Meseleyi anlayabilmemiz için *Ruzi Nazar'ın Türkiye'ye CIA görevlisi olarak gönderildiği, **Fuat Doğu'nun MİT'in başında olduğu günlere kadar gitmemiz lazım...
"Kahramanmaraş Katliamı'ndan önce nelerin olduğunu hatırlamazsak meseleyi tam olarak anlamayız. Ne oldu daha önce? Ankara'dan çeşitli illere bombalı paketler gönderildi. Bana soracak olursanız, bu paketler, 15 Nisan'da Ankarada MHP'nin gerçekleştireceği Büyük Yürüyüş için bir ön hazırlıktı. İlk bomba Hamit Fendoğlu'nun evine gönderildi. Patlamada Hamido, gelini ve iki torunuyla birlikte öldü. Paket 7 Nisanda postaya verilmişti. Aynı tarihte postaya verilen üç bombalı paket daha vardı. İkinci paket Kahramanmaraş'ın Pazarcık CHP İlçe Başkanı Memiş Özdal'a gönderildi. Özdal paketi almadı, geri gönderdi. Paketi açan posta memuru havaya uçtu. Üçüncü paket Adıyaman Emniyet Müdür Yardımcısı Abdülkadir Oltu'ya, dördüncü paket Adanalı zengin Ahmet Akalına gönderildi. Bu paketler de muhatapları tarafından açılmadı. Açılsalar neler olurdu? En kritik soru bu."
* Ruzi Nazar 1917-2015 yılları arasında yaşadı. Özbek kökenli olan Nazar, Sovyetler Birliği ordusunda görev yaptığı yıllardan itibaren bir Türk milliyetçisiydi.
İkinci Dünya Savaşı'nın nihayetinde, rotasını ABD'ye çevirdi. 1955 yılında Amerikan Harp Akademisi'ni bitiren Nazar 1959 yılında ABD'nin Ankara Büyükelçiliği'nde çalışmaya başladı. Ruzi Nazar, gelecekte Türk milliyetçilerin Başbuğ'u olacak Alparslan Türkeş'i ABD'deyken tanımıştı. İkilinin ilişkisi, Türkeş'in Türkiye'de "kontrgerilla öğretmenliği" yaptığı yıllarda pekişti. Türkiyede, Milli İstihbarat Teşkilatı Amerikalılar eliyle çağdaşlaştırılmaya çalışılırken, Nazar o zamanın MİT müsteşarı Fuat Doğu'nun en yakın dostuydu. Nazar, Komünizmle Mücadele Derneği'nin kuruluşunda akıl hocalığı yaptı. 1971 yılında
“Tekmil dünyadaki karınca kardeşlerimiz kitap okuyor, çalışıyor, düşünüyorlar.”
“Bundan bir şey çıkmaz ki” dedi başbuğ. “Kitap okumakla, tutsak karıncaların arasında çalışmakla filler yenilmez ki…”
“ Bak başbuğ kardeşim, beni dinle, onları örgütlüyorum da…
Bir gün bir yolu bulununca, tekmil karıncalar fillerin üstüne saldırınca…”