George Orwell, 1984 adlı romanında sorduğu gibi; "Sonuçta, iki artı iki'nin dört ettiğini nereden biliyoruz? Veya yerçekimi kuvvetinin işlediğini? Ya da geçmişin değiştirilemez olduğunu? Eğer geçmiş de, dış dünya da sadece zihinlerde varsa ve zihinler kontrol edilebiliyorsa, o zaman ne olacak?" Bu son soru, bugün daha da büyük önem kazanmıştır çünkü felsefeci Hannah Arendt'in öngördüğü gibi, yanıltıcı bilgi ve propaganda bombardımana tutulan insanlar hiçbir habere inanmaz olurlar. Hatta daha da kötüsü olabilir. Sosyal medyalarına sıkışıp kalmış, güçlü duyguların girdabına kasten kaptırılan, biri gidip biri gelen öfke nöbetleri içindeki insanlar, içinde yaşadıkları topluluklardan ve demokratik söylemlerden kopabilirler. İnternette oluşturulmuş, gerçeklerden kopuk bir alternatif dünyada yaşamaya başlarlar. En aşın seslerin en gür çıktığı, yapay yankı odalarından geçilmeyen, tüm bilgilerin şüpheli veya taraflı olduğu, uzlaşma kültürünün unutulduğu ve hatta kınandığı bir dünyadır bu