Peki biz kimiz?
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Harika bir kurguyu 1907 yılı gibi Amerikan halkı için zorlu dönemlerden biri olan yıllarda evrim üzerine yapılan çalışmaların aşırı yaygın olmadığı böylesi bir dönemde evrim hakkında okumalar yapıp hazırlamış. Kitap gayet basit bir akış içerisinde kısaca özetlenebilecek olaylar üzerinden ilerlemekte. Ancak bu basitlik zaten çok öncelerden atalarımızın basit ve hayatta kalma üzerine kurulu yaşamına güzel bir örnek olmuş. Akış içerisinde sıkıcı bir bölüm olmadı. Kızılgöz gibi karakterlerin hala aramızda olması ise biraz moral bozucu.
Alter Ego
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526bin okunma
Bu kitabı herkes okumalı!!!
Puan vermedi·552 syf.··
2022 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2022 21:42
İsrail Başbakanı’nın Albert Einstein’dan Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamasını ve evreni açıklamasını istemesiyle başlayan kurgu, günümüzde bile dinlerine, kutsal emanetlerine ve mabedi olan Mescid-i Aksa'daki kazı çalışmalarına son derece bağlı olan Yahudilerin inanç yapısı düşünüldüğünde, o dönemde böyle bir sorgulamaya girişmeleri açısından mantıksal bir kurgu hatası barındırmaktadır; zira insanlık tarihi boyunca bilmediği her üstünlüğü Tanrı’ya atfederek ve her bireyin kendi belleğinde yarattığı farklı bir Tanrı algısıyla yaşamını sürdürse de din olgusu olmaksızın da evrendeki o muazzam zekayı, fizikçilerin yıldızların varlığını karbona bağlayan saniye saniye açıklamalarını ve Alman filozof Kant’ın "Tanrı bilinemez" agnostik yaklaşımını idrak edebilmektedir. Şeker Portakalı’nda Zeze’nin "İnsan birini unutunca içinden öldürür zaten" diyerek babası için kurduğu o çarpıcı mantık, aslında içimizde öldürdüğümüz bir Tanrı’nın gerçekte yok olup olmadığı sorusunu akıllara getirirken; bence mükemmel şekilde var olan yaratıcı, insanların inandığı biçimde, her yaramazlıkta surat asan ya da sürekli insanı izleyen koruyucu bir ihtiyar gibi değil, aksine insana irade ve duygu vererek yanlışı da doğruyu da kendi seçimine bırakan yüksek bir zekadır. Tıpkı William Shakespeare’in bir tiyatro sahnesine benzettiği dünya düzeninin kutsal kitaplarda ve bu eserde delillerle sunulan ışıkla var oluşu gibi, zekanın keskinleşmesiyle duyguların da bilinçleneceğine ve Kabe’ye yönelenlerden ateşe, güneşe ya da en eski ilkel inançlara kadar her yolun aslında tek bir öze çıkacağına inanıyorum; nitekim toprak nasıl her ekin için aynı topraksa, Tanrı da insanlığın en büyük Tanrısı olan sevgi gibi her yapıda var olmaya devam edecektir. İbn Arabi’nin Özün Özü kitabında belirttiği gibi,
1000Kitap
Tanrı'nın FormülüJose Rodrigues dos Santos · Pegasus Yayınları · 20143,836 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bir Bilim Kurgu İle Hayatı Sorgulamak
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 01:43
Kitap için çok fazla ayrım mevcut, iki üç farklı yönelim var, burada yorumlara baktığınızda da görebilirsiniz. bir grup kitabı anlamlandırmayı başarabilmiş ve bir gruba fazla uçuk bir dünya gibi gözükmüş bunların ikisi dışında bir grupta kitabı anlamlandırmayı başaramamış ve bu yüzden olay örgüsünün içine girememiş. Ben kendimi ilk grupta görüyorum. Serisinin diğer kitaplarını da en azından üç kitabını okudum ve dört ile beşinci kitaplarını da e kitap olarak temin ettim, zira dört ve beşinci kitaplar 600-700+ sayfa kitaplar olduğu için okumasından ziyade taşıması sorun. Kitaba gelecek olursak sayfalarca burada anlatım, özet veya yorum yapabilirim lakin kitap özetini benim yerime çok sayıda okur bu platformda yapmış bulunuyor. Özellikle kitap arkasındaki yazıyı buraya bir özet gibi yazanlarda yok değil. Ana karakterin gelişimi için özellikle diğer kitapları okuyan birisi olarak başta tahammül edilemeyecek derecede hayal ürünü ve çok bambaşka sıradanlıkla işlenmiş gözüküyor. Hatta burada o başta zikrettiğim kitabı anlamlandıramama durumu yaşanıyor çünkü bir sıradanlık ve basitlik oluyor. seçilmiş kişinin dokunulmazlığı felsefesi. Türk sinemasının başrol ölemez, ölürse dizi/flim biter mantığını direkt görüyoruz. Yazarda çeşitli blog sayfalarında ilk kitabı için amatörce kavramını kullandığını biliyoruz. Bu yüzden kitabın ilk 100-150 sayfası biraz normalden fazla sabır isteyen bir süreç lakin ilk 200 sayfayı devirmeyi başarırsanız kitap sizi uykularınızdan edebilir, zira ben bir kaç kere işe geç kaldım çünkü :) ikinci ana husus ise kitabın yazıldığı evrenin çok fazla geniş olması. Buna şu şekilde örnek vereyim, kitapta bir karakterin (ki spoiler olmasın diye isim vermeyeyim) bir yere gitmek için 37 gün yolculuk yaptığı ve bu yolculuğun 5-6 sayfada anlatıldığını okuyoruz.
1000Kitap
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,536 okunma
5/10
·192 syf.··
2026 9. kitabı
Daha çok düşünmek, öğrenmek için okuyacaksınız zaman kaybı. Ama şöyle kendimi yormadan okuyabileceğim çerez bir kitap arıyorum diyorsanız size göre. Bana hitap etmedi. Kurgusu, cümleleri çok basit ve bu basitlik sizi yoruyor. Ve keyif vermiyor.
Profesör Do'nun Göz KliniğiYoonha Byun · Nora Kitap · 20251,101 okunma
"İşte Deniz, Maria" (Ferit EDGÜ)
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Çok büyük zevkle ve hissederek okuduğum "İşte Deniz, Maria", üç bölümden oluşmaktadır: kısa öyküler, çok kısa öyküler ve kitaba adını veren “İşte Deniz, Maria”. Kitap, geleneksel bir hikâye akışından çok, parçalı bir duygu dünyası sunmaktadır. Metinlerde deniz, sessizlik, yalnızlık, çağrışım, unutma, hatırlama ve insan ilişkilerindeki kopukluk sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kitabın dili son derece yalındır; fakat bu yalınlık basitlik anlamına gelmez. Bazı öyküler birkaç satır içinde biter, ama bıraktığı etki uzun süre devam eder. Kelime fazlalıkları ayıklanarak, dilin içindeki cevhere ulaşılmaya çalışılmıştır. Minimal ama etkili anlatımı ve şiirsel atmosferi ile duygu, imge ve sezgi ön plandadır. Bu sebeple hızlı tüketilecek değil, sindirilerek okunacak bir eser hissi vermektedir. Kısa metinleri barındıran kitap, özellikle “küçürek öykü” denilen türün Türk edebiyatındaki önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Öyküler, sadece olay örgüsüyle değil, okurun zihninde çağrışımlar yaratan bir anlatım gücü ile öne çıkar. Ferit Edgü, bu eserinde az sözle çok şey söyleyerek, okuru sessizliğin ve boşlukların içinde düşünmeye davet etmektedir. Örnek bir küçürek öykü: GİDERAYAK Burda çok iyiyim, dedi. Rahat mısın, dedim. Çok rahatım. Hayatımda hiç olmadığı kadar. Öyleyse, üzerine toprağı gönül rahatlığıyla örtebiliriz, dedim. Evet, evet, dedi. İlk toprağı (iki kürek) ben attım. Sonra tüm dostları.
İşte Deniz, MariaFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2014714 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 32. kitabı
Çul Han dan okuduğum ikinci kitap oldu. Yer yer çelişkili veya basit düşünülmüş cümleler var. Örneğin bir yerde eylemsizlik hareketsizlik görülürken bir yerde eylemsizliğin eylemi barındırdığı söyleniyor. Bu da yazarın hem kendi görüşlerini hem başka düşünürlere ait görüşlerini belirtmesinden kaynaklanıyor olsa gerek. Yani eylemsizliğe dair kesin görüş ortaya çıkmıyor. Yapay zekânın basit görülmesi basit düşünülmüş yere örnek gösterilebilir. Teknolojinin hızla geliştiği ve öğrenen makinelerin çoğaldığı günümüzde, yapay zekânın duygudan eksik olduğunu söyleyip bunu ihtimal dışı görmek, bana asıl basitlik bu dedirtti. Siborg ve çiplenen beyinler düşünülünce, bu hızla çoğu şeyin imkânsız olmaktan çıktığı söylenebilir. Bir zamanlar çoğu şey imkansız görülürken artık ilerisi düşünülmeye başlandı. Belki birgün ışınlanma da mümkün olacak, belli mi olur!? Makinedeki enerji insandaki ruha tekabül ediyor olabilir, belki ruh da farklı boyutta enerjinin çeşididir... Eserde vurgulanan noktalardan biri de hızlı etkileşim çağında biraz düşünmenin, tefekkür etmenin gerekliliği. Eserde de geçtiği gibi; "Hayatı yalnızca iş ve performans açısından algıladığımız için, eylemsizliği mümkün olduğunca çabuk giderilmesi gereken eksiklik olarak görüyoruz." (S. 9) Her eylemsizlik kötü müdür yerinde eylemsizlik var mıdır tartışılır. Ancak sosyal çevreden ve sosyal medyadan dolayı tüketimin aşırı derecede olduğu göz önüne alınırsa, düşünme ve eylem dengesinin önemi de anlaşılır. Ne sürekli düşünme ne sürekli eylem, ikisini harmanlamak en güzeli bence. Denge bozulduğunda "Bugün, kendimizi gerçekleştirdiğimiz inancıyla, özgür irademizle kendimizi sömürüyoruz." (S.81). Tefekkür kastedilirken içinde görüntü karşısında donup kalma/izleme de yer alıyor, inzivaya çekilip tek kalarak herhangi bir
Tefekkür YaşamıByung-Chul Han · Ketebe Yayınevi · 2024363 okunma