​"Kontrol etmek iyidir haklısın, başarmak için, çözüm için, birçok zaman işe yarar. Ama seni nasıl tutsak ettiğini de gör. Bir hayat çok fazla kontrollü yaşandığı zaman çıkmaz sokağa döner."
İnsan beyninin günlük sınırlı bir bilişsel bant genişliği vardır; zihnin sürekli cinsel fırsatları taradığında veya yetişkin içeriklere hapsolduğunda büyük işler başarmak için gereken kutsal enerjin dipsiz bir kuyuya akar. Bu modern dünyanın dayattığı en sinsi israftır; potansiyelini birkaç dakikalık tatmin uğruna bozuk para gibi harcarsın.
Psikoloji
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sahibine..
Pardon bayım, ben sizinle hiç öpüşmüş müydüm? Üzgün olduğum zamanlarda duygularımı ifade etmek için kelimelerin arkasına sığındığımı düşünürüm. Bazen de yazmamak için kendimi zorlarım. Dilin ucuna kadar gelen kelimeleri söylemeden tutmayı başarmak ne kadar zor ise, dimağı işgal eden düşüncelerin düşüncesizliklerini dizginleyerek yazmamak için direnmek de o derece zor. İnsan bazen kendini bile isteye zorlu bir yolda bulabiliyor; arzunun, sevginin, belki de sevme ihtiyacının isteği o kadar güçlü ki yanlışların içinden doğru hayallere tutunmaya çalışırken buluyoruz kendimizi. Yeter ki insanın sevmeye gönlü olsun her şey gerçekleşir arzusuyla ilerlediğimizde, bir kelime, bir cümle veya bir soru tüm soğukluğu ile tokatı yüzümüze indirebiliyor. Oysa bedenen bir avcının kurşunu dışında yaralayan, can acıtan, hatta öldüren hiçbir şeye maruz kalmazsın. O kurşuna da kader deyip teslim oluverirsin. Bir avcının kurşunu asla bir insanın samimiyetsizliği kadar can yakamaz. Bitmiş bir şeyin ardından koşmak nasıldır bilir misin? Zamanın içinde geçen her anın avuçlarımın yanmasına sebep olduğunu söylesem, bunun nasıl bir duygu olduğunu anlayabilir misin? Bu durumlarda nefes almakta güçlük çektiğimi ben bilirim de, benim dışımda başka kimler bilir diye bir soruya genel bir tanımlama yaparak cevap bulabilir misin? Yağmurlu havalarda ıslanan kaç güvercin gördün hayatında? Islanmanın arınmak olduğunu düşünen kaç insan tanıdın? Yağmurdan koşarak kaçan insanların, bilmeden kendilerinden kaçtıklarını hiç düşündün mü? Kendisiyle konuşamayan insanların, yanılsama içinde olduklarını, aslında bu durumlarda insanın içine kapandığını, içine kapandığını sandığı anların da yalnızlık olarak nitelendirildiğini söyleyen birilerini tanıdın mı? Yalnızlık, yalnız yapabileceğini düşünen insanın
Yol uzun Yol dumanlı Yol kıvrılıp kalıyor dağların yüreğinde Ayaklarım siyah, yorgun ve yalnız Yürümek nasıl da ağır Yürümek nasıl da tenha Ama kuşlar uçuyor göğünde düşlerimin Ama bahçeler yeşil Dağ çılgın, ova sarhoş Ben bu illerde meczup Ben bu yolculuğun son elçisiyim Can toprakta tohum Can denizde kum Başarmak istiyorum. Nurullah Genç
1000Kitap
"İnnâ fetehnâ leke fethan mubînâ" "Allah'ım, başarmak istediklerimi başarmamı nasip eyle."
Ayla ve her zamanki hali
Ayla gerçek misin hayal mi ? Aylanın zihninde bu soru yankılanıyordu. Yine sorgu yine sual peşindeydi ruhu. Nereye kadar böyle devam edecekti bu. Aklındaki senaryoları tasdik edecek kimsecikler yok muydu? Ne zaman hakikatlerine kavuşacaktı? Sahi kavuşacak miydi? Tek bir çıkar yol vardı Ayla için DNA testi yaptırmaya ikna etmek ailesini. Ancak o zaman öz mü üvey mi yetim mi anlayabilirdi. Yas semptomları olarak yorumladığı çocukluk dönemi sıkıntılarından bazıları yas tuttuğunu düşündüğünden beri gerilemisti. Bunda gördüğü tedavinin de büyük etkisi vardı. Ama hala sıkıntılıydı gercekliğine kavusamamaktan yana. Ne kadar da elim bir vaziyetti gercekligin varyasyonları arasında kaybolması bir zihnin. Onun kimsenin anladığı ve anlamaya çalıştığı yoktu. Artık bu durumu bir nebze kabullenmiş hayatına odaklanmaya çalışıyordu. Tabi bunu başarmak deveye hendek atlatmaktan zordu.