Barış

Paranın yaratılması-Banka ve Borç krizleri
Miriamın bisiklet imal ettiğini, daha hafif ve dayanklı karbon fiberden bisiklet gövdesi yapabilmek için bir makine almay planladiğını ve bankacısından bes yl vadeli bes yüz bin euro kredi talep ettiğini farzedelim. Bankacı ona kredi vermek için bu bes yüz bin euroyu nereden bulacak? Acele edip, ""Diğer müşterilerin bankaya yatırdıkları mevduattan," deme, Doğru cevap: Hiçbir yerden.. Yoktan var ederek!i Nasıl m? Çok basit. Bankacı sadece elektronik veritabanına Miriam'ın ismine ait hesap numarasına ya da müşterilerin hesap bakiyelerini gösteren deftere bir beş rakamı ve arkasından beş adet sıfir yazar. Miriam hesabını kontrol ettiğinde ATM ekranında yanıp sönen "Bakiye: Beş yüz bin euro" ibaresini görünce çok sevinir ve hemen parayı makine üreticisine aktarır. Böylece yarım milyon euro yoktan var edilmiştir... Ancak 1920'lerden itibaren bankacılık rayından çıktı. iki şey değişmişti. Öncelikle Sanayi Devrimi sonrasında piyasa toplumlarının ekonomileri ve tabii onlara yakıt olarak gereken borç meblağı muazzam oranda büyüdü. ikincisi ise, bankacılar işler kötüye gittiğinde kendilerini durumdan sıyırmanın yeni yollarını bulmaya başladılar. Örneğin Miriama kredisini verdikten sonra borcu parçalara ayırıp başka kişilere satıyorlardı. Bankaya borç verdikleri her yüz euro için bes bin yatırımcının her birine Miriam'in bes yüz bin euroluk borcundan beş binde bir hisse veriliyordu. Neden yatırimcılar bu hisselere yatırım yapmak istemişlerdi? Çünkü banka onlara yüz euroyu bankaya mevduat olarak yatrsalar alacaklarından daha yüksek faiz veriyordu (yine de onlara ödenen toplam faiz tutarı Miriamın ödemeyi kabul ettiğinden daha düişüktü). Böylece banka- bes yüz bin euro ederindeki anaparayı hemen geri almış oluyor ve Miriam borcunu ödediğinde de kâra geçiyordu. Miriam iflas edip
Reklam
Küresel Ticaret, Çitleme ve Piyasa toplumun doğuşu
İngiltere ve İskoçyadaki toprak sahipleri bir zamanlar kendilerinden daha düşük sosyal mevkide bulan tüccar ve firsatçi denizciler servetleriyle kendilerini gölgede bırakmaya başlayınca şaşkına döndüler ve bir noktadan sonra eskiden düşünülemez olanı düşünmeye başladılar: Eger bu pis tüiccarlarları yenemiyorsak neden onlara katılmayalım? Kale kulelerinin pencere lerinden toprağı işleyen kölelere bakarken şöyle düşündüler: Serflere soğan ya da pancar ektirmenin faydası ne? Pancartn uluslararas: piyasalarda değeri ne ki? Hiç! Böylece cesur bir karar verdiler: Yükselen küresel piyasalara ulaşım sunmayan pancar ve soğan gibi kolay bozulabilen ürünler- den kurtul, mülkünün sınırlarını çitle çevirerek belirle, bu yolla ge- niş kapalı alanlar yarat, zavallı serfleri tasfiye et ve onları yünlerini uluslararası piyasalarda büyük meblağlar karşılığında satabileceğin, itaatkâr koyun sürüleriyle değiştir. Böylece İngiltere dünya tarihinin en vahşi dönüşümlerinden biri olan toprak çevirme, namıdiğer Çit- leme dönemine girmiş oldu. Birkaç on yal sonra hiçbir sey eskisi gibi olmayacaktı. İngiliz kırsalının görünümü tamamen değişmişti. Serfler arasında yüzyillardır devam eden, aile büyüklerinin alışkanlıklarını ve işini devralarak aynı toprak sahibi ailenin emrinde nesilden nesile aynı arazide yaşama şekli, yani devamlılık duygusu aniden sona erdi. Köylülerin yüzde yetmişinden fazlası evlerinden ve atalarının yaşadığı arazilerden atıldı. Yaşanan dönüşüm yıkicı, zalim ve çok etkiliydi.
Küresel Ticaretin Doğuşu
İngiltere, Hollanda, İspanya ve Portekizden yola çıkan tüccarlar gemilere İngiltere ve İskoçyadan yün doldurdular, bunu Şangayda Çin ipeğiyle, onu da batıya dönüşe geçmeden önce Yokohamada Japon kılıçlarıyla değis tokuş ettiler. Hindistan'da mola verip Mumbai'da kılıçları verip baharat aldılar, baharatları da İngiltere'ye geri getirip baştakinden çok daha fazla yün alarak tüm döngüyü yeniden başlattılar. Bu süreçte yün, baharat, ipek ve çelik kilıçlar uluslararası değere sahip, yani takas değeri çok uluslu piyasalar tarafindan belirlenen küresel mallara dönüştüler ve yeni pazarlarda bu gibi ürünleri satan tüccarlar büyük servetler edindiler.
Sayfa 40·Kitabı okudu

Barış

, bir kitap okudu
10/10
·342 syf.·
Beğendi
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Ocak 2025 00:00
·
2025 7. kitabı
Kemal Tahir
8.5/10 · 5,3bin okunma
Savaş yıllarında karadenizli-rum-yahudi Ticareti ve Sefahat
“Ermeni sürgünü sırasında, beni Kâhya emmim sürgünlerin başına müfreze komutanı diktiydi. Şuraya buraya bir zaman gittik geldik. Sürgünün ardı alınınca ben Bucak Müdürlüğü istedim. Trabzon Valisi Azmi Bey uygununu ararken İstanbul’dan bir mektup geldi. Bizim orada Kirye Anesti adında bir Rum tüccar vardı. İttihatçıların zamanında Kâhya emmimle Rusya’ya öteberi götürürlerdi. Savaş patlayınca herif ne düşündü, düşündü, ardiyeyi dükkânı anahtar vermecesine satıp İstanbul’a gitti. Mektup bu Kirye Anesti’den... Diyor ki, ‘Mehdi yeğenim, durmasın gelsin. Burada işler gayet tatlı,’ diyor. Allah bilir ya, hiç istemedim! Kâhya emmim, ‘Atla git! Bir dolan bakalım, neyin nesi?’ dedi. Bizde büyük lafı çiğnemek yoktur. Geldim ki, İstanbul’da işlerin en kıyak sırası... Yerine düştünüz mü, bin lira yatırıyorsunuz, iki çevirmede on beş yirmi bin lirayı cebe indiriyorsunuz! Kirye Anesti, yapılacak işi çoktan kestirmiş. Romanya’dan mısır getirip Karadeniz kıyılarında fındıkla değişeceğiz. Fındığı Avusturya üstünden İsviçre’ye aşıracağız. Arada askeriyeye çalışan dokuma fabrikalarından kaput bezi, şayak mayak almak da var. Herif gâvur olduğundan açıkça girişemiyormuş. Vali Azmi Bey’ den arkalama mektupları getirttim. Düzeni kurduk. Balık pazarında, bunun kadar bir oda... Bir masa, iki iskemle sığar sığmaz! Ama yıllar Birinci Dünya Savaşı’nın para harmanı yılları... Yirmi vagon yakaladınız mı, kazandığınız parayı yazıhane almaz. Altı aya varmadan ben paranın hesabını şaşırdım. Yunanlılar düşmanlarımıza katılıp savaşa girinceye kadar bu fırtına böyle sürdü. Yunan savaşa girince, Anesti gâvuruna, ‘Tadı kaçtı çorbacı, uygun bir şey vereyim de hisseni bana bırak! Ortalarda görünmesen hakkında hayırlı olur. Büyük yerden duydum, piyasada dolaşman sana iyilik getirmeyecek,’ dedim. İki güne