Seyir, yaşamı sezgisel bir yerden kavramaya, ‘an’da olmayı ve içsel sesi dinlemeyi öğütleyen, zaman zaman ilham verici bir anlatı sunuyor. Ancak dönüşüm yolculuğunu anlatan bir kitapta, sürekli ‘iyi hissetme’ hâlinin yüceltilmesi, hayatın temel duygusal gerçekliğiyle çelişiyor. Oysa gerçek dönüşüm ve bedenin hissedilmesi tüm duygulara alan açarak mümkün olur. Ma karakterinin rehberliği bazı anlarda travma bilgisi açısından yüzeysel kalabiliyor; duygu regülasyonuna, bedensel farkındalığa vurgu yapılırken ruhsal gelişimi sadece ‘pozitif hissedişe’ indirgemek, okuyucuyu yanıltabilir. Bazı anlarda duygulara şefkatle eşlik etmek yerine, doğrudan çözüm odaklı tavsiyelere yönelmesi, duygularla derin bir temas kurmak yerine onları hızla geçiştirmesi, travma bilgili bir yaklaşımla çelişiyor. Bu nedenle, yeterince kendilik çalışması yapmamış bireyler için Ma’nın söylemleri farkındalık sunmaktan çok spiritüel egoya alan açabilir. Yine de farkındalık yolculuğuna çıkanlar için bazı cümleleri durup düşündüren, yer yer aydınlatıcı bir metin.
“Konu zihin ve davranışları açıklamak oldugunda sadece nörokimyadan bahsetmek yeterli degildir... Sorun tek başına serotonin yokluğu ya da eksikliğinin belli tezahürlere "neden" olmamasıdır. Serotonin, moleküller, sinapslar, yerel devreler ve sistemler düzeyinde çalışan ve hem geçmis hem de bugünkü sosyokültürel faktörlerin de güçlü bir şekilde müdahale ettiği son derece karmaşık bir mekanizmanın parçasıdır.” Antonio Damasio