Alparslan Türkeş’in ölümünün ardından MHP’de yaşanan liderlik değişimi, Türk siyasi tarihinin en fırtınalı ve kırılma noktalarıyla dolu dönemlerinden biridir. Bahçeli'nin Başbuğ hayattayken partinin başına geçeceğine pek ihtimal verilmiyotdu. Çünkü kendisi meydanlarda hitabetiyle coşkulu kitleleri sürükleyen bir figür değil; daha çok genel sekreterlik yapmış, arka planda kalan, sakin ve akademisyen kimliğiyle bilinen bir isimdi. Ancak o dönem yaşanan sert güç mücadeleleri ve perde arkasındaki taktiksel hamleler, Devlet Bahçeli’yi bir anda liderliğe taşıdı. O dönem yaşanan süreci anlamak için taşların nasıl döşendiğine kronolojik olarak bakmak gerekiyor.
4 Nisan 1997: Alparslan Türkeş’in Vefatı
Nisan 1997
MHP'nin kurucu lideri Türkeş hayatını kaybetti. Partide daha önce hiç yaşanmamış bir liderlik boşluğu doğdu ve miras kavgası başladı.
18 Mayıs 1997: Silahların Patladığı İlk Kongre
Mayıs 1997
Olağanüstü Kongre'de ilk tur oylamada Türkeş’in oğlu Tuğrul Türkeş en çok oyu aldı ancak salt çoğunluğu sağlayamadı. Diğer güçlü adaylar (Devlet Bahçeli, Ramiz Ongun, Muharrem Şemsek vb.) Tuğrul Türkeş’in genel başkan olmasını engellemek için Bahçeli lehine çekilme kararı aldı. Bu ittifakı hazmedemeyen gruplar arasında büyük bir kavga çıktı; silahlar patladı, sandalyeler havada uçuştu ve kongre ileri bir tarihe ertelendi.
6 Temmuz 1997: Bahçeli'nin Genel Başkan Seçilmesi
Temmuz 1997
Ertelenen kongre nihayet yapıldı. Karşı ittifak gücünü korudu ve Devlet Bahçeli, Tuğrul Türkeş’e karşı 697 oyla (Tuğrul Türkeş 487 oyda kaldı) MHP’nin yeni Genel Başkanı seçildi.
Türkeş sonrası süreçte Bahçeli’nin liderliğe yükselmesini sağlayan şey, kendi kitle karizmasından ziyade diğer adayların "Tuğrul Türkeş karşıtlığı" üzerinden kurduğu koalisyon oldu. Parti içindeki eski tüfekler ve güçlü