Bundan üç yıl önce elime geçen, ilk okumamı klasik okuma yolu tutarak, ikinci okumamı sınav kaygısının verdiği mecburiyetle yaptığım bu hacimli kitap için bir de inceleme yazmak şart oldu gibi. En azından yazmaya gayret etmek diyelim. Tabi bu gayrette benden ziyade mesaj kutuma sıklıkla tavsiye edip etmeyeceğimi soranların payının olduğunu da itiraf etmek zorundayım. Sırf bu yüzden son bir haftadır bulduğum ilk fırsatlarda kitabı son kez üstten bir okuma ile tamamlayıp, vaktiyle aldığım notları düzenleyip hâlâ yaşayan -ve hâlâ akademik metinler yazan- Wallerstein'in elime geçen metinlerini de tarayıp bir yandan neleri bilmediğimi görmüş, bir yandan da siteye belki bir inceleme daha kazandırmış olurum. Benim kanaatime göre bu kitap kendinden menkul bir kıymete sahip. O yüzden en diri zihinle okunması gerekiyor. Soranlara da ilk ikazım bu oldu.
Kitabına "Yaşadığımız dünyayı anlamak" önsözüyle başlıyor Wallerstein. Sosyal bilinciliğin şânındandır bu girişi yapmak çünkü en büyük çile anlatmak değil, anlaşılmaktır. Bu sebepten yaşadığımız dünyayı anlamadığımız takdirde bizlere sunulan fenomenlerin illüzyonu ile hareket etmeyi sürdürebiliriz. Yazık ki öyleyiz de. Kavramlar ancak kendi zamanlarının bağlamı içinde anlaşılır, der Wallerstein ki haklıdır. Eğer hem terörizm hem de küreselleşmenin fenomen, anlam ve izleklerinin özünü kaçırırsak ne dünya sistemlerini ne de kendi özel kullanımıyla dünya-sistemlerini anlayamayız. Kitabın girişte zihni diri tutup sonraki sayfalarda kopmayı önlemek için aldığı bu önlem, beraberinde devlet, devletlerarası sistem, üretici hanehalkları, kimlik grupları, sınıflar, firmalar vs kurumları da getirecektir. Hazır olmak, hatta şaşırmayı sıradan bir refleks olarak görmek durumundayız. İlk bölüm bu fenomenlerin bilgi ayağı, sonraki üç bölüm ise
!!
Tecavüzcü erkekler kadınları salt bir cinsel nesne olarak gördükleri için, cinsel şiddete dayalı davranışları düzene koyması beklenebilecek duyguların hiçbirine sahip görünmüyorlar.
Gerçekten, bu tür adamlar tecavüz ediyorlarsa, bu, değer sistemlerinde tecavüzü önleyecek hiçbir mekanizma bulunmamasındandır.
Erkeklik fiziksel güç ve saldırganlık yoluyla gerçekleşir.
Erkeklerden beklenen ve kabul edilebilecek olan, öfke türü ifadelerdir, başkalarına gösterilen duygusal yakınlık ve ilgi ise tehlikeli sayılır. Geleneksel anlamda kadınca addedilen hiçbir özellik ya da davranışa itibar edilmez ve bunlardan kaçınılır.