Bahçıvanlar önce bir bahçe kiraladılar , sonra o bahçeye gelişigüzel çiçek tohumları ektiler. Çok güzel çiçekler filizlendi ama içlerinde yaban otları da vardı. Yaban otlarını sevmediler ,yoldular ama çiçeklerin köklerine zarar da verdiler . Yaban otları bahçeden atıldı . Çoğu soldu . Bir tanesi bahçenin dışında kök salmayı başardı. Yaprakları delik deşikti, solmasını bekliyordu bahçıvanlar . Aynı zamanda güzel çiçeklerine de özen gösterdiler ,onların miraslarıydı o çiçekler. Çiçekler büyüdü ama bahçıvanları hayal kırıklığına uğrattılar. Tohum vermediler ve satılmadılar, bahçıvanlar zarardaydı. Bahçeleri tarumar oldu . Baktılar ki o bahçeden atılan ,kök salan yaban otu direnmeyi öğrenmiş . Bunun üzerine bahçıvanlar yaban otuna "nasıl başardın ,çiçeklerimize o kadar emek verdik ama olmadı ,seni bahçeye geri alalım. Çiçeklerimize de öğret direnmeyi"dediler . Yaban otu da aptaldı kabul etti , onu sevsinler diye çiçeklere direnmeyi öğretmeye çalıştı. Bahçıvanlar arka planda kaldıkça yaban oyuna nefret duymaya başladılar ve onu tekrar bahçeden attılar. Yaban otu yine kök saldı ama bu defa bütün bahçenin etrafını sardı. Bahçıvanları zehirleyip çiçeklere kıyamadı. Ama çiçekler de nankördü . Yaban otu bütün bahçeyi ele geçirip çiçeklerin ölümünü izledi . Bundan acı duysa da devam etti. Kendi bahçesi olduğunda yaban otlarını da çiçekten saydı ve sevgililerin birbirine armağan ettiği buketteki yaban otları ,yapraklar böylece meşru oldu.
“Elime aldığım ürünün dorika topları yıkamada düşüyor. Makinenin içinden topları alırken elim yanıyor. Muhtemelen imalathanede ya da benden önceki tamire gelişinde, tek taraflarından kaynaklandıkları içindir diyorum. Olabildiğince fazla ürün çıkarmak için ürün başına verilen asgari dikkatin ürünü. Kaynaklamaya başlarken gülümsüyorum. İlişkiler de böyle değil mi zaten? Tatlı yalanlarla sadece tutsun diye birbirine yapıştırılan insanlar. En ufak sarsıntılarda kopmaya mahkum. Güzelce kaynaklıyorum, içi boş ama büyük duran altın topları yüzüğe. İnsanlar hep içi boş ama şahşahalı şeyleri sevmiştir zaten. Bense olabildikçe katı, ağır ve kalıplı şeyleri sevdim hep. Net çizgileri olan. Terazi hep ağır basardı benim tarafımdan. İnsanların entellektüel olma, sofistike olma çabasıyla hep dalga geçtim. Basit bir adamdım ben, basit yorumlar yapan. Gerçeğin oldukça basit olduğunu düşünen. Dikenli biriydim. Sonra bunu samimi olmadığım insanlara karşı törpüleyebileceğimi ve kendi dilimi bir yere kadar ısırabileceğimi öğrendim ama herhangi biriyle yakınlaştığım an sızıyordu bir şekilde zihnimin karanlık bölmelerinden çıkan cümleler. Arkada thats not the shape of my heart çalıyor. İki makineye aynı anda bakmak zorundayım şimdi. Çünkü hayat size küçükken oynadığımız oyunlardaki gibi sorunlulukları tek tek ve sırayla vermiyor. Düzgün bir eğitim bölümü bulunmuyor. Hayatınızdaki zorluklarla başa çıkarken mutlu olmayacağınıza, hatta çoğunlukla berbat bir ruh halinde olacağınıza dair bilgiler veren. Ne kadar yorgun olursanız olun çevrenizdeki yapabileceğiniz şeylere odaklandığınızda ve fazla hayallere dalmadığınızda başarabileceğiniz şeylere dair bir bilgi verilmiyor, yeterince saçma motivasyon konuşması dinlememişseniz.”
1000Kitap
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Kıssa | İslam Tarihinden Anekdot
Yermük Savaşı Müslümanların Haçlılarla yaptığı en büyük savaşlardan biridir. Müslümanların Persler üzerine seferler düzenleyerek Irak'ı fethetmesinden sonra Şam ve Filistin'in tehlikeye girdiğini fark eden Doğu Roma İmparatoru Heraklius büyük bir ordu topladı. Şam'daki bu hareketliliği haber alan Hz. Ebubekir, Irak'ta bulunan Halid bin Velid'i Şam orduları komutanı olan Ebu Ubeyde bin Cerrah'ın yerine atadı. Halid bin Velid Irak'tan Şam'a kendi birliğiyle hareket etti ve İslam ordusunun başına geçti. İki ordu Yermük'te karşı karşıya geldi. Müslümanların sayısı 25 binin üzerindeydi. Roma ordusu ise 250 bin kişiydi. Bütün kibri ile Yermük'e doluşan Haçlı ordusu Valentinus, Georgeus gibi komutanlarına çok güveniyordu. Bu savaştan önce Halid bin Velid'in kazandığı savaşlar bütün bölgede konuşuluyordu. Roma ordusu tarafından da bu söylentiler duyulmuştu. Yermük Savaşı Halid bin Velid ve diğer Müslümanların büyük gayretiyle galibiyet ile sonuçlandı. Şam bölgesi Müslümanların kontrolüne geçti. Bugünkü Anadolu topraklarının kapıları fetih için açılmış oldu. Halid bin Velid o gün orduyu savaşa teşvik etmek için bir konuşma yaptı. Onları Rumların topraklarına karşı imrendirdi. Ve şöyle dedi: Bakın şu yiyeceklere, şu nimetlere! Eğer Cihad ve İslam'a hizmet gibi iki büyük vazife ile mükellef olarak gelmeyip de ganimet elde etmek için gelseydik sadece güzelim topraklar için de savaşılırdı. Yeter ki biz bu topraklara sahip olmaya hak kazanalım. İşte o zaman açlık ve fakirlik zilletinden kurtulmuş refaha kavuşmuş oluruz. Roma kumandanlarının büyüklerinden olan (Georgeus) Cerece, Yermük savaşı sırasında ordusunun safından ileri çıkarak Halid bin Velid'i mübarezeye davet etti. Halid de ilerledi. Birbirlerine yaklaştılar. Atları burun buruna gelince Romalı komutan Georgeus (Cerece)
İçimde Hâlâ Koşan Bir Çocuk Var..
Çocukken gökyüzü daha maviydi sanki. Gerçekten miydi bilmiyorum… Belki de insan büyüdükçe renkleri aynı kalsa bile içindeki ışık azalıyordu. Ama o zamanlar dünya daha büyük, daha heyecanlı ve daha güzel görünüyordu ona. Mahalle arasında koşarken nefesi kesilene kadar gülebiliyordu mesela. Bir dondurmanın mutluluk olmaya yettiği yaşlardı onlar. Akşam ezanı okununca eve istemeye istemeye çıkılan… Annenin camdan seslendiği… Dizlerin yara içinde ama kalbin tertemiz olduğu zamanlar… Ve en güzel tarafı neydi biliyor musun? O çocuk hiçbir şey olmak zorunda değildi. Yeterli görünmek… Güçlü durmak… Kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak… Sevgiye layık olduğunu kanıtlamak… Bunların hiçbirini bilmiyordu daha. Sadece yaşıyordu. İnsan galiba en çok da bunu özlüyordu büyüyünce: Hayatı düşünmeden yaşayabilmeyi. Bir gün eski mahallesinin önünden geçti. Her şey küçülmüş gibiydi.
Duygular
Geride kalan yüz yıl içerisinde “hasta adam” olarak ölüme terk edilen Türkiye, yoğun bakımdan çıkıp ayağa kakmayı ve dünyayı şaşırtmayı başardı…
1000Kitap
Bi kaç gündür geç yatmama rağmen sabahın beşinde alarmsız kalkabiliyorum🥳kızın basardı aneey