Viktorya döneminde yaşamış atalarımızdan , yaşamdaki tek gerçek sorununun mantığımızla ne yapılacağına karar vermek olduğu ve iradenin karar verileni bize yaptırmak için hazır beklediği inancını miras almışızdır . Artık sorun ne yapılacağına karar vermek değil , nasıl karar verileceğine karar vermektir . İradenin temelini sorgulamaktır .
Aşk , önceleri harekete geçiren bir güç , bizi yaşamda daima ileri götüreceğini güvendiğimiz bir kuvvet olarak algılanmıştı . Fakat günümüzdeki büyük değişiklikler , aşkın harekete geçirici gücünü sorgulamamız gerektiğini göstermektedir. Öyle ki aşk artık kendine sorun olmuştur .
Aşkı bulamayanlar kendilerini sadece yoksun hissetmekle kaldılar , daha derin ve daha yıpratıcı olan içsel boyutta , kendilerine verdikleri değer de düştü .
Geçmişte kendimizi yönlendirdiğimiz eski mitler ve simgeler yok artık ; kaygı kol gezmekte ve bizler , birbirimize sıkıca sarılıp hissettiklerimizin aşk olduğuna kendimizi ikna etmeye çalışıyoruz . İrademizi kullanmıyoruz , çünkü bir şeyi veya kişiyi seçtiğimizde diğerini kaybetmekten korkuyoruz ve kendimizi şansımızı denemeyecek kadar güvensiz hissediyoruz .