhinlerin kehanetindeki yanlışların açıklanmaya muhtaç olduğunu görüyor- lar, ancak mistik kavramlara o kadar saplanıp kalmışlar ki yanlış: belirtmek için de onları kullanmak zorundalar. Yaşananlar ile bir mistik kavram arasındaki çelişki, başka mistik kavramlara başvurularak açıklanıyor.
Günümüzün ekonomi uzmanlarının durumu da bundan farksız. Ne zaman genellikle olduğu gibi bir ekonomik olayı tahmin etmede başarısız olurlarsa, önce tam da onları yanıltan mistik ekonomik kavramlardan medet umuyorlar. Zaman zaman öncekilerin başarısızlıklarını açıklamak için yeni kavramlar türetildiği de oluyor. Örneğin, "doğal işsizlik" kavramı piyasa toplumlarının tam istihdam yaratma konusundaki başarısızlığı kadar, uzmanların bu başarısızlığı açıklamaktaki başarısızlığını da açıklamak için yaratılmıştır. Genellersek işsizlik ve düşük ekonomik faaliyet yetersiz rekabetin kanıtı olarak görülmüş ve bunlarla "deregülasyon" adındaki sihir, yani bankacıların ve oligarkların hükümet kısıtlamalarından serbest bırakılması yardımıyla savaşılması gerektiği savunulmuştu. Eger deregülasyon işe
Bu oğlan cehalet, kız ise yoksulluk. Onlardan ve onlar gibilerden koru kendini. Ama özellikle oğlandan koru, çünkü alnında ‘İnsanlığın Sonu’ diye yazdığını görüyorum