​Mutluluğu kısa süreli bir haz duygusuna bağlayan bir sistemin içinde yaşıyoruz ve bunu kabul etmiş görünüyoruz. ​Daha iyi bir arabanın, daha iyi bir evin, daha yüksek bir maaşın bizi mutlu edeceğine inanıyoruz, inandırılıyoruz. ​Gerçekten lüks bir arabaya sahip olduğumuzda mutlu olur muyuz? Peki işimizde başarılı olmak? ​Bir sonraki isteğe kadar "evet" dediğinizi duyar gibiyim. ​Ama insanın istekleri sonsuz, kaynaklarsa sınırlı. ​O zaman mutluluk bu olamaz. ​Mutluluk isteklerin tatmini olsaydı, ulaşılması imkânsız olurdu. ​Hele ki günümüz dünyasında.
“İnsanın <euthumiêsi> tatminindeki ölçülülükten ve yaşamındaki dengeden gelir. Eksiklikler ve fazlalıklar değişir ve ruhta güçlü dalgalanmalara neden olur. Ruhların büyük değişim yaşayanları ne dengeli ne de. <euthumos> olur. Dolayısıyla düşünceni mümkün olana yönlendirmeli ve mevcut olanla yetinmelisin, zihninde kıskançlık ve hayranlık uyandıran şeylere fazla yer ayırmamalı, oturup onları düşünmemeli ve huzursuz insanların yaşamlarını gözlemlemeli, onların çektiği büyük acıları düşünmelisin, böylece sana sunulan ve sana ait olan şey büyük ve kıskanılası görünecek, daha fazlasını istemediğin için ruhunda bir acı hissetmemiş olacaksın. İnsan zengin olan ve başkaları tarafından mutlu sayılan kişilere hayran olunca ve oturup onları her saat düşününce, her daim yeni bir şey icat etme ve yasaların yasakladığı şeylerden biri olan, düzeltemeyeceği bir şeyi arzulamak zorunda kalır. Bu yüzden insanın kendi yaşamını daha az başarılı olan insanların yaşamıyla kıyaslayarak bazı şeylerin peşinden koşmaması ve başka şeylerle mutlu olmayı bilmesi, kendisini mutlu sayması, yine insanların neler çektiğini, kendisinin de başkalarının becerdiğinden daha fazlasını yapıp ömrünü daha iyi geçirdiğini göz önünde bulundurması gerekir. Bu düşünceyi yürekten benimsersen, yaşamını daha büyük bir <euthumiê ile> (ruh dinginliği", "gönül hoşluğu" veya "iç huzuru") geçirecek ve kıskançlık, rekabet ve düşmanlık gibi yaşamdaki birkaç yıkım kaynağından olabildiğince uzaklaşmış olacaksın.” Demokritos/ Fragmanlar
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Gecenin hatırlatması: Mutlu insanlar size güzel bir dille konuşur, zarif insanlar size cömertçe iltifat eder, başarılı insanlar sizi ve emeklerinizi takdir eder. Bir insan sizin hevesinizi kırmak istiyorsa, bu üçüne de sahip değildir; dolayısıyla ciddiye alınmayı da hak etmez.
İnsan ve Duygular
Albert Camus şöyle diyordu: “İnsanı gerçekten mutlu eden şeyler sanıldığı kadar karmaşık değildir. Bir parça gökyüzü… İçini diri tutan bir sevgi… Kimseye kendini kanıtlama mecburiyetinin olmaması… Ve insana kendi ruhunu hissettiren bir üretim… Çünkü insanı tüketen şey yoksulluk değil her zaman; çoğu zaman başkalarının hayatını yaşamaktır. Hırs büyüdükçe ruh daralır. Kalabalık arttıkça insan kendinden uzaklaşır. Ve bazı insanlar bütün ömrünü “başarılı” görünmeye harcarken, bir gün aynaya baktığında aslında hiç yaşamadığını fark eder.
Eylül
(Spoiler içermez) Ahmet Sinan Sürücü'nün ilk kitabı EyLüL. Sakın kitap'tan çıkmış. Sinan, İzmir'de avukatlık yapıyor. Aynı dönem staj yaptığımızdan bu yana tanırım kendisini. Severim de. Doğrusu bir kitap yazdığını söylediğinde benim için sürpriz olmadı. Ceza hukuku ile ilgili zaten bir kitabı vardı ve ikincisini yazmıştır diye düşündüm. Çıkarıp verdiğinde ise bir roman olduğunu gördüm ve oldukça şaşırdım. O gün güzel bir sohbetimiz oldu, konu konuyu açtı. ilk defa edebiyata olan ilgisini ve okuduklarini bu şekilde öğrenmiş oldum, doğrusu çok hoş bir süprizdi. Okumak için heyecanlandım. Hemen basladıysam da araya birşeyler girdi, okuyamadım, iki ay sonra ise kitaba ikinci bir başlangıç yaptim. Ve 300 sayfa iki günde bitti. Oldukça güçlü bir girişi var ve daha ilk sayfada okurum ilgisini yüksek bir seviyeye çeken bir hikaye ile karşılaşıyoruz. O ilgi son sayfaya kadar hiç eksilmiyor. Kitap akıp giden cinsten ve elinizden bırakmak istemeyeceğiniz kitaplardan oluyor. En azından benim için böyle oldu. Yüksek bir ilgiyle giriş yaptığım kitap kurgusu ile üç ayrı zamanda ilerleyen yapısıyla oldukça başarılı. Doğrusu tahmin edilmesi zor bir şekilde romandaki düğüm çözülürken okur olaylarin düşündügü gibi ilerlemedigini görüyor. Yazar ustalıkla bir yerde okuru uyutuyor basit bir şekilde olayların sonlanacagı düşünülürken kitap farklı bir şekilde bağlanıyor. Fazla kelimesi olmayan, okuru yormayan, canlı karakterlerine kolayca bağ kurduğumuz, yarattığı atmosfer ile okuru kendine bağlayan bir roman, olaylar ve konu seçimi elimizdeki romanı güncel ve 2020'lerin romanı yapıyor. Kitap da olayların mahkemeye yansıyan kısmını da okuyoruz, burada benim dikkatimi ceken başka birşey var. Yazarın olaylara ustalıkla yön verme biçimi nedeniyle mi avukat olması nedeniyle mi bilemiyorum
İnsan olabilmek en zor şeydir bu hayatta; Cömert olursun, aptal sanırlar. iyi olursun, kullanırlar. Doğru yaparsın, eleştirirler. Başarılı olursun, kıskanırlar. Seversin, kıymet bilmezler.