Negatif diyalektik, bağışıklığın temel özelliğidir. İmmü­nolojik başka, kendiliğin [Eigene] içine giren ve onu olum­suzlayan negatiftir. Bu kendilik başkayı olumsuzlayamaya­cağı zaman, kendini bırakır. Kitabın başlarından bir alıntı. İleriki sayfalarda durum nedir bilmiyorum bilmek için çaba da sarf etmedim. Çünkü ilk 20 sayfadan sonra geriye dönüp baktığımda anladığım cümle sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu. Sanki sadece felsefecilerin anlaması için yazılan bir kitaptı. Bazen Türkçe bilmiyor gibi hissetmek bazen de acaba ben hiçbir şey bilmiyor muyum neden anlayamıyorum gibi şeyler düşünmek oldukça normal bir hal almaya başlayabiliyor. Kısacası toplum ile ilgili ne söylemek istediğini anlamak epey güçtü ki ben başaramayanlar arasındayım. Dediğim gibi ileride belki bu durum yoktur ama insan okuduğu şeyi en başından itibaren anlamak istiyor. Orhan Veli'nin Garip akımına hak vermek için harika bir kitaptı. "Bir şey ne kadar derinse, o kadar yalın anlatılabilir."
Yorgunluk ToplumuByung-Chul Han · Açılım Kitap · 20152,167 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2025 24. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 19 Aralık 2025 13:21
Kitabın ikinci yarısı daha cesur, daha çıplak. İlk bölümde “ne yaşadım?” sorusu varken, sonlarda “neden susmuşum?”a dönüşüyor. Evrim Kuran burada artık sadece anlatmıyor; hesap soruyor. Ama bağırarak değil, dimdik durarak. Bu kısım özellikle şunu söylüyor: > Toplum, kadının haddini aşmasını başarı değil ayıp sayıyor. En vurucu tarafı şu: Yazar kimseyi şeytanlaştırmıyor. Aileyi, düzeni, iş dünyasını… Ama hepsinin kadına biçtiği görünmez sınırları ustalıkla ifşa ediyor. Ve evet, kitap ilerledikçe insan şunu fark ediyor: Başaramayanlar değil, başaranlar özür dilemek zorunda kalıyor. Bu kitap bir kişisel gelişim kitabı değil; bir hesaplaşma metni. Ne motive etmeye çalışıyor ne de “sen de yaparsın” diye gaz veriyor. Diyor ki: > “Yaptım. Bedelini de ödedim. Şimdi dürüstçe konuşuyorum.” Bu kitap, çok şey yapıp çok az alkışlanan kadınların sessiz biyografisi gibi. Eskiden “sus, ayıp” denirdi. Şimdi bu kitapla biri çıkıp diyor ki: “Sustum. Ayıp olan buydu.”
Başarılı Bir Kadın Olduğum İçin Özür DilerimEvrim Kuran · Mundi Yayınları · 2024238 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hayattayken belki bir şans yakalarım.
8/10
·256 syf.··
2025 11. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Eylül 2025 00:12
“Ölmeye hazırdım. Fakat anlaşılan o ki, her zaman benim en iyi arkadaşım olan Tanrı’nın başka planları, beni hayatta tutmak için başka nedenleri vardı. ‘ Bu ne anlama geliyor? Elimden tut, bana yol göster.’ Dedim ve son bir gayretle ayağa kalktım.” Kitabın ilk sayfalarında yer alan okuyacağım eserin aslında büyük bir mücadele sonucunda oluştuğunu gösteren birkaç cümleydi. Son zamanlarda okuduğum en sürükleyici kitaplardan biri. Sürekliyici olmasının yanında kalbimin buz kestiği “ ne olur öyle olmasın” diye bir yandan gözyaşlarımı tutamadığım bir hayat öyküsü. Acıyla yoğrulmuş başarı hikayesini okurken eminim benim gibi bir çok kadının aklından aynı düşünceler geçmiş, kalbi aynı şekilde acımıştır. Kadın olmak dünyanın her yerinde büyük bir zorlukken; Afrika’da kadın olmak çok farklı boyutta ki bir zorluk… Waris uçsuz bucaksız çölden kaçarken ölümü göze aldı. Peki onun gibi ölüme göze alamayanlar, ölümü göze alıp başaramayanlar… Dünyanın herhangi bir yerinde bir tek insanın dahi acı çektiğini düşünmek; “ Dünya hassas kalpler için bir cehennemdir.” diyen yazarı haklı çıkarmaktan başka bir şey değil. Kitabı bitirdikten sonra hayata dair sorgulanacak çok şey olduğunu göreceksiniz. Keyifli okumalar…
Çöl ÇiçeğiWaris Dirie · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201411,7bin okunma
Sineklerin Tanrısı
8/10
·262 syf.··
2025 14. kitabı
Bir grup çocuğun ıssız bir adaya düşmesiyle başlayan bu hikâye, masumiyetin değil, insan doğasının en karanlık yüzlerinin hikâyesi. Benim için bu kitap: İnsanın fıtratının değişmeyeceğini, iyi ya da kötü oluşun doğuştan geldiğini bir kez daha düşündürdü. Çevre bir yere kadar etkiler… Ama günün sonunda insan, ne ise odur. Toplumdan uzak kalınca kurallar silinir, maskeler düşer, roller bozulur. Ve içimizdeki “gerçek” biz açığa çıkar. Bu yüzden Sineklerin Tanrısı, bir çocuk kitabı değil. Bu kitap, büyüyen ama insan kalmayı başaramayanlar üzerine bir uyarı.
Duygu ve Düşünce
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 31. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2025 07:55
Neden binlerce duygumuz var? Duygularımızdan çekinmeli miyiz? Duygularımızı nasıl kontrol edebiliriz? “Her duygumuz bir enstrümandır. İnsan bu enstrümanları bir orkestra şefi gibi yönetmektedir.” “Duygulara mecburi sınırlar konulmamış olması, bu sınırları insanın akıl ve irade aracılığla kendisinin koymadı gerektiğinin de bir göstergesidir.” “ Duygularına meşru zeminler bulamayıp onların etkili seslerini kısmayı da başaramayanlar, onları yürürlükten kaldırmayı dener fakat bu bazı görüntüleri görmekten hoşlanmayan birinin bu rahatsızlıktan kurtulmak için kendi gözlerini kör etmeye çalışmasına benzeyen mantık dışı bir çözümdür.” @mecitomurozturk’ün #duygularıntesellisi kitabı insanın hissettiği bir çok duygunun boşuna olmadığını, bazen hissetmekten utanç duyduğumuz bir dıygunun bile Allah’a ulaşmak, ona kulluk etmek için bir vesile olduğunu görüyoruz. Vicdan, korku, atalet,sabır,ümit gibi birçok duygu ayetlerle,özlü sözlerle,alıntılarla çok güzel işlemiş yazarımız. Kitap bir kez okunup kenara bırakılacak bir kitap değil. Bana göre sürekli başucunda bulundurarak her sıkıntıda okuyup duygularımızın kaynağını ve bize kazandırdıklarını anlayabileceğimiz bir eser.
Duyguların TesellisiMecit Ömür Öztürk · Hayy Kitap · 2025243 okunma
Milli Kültürü Koruma Kanunu
10/10
·252 syf.··
Beğendi
·
2025 19. kitabı
Hüseyin Nihal Atsız “Milli Kültürü Koruma Kanunu” adlı makalesinde Türk dilinin korunması ve devamlılığının sağlanması için uyulması gereken maddeleri şöyle sıralıyor: 1- Gazetelerden başlayarak tabelalara kadar her türlü yazılı yayın vasıtalarından, imla yanlışları için tekerrüründe şiddetlenmek üzere para cezası alınır. 2- Okullarda imlaya ehemmiyet verilir ve bir tatil devresinde bütün öğretmenler kursa çekilerek imlası doğru olmayanlar meslekten çıkarılır. 3- Resmi evrakın doğru yazılması için daktilolar kursa ve imtihana tabi tutulur ve başaramayanlar işlerinden çıkarılır. 4- Tarihçilerle dilcilerden mürekkep bir heyet Türkiye’de Türkçe olmayan adların değiştirilmesi işini üzerine alır. Türkçe olmayan müessese ve coğrafya adlarını en uygun şekilde Türkçeleştirir. Bilhassa Türkçe değil zannıyla cahil gayretkeşler tarafından değiştirilen ve Oğuz boylarına, oymaklarına ait olan yer adları tekrar eski yerlerine verilir (Tarihi bir ananesi olan Konya, Kastamonu vesaire gibi meşhur ve büyük şehir ve kasabalar tabii bundan istisna edilir). 5- Bundan sonra doğacak çocukların adlarının mutlaka Türkçe olması mecburiyeti konur. Fakat uydurma adlara mani olmak için bu heyet tarafından bir ad cetveli yayınlanır. İsteyenler çocuklarına bir de islami göbek adı takabilirler. 6- Soyadı kanunu değiştirilerek soyadlarının başa alınması ve mutlaka “oğlu” veya “gil” ile bitmesi sağlanır. Herkese tarihi soyadını kullanma müsaadesi verilir. Yeniden alınacak soyadlarının Türk dili ve zevkine uygun olması mecburiyeti konur. Azınlıklar soyadlarını ve adlarını almakta serbest bırakılır. 7- “Bay” ve “Bayan” hakkındaki kanun ilga olunarak eski elkap ve unvanlar asri bir şekilde canlandırılır ve kime ne deneceği kesin olarak belli olur. Bu hususun hazırlanmasında Anadolu örfü dikkate
Türkçe
Turancılık Milli Değerler ve GençlikHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken · 01,401 okunma