Vukuat Var, kitap incelemesi
Puan vermedi·410 syf.··
2026 31. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2026 23:46
“… öyle mi? Hiç bitmeyecek mi senin bu okuman? +bitmeyecek. -hiç mi? +hiç. -niyetin kâtip olmak mı yani? +hayır. -ya? +insan olmak” Orhan Kemal’in okuması en keyifli kitabıdır. Zamanının güzel hikayelerine ev sahipliği yapan Çukurova’dan çıkma bir romandır. Garip anası bir yana; ayyaş, başa bela ve karaktersiz aile fertleri arasında büyümüş bir fakir kızdır Güllü. Aşkına kavuşması engellenmiş oğlanla, hevesi kursağında kalan Güllü. Zengin, vizyonsuz, çapsız biriyle evlendirilmesi mevzu bahistir. O zamanların edebiyatını, film dünyasını çekip çeviren bu senaryolar; şimdilerde klişe gelebilir ama toplumun ve bireylerin şekillenmesi, statü ve cinsiyet ayrımcılıklarının aşılabilmesi açısından zamanının önemli eserlerinden olduğunu düşünüyorum. Kadının, erkek egemen toplumdaki ve ailedeki yeri; kadın-erkek, zengin-fakir, dost/akraba ilişkileri, işçiler/emekçiler, patronlar/ağalar, yokluktan zirveye, acılardan mutluluğa doğru bir hayat kurma çabası... Böyle bir roman işte Vukuat Var. Orhan Kemal, harikulade yazmış. Mest oldum. #kitaplayseyorumum #hanımınçiftliği #vukuatvar #özgünamal #keşfetteyizzz
Vukuat Var (Hanımın Çiftliği 1)Orhan Kemal · Everest Yayınları · 20231,281 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2026 103. kitabı
"Allah seni Karadeniz'e bağışlasın, bir de Karadenizliye." Esme kızımız çok ünlü bir fenomendir ve çekim yapmak için Karadeniz'e gider. Karadeniz'in ortasında, tmetropol insanı olduğunu ve böyle bir yerde yapamayacağını dile getirirken bunu duyan Çakır içten bir beddua eder. "Allah seni Karadeniz'e bağışlasın, bir de Karadenizliye." Tesadüfe bakın ki o adam da Esme'nin dikkatini çekmiştir. Gülüşü çok hoş olan beyefendinin fotoğrafını izinsiz çekip paylaşır Esme. Ancak o da ne? Başına güzel bir çorap örmüştür zira kendisine içten ah ettiğini bilmediği ve gülüşünü beğenip izinsiz çektiği adam Karadeniz'in ünlü iş insanıdır. Olan bitene çok sinirlenmiştir. Bir adı vardır onun ve bir fenomen bu şekilde paylaşamaz. İkilimiz bir araya geldiğinde ise sevda denen bela bulaşır onlara. Biri çok ünlü ve kuralcı iş adamı, diğer rahatına aşırı düşkün bir fenomen. Sizce sevda mı kazanır inat mı? Aşırı eğlenceli bir kitaptı, bayıldım ve okurken çok güldüm. Esme'ye çok kızdığım oldu. Ama Çakır da sinirlerimi az zıplatmadı. Sevince insan orta yol arayıp bulmalı bence. İkisi de birbirinden inat. Akıl başa ancak sevdiğini kaybedince gelir. Hem kıskanç hem inat olan bu ikiliyi çok sevdim. Yazarın ellerine sağlık. Mutlaka okumalısınız. İmera Fera
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Karmayı Bozdun, Sana Aferin!
7/10
·256 syf.·
2026 3. kitabı
Bir Varmış Bir Yokmuş Masal denince akla çoğu zaman iyilerin kazandığı, kötülüğün cezalandırılıp diğerlerinden net çizgilerle ayrıldığı dünyalar gelir. Yaygın kanının aksine sahici masal dünyasında bu netlik öyle kolay kolay vaki olmaz; iyi ile kötü arasındaki sınırlar bulanıktır, adalet pek çok kez gecikir ve bizler kurtuluşun ağır bir bedel taşıdığı karanlık bir evrenle baş başa kalırız. Isırgan Otu ve Kemik tam da böyle bir yerde duruyor: sessiz bir öfkenin, güç bela atılan adımların ve korkuya rağmen vazgeçmeyen bir yalnızlığın hikâyesi. Kahraman mitini parlatmak yerine onu söküp yerine daha sahici, daha kırılgan ama bir o kadar da dirençli bir insanı koyuyor. Yeni Bir Kahraman İnşası: Marra Bu anlatının merkezinde “seçilmiş kahraman” değil, kendi isteğiyle yola çıkmamış ama gitmek zorunda kalan bir kadın var.Marra’nın hikâyesi büyük zaferlerden çok, küçük ama ısrarlı adımlarla ilerliyor. Korku anlatıda asla tamamen yok olmaz; hatta çoğu zaman Marra onunla birlikte yürür. Bu yüzden anlatı, epik bir kurtuluş hikâyesinden çok, dayanmanın ve devam etmenin hikâyesine dönüşür. Gerçek Kötüler, Kanıksanmış Acılar Hikâyedeki kötülük de tek bir noktada toplanmaz. Açık bir canavardan ziyade, kanıksanmış bir hane içi şiddetin nasıl görmezden gelindiği üstüne şekillenir. Marra’nın ailesi -özellikle annesi- doğrudan zarar vermekten çok, olan biteni değiştirmemeyi seçerek bu suça toplumun nasıl iştirak ettiğini gösterir ki bu hikâyedeki rahatsızlığı daha gerçek ve daha tanıdık bir yere taşır. Başkasının Kuklası Olmak Kukla hancı gibi figürler ise insanın hayatının öznesi olmaktan çok sistem içinde edilgenleşmiş bireyin temsilidir. Burada mesele sadece fiziksel bir tutsaklık değil, travmanın ve korkunun insanı nasıl içselleştirdiği kavramlara evrildiğidir. Bu yönüyle
Isırgan Otu ve KemikT. Kingfisher · Eksik Parça Yayınları · 2024251 okunma
Bir Akrep Burcu İnsanının Aldığı İntikamın Kitabı İncelemesi :)
7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
19 saatte okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 14:53
Hadleyburg, sınanmamış dürüstlüğüyle övünen insanların yaşadığı sakin, sıradan, olabildiğince olaysız bir kasaba. Dürüstlükleriyle o kadar övünüyorlar ki ister istemez "bu kadar övünüyorlarsa kesin orada bir sıkıntı vardır" hissi geliyor. Zamanında kasabalarına gelen ve bir şekilde ayıp ettikleri yabancı (tahminen akrep burcu) tam burada devreye girip “Madem bu kadar güveniyorsunuz kendinize, alın size bir çuval altın” diyerek hem intikam alıyor hem de bütün kasabayı psikolojik survivor yarışmasına çeviriyor. Kasabanın temel mottosu şu: “Biz dürüstüz.” Ama bu dürüstlük öyle içten gelen bir erdem değil; daha çok vitrinde duran, tozu alınmış bir aile gümüşlüğü gibi. Kimse gerçekten sınanmamış. Yani ortada ahlak mı var, yoksa sadece fırsatsızlık mı var, belli değil. Twain’in bütün mizahı da buradan doğuyor zaten: İnsanlar kendilerini erdemli sanıyor çünkü henüz başlarına düzgün bir bela gelmemiş. Kasabaya gizemli bir yabancının gönderdiği altın torbası adeta toplu karakter testi oluyor. Ve ne ilginçtir ki, kasabanın en “saygın” insanları “Aslında o ödül bana ait olabilir” diye düşünmeye başlıyor. Dürüstlük bir anda esnemeye başlıyor; önce küçük bir mantık oyunu, sonra ufak bir yalan, ardından “Zaten teknik olarak hırsızlık sayılmaz” seviyesine geliyorlar. Twain burada insan doğasını öyle acımasız ama komik bir şekilde anlatıyor ki okurken hem gülüyor hem de “Biz olsak ne yapardık acaba?” diye kendinize soruyorsunuz. Çünkü karakterlerin çoğu kötü insanlar değil. Yazarın başarısı da burada: Karakterler karikatür gibi görünse de fazla gerçekler.Özellikle kasabanın topluca rezil oluş süreci inanılmaz keyifli. Herkes birbirinin dürüstlüğüne güveniyor ama aynı zamanda gizlice birbirinden şüphe ediyor. Kitabın dili de oldukça iğneli. İnsanları doğrudan
Edebiyat & Roman
Hadleyburg'ü Yozlaştıran AdamMark Twain · Can Yayınları · 20201,124 okunma
10/10
·158 syf.··
2026 20. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 20:00
Yeniden İnanmak: İmanın Estetiği ve Amelin Çilesi ​Günümüz Müslümanına inancını ve amellerini en çıplak haliyle sorgulatan, bizi konfor alanımızdan çekip çıkaran bir eser bu. Okurken bir yerden sonra alıntı yapmayı bıraktım; çünkü kitabın tüm cümleleri birbirine öyle bir hikmetle bağlanmış ki, birini kopardığımda diğerinin boynu bükük kalıyordu. Kelimelerin her biri, bütünün o muazzam mimarisinde birer kilit taşı gibiydi. Bu yüzden kitabı bir "yekün" olarak, bir bütünün sesi olarak değerlendirmek en doğrusu. ​Rasim Özdenören bu eserde aslında bize bir ayna tutuyor. Kitabın sayfaları arasında gezinirken, zihnime o sarsıcı ayetler düştü: “Ey iman edenler, iman edin!” ve “İnsanlar, 'iman ettik' demekle, imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı sanıyorlar?” ​Gelenek ile Modernite Arasında Sıkışan Ruh ​Pek çoğumuz Müslüman bir ülkede, Müslüman bir ailede gözlerimizi açtık. Peki, gerçekten "Müslümanca" yaşıyor muyuz? Yoksa içinde ruhun barınmadığı, imansız amellerle mi dolduruyoruz defterimizi? Ya da tam tersi; kalbimizin derinliklerine hapsettiğimiz, hayata ve sokağa sirayet etmeyen ölü bir imanımız mı var? ​Özdenören, bizi şu çetin sorularla baş başa bırakıyor: ​Yaşadığımız İslam, Allah'ın muradı mı, yoksa modern toplumun bizi ehlileştirmek için sunduğu "steril" bir din mi? ​Geleneklerin konforuna sığınıp, alışkanlık haline getirdiğimiz ritüelleri İslam’ın özü mü sanıyoruz? ​Bir Kalp İnkılabı Olarak "Yeniden İnanmak" ​Dile kolay ama insanın kendi savunma mekanizmalarını yıkıp bu sorulara dürüstçe cevap vermesi, bir "kalp inkılabı" gerektirir. Bildiklerini sıfırlayıp, o ilk günkü heyecanla "yeniden inanmaya" niyetlenmek büyük bir cesaret işidir. Çünkü bu yol; tembelliği, hazıra konmayı ve taklidi bir kenara bırakıp azimle hakikati aramayı, bulduktan sonra da onu bir "amel-i
Alıntı
Yeniden İnanmakRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 20091,100 okunma
Puan vermedi·192 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 23 Mart 2026 12:03
Bir kadın düşünün, varlığından kimsenin haberdar olmadığı. Bir kadın düşünün ömrünün altmış bir yılının kapalı kapılar, camlar ardında geçirmiş. Iris Lochart bir gün bir telefon alır. Telefonun ardındaki kişi, akrabası olan Euphemia Lennox'un artık taburcu olacağını bu konuyla ilgilenecek kişinin kendisi olduğunu söyler. Iris için kalan hayatını sorgulamasına neden olacak bu telefon büyük şok etkisi yaratır. Aile sırrını çözmek için Alzheimer hastası olan babaannesinden ve hastanedeki görevlilerden bilgi almaya çalışır. Bir şekilde bu sırrı çömelidir. Euphemia, babaannesinin ele avuca sığmayan kız kardeşidir. Dönemine göre asi sayılabilecek davranışları sebebiyle dışlanmış olan Esme, Kitty için planlanmış bir evliliğin ihtimalini de ortadan kaldırınca bütün gözleri üzerine çekmiştir. Annesinin elbisesini de denemesi bardağı taşıran son damla olmuştur. Ailesi bu yaşadıklarını normal kabul görmeyerek o dönemin zengin ama başa bela olacak kişilerinin kapatıldığı bir akıl hastanesine yatırma kararı alır. Bu sırada Kitty başka bir evlilik yapar. Esme akıl hastanesinde ilaçların etkisindeyken, ablası bambaşka bir yola girer. Artık hayatın akışı kardeşler için tamamen değişmiştir. Hamnet 'in yazarından okuduğum bu kitap akıcı ve sade bir dil ile kaleme alınmıştır. Geçmişe gidişlerin olduğu, karakterlerin kendi bakış açılarının da yer aldığı kitap, gel gitlerden oluşsa da okudukça akışına uyum sağlıyorsunuz. Sadece kitabın sonunun biraz açık uçlu kaldığını düşünüyorum. Belki de yazarın bizim tamamlamamız için bıraktığı bir boşluktur bu. Okurken çok keyif aldığım, güzel bir kitap oldu kendisi.
Esme Lennox Nasıl Yok OlduMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20243,018 okunma