Yıl 1917… Rusya’da devrim olmuş, birinci dünya savaşı kapıda… Yeni mezun genç bir doktor… Bildiği her şey okuduklarından ibaret. Okulu yüksek notlarla, oldukça iyi bir dereceyle bitirmiş. Okulda amfiden birkaç ameliyat izlemiş olsa da elini daha neşter bile almamış. Hiç doğum yaptırmamış. Ve bu genç doktorumuz taşrada bir hastaneye atanır. Taşra şehirden de şehirdeki tüm karışıklıklardan da uzaktır. Taşrada ne devrim ne de Burada 2 ebe ve 1 sağlık memurundan başka kimsesi yoktur. Tek doktor olarak tüm sorumluluk ondadır. Başlarda gelen her vaka ödünü koparır. Aradan aylar geçer, işleri eline yüzüne bulaştırmaz ama korkusu da geçmez.
Yazarın en büyük başarısı (bana göre) doktorun ruh halini okuyucuya olduğu gibi geçirebilmesi. Ben kitap boyunca gelen her vakada doktor adına korktum. Uyumsuzluğunu, kendine güvensizliğini, kaygılarını hissedebildim.
Tavsiye eder miyim? Kocaman bir evet…