ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,342 okunma
Peki biz kimiz?
Puan vermedi·160 syf.··
Beğendi
·
2026 48. kitabı
Harika bir kurguyu 1907 yılı gibi Amerikan halkı için zorlu dönemlerden biri olan yıllarda evrim üzerine yapılan çalışmaların aşırı yaygın olmadığı böylesi bir dönemde evrim hakkında okumalar yapıp hazırlamış. Kitap gayet basit bir akış içerisinde kısaca özetlenebilecek olaylar üzerinden ilerlemekte. Ancak bu basitlik zaten çok öncelerden atalarımızın basit ve hayatta kalma üzerine kurulu yaşamına güzel bir örnek olmuş. Akış içerisinde sıkıcı bir bölüm olmadı. Kızılgöz gibi karakterlerin hala aramızda olması ise biraz moral bozucu.
Alter Ego
Âdem'den ÖnceJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202526,1bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Bu kitabı herkes okumalı!!!
Puan vermedi·552 syf.··
2022 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2022 21:42
İsrail Başbakanı’nın Albert Einstein’dan Tanrı’nın varlığını kesin olarak kanıtlamasını ve evreni açıklamasını istemesiyle başlayan kurgu, günümüzde bile dinlerine, kutsal emanetlerine ve mabedi olan Mescid-i Aksa'daki kazı çalışmalarına son derece bağlı olan Yahudilerin inanç yapısı düşünüldüğünde, o dönemde böyle bir sorgulamaya girişmeleri açısından mantıksal bir kurgu hatası barındırmaktadır; zira insanlık tarihi boyunca bilmediği her üstünlüğü Tanrı’ya atfederek ve her bireyin kendi belleğinde yarattığı farklı bir Tanrı algısıyla yaşamını sürdürse de din olgusu olmaksızın da evrendeki o muazzam zekayı, fizikçilerin yıldızların varlığını karbona bağlayan saniye saniye açıklamalarını ve Alman filozof Kant’ın "Tanrı bilinemez" agnostik yaklaşımını idrak edebilmektedir. Şeker Portakalı’nda Zeze’nin "İnsan birini unutunca içinden öldürür zaten" diyerek babası için kurduğu o çarpıcı mantık, aslında içimizde öldürdüğümüz bir Tanrı’nın gerçekte yok olup olmadığı sorusunu akıllara getirirken; bence mükemmel şekilde var olan yaratıcı, insanların inandığı biçimde, her yaramazlıkta surat asan ya da sürekli insanı izleyen koruyucu bir ihtiyar gibi değil, aksine insana irade ve duygu vererek yanlışı da doğruyu da kendi seçimine bırakan yüksek bir zekadır. Tıpkı William Shakespeare’in bir tiyatro sahnesine benzettiği dünya düzeninin kutsal kitaplarda ve bu eserde delillerle sunulan ışıkla var oluşu gibi, zekanın keskinleşmesiyle duyguların da bilinçleneceğine ve Kabe’ye yönelenlerden ateşe, güneşe ya da en eski ilkel inançlara kadar her yolun aslında tek bir öze çıkacağına inanıyorum; nitekim toprak nasıl her ekin için aynı topraksa, Tanrı da insanlığın en büyük Tanrısı olan sevgi gibi her yapıda var olmaya devam edecektir. İbn Arabi’nin Özün Özü kitabında belirttiği gibi,
1000Kitap
Tanrı'nın FormülüJose Rodrigues dos Santos · Pegasus Yayınları · 20143,841 okunma
Bir Bilim Kurgu İle Hayatı Sorgulamak
9/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2025 49. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 01:43
Kitap için çok fazla ayrım mevcut, iki üç farklı yönelim var, burada yorumlara baktığınızda da görebilirsiniz. bir grup kitabı anlamlandırmayı başarabilmiş ve bir gruba fazla uçuk bir dünya gibi gözükmüş bunların ikisi dışında bir grupta kitabı anlamlandırmayı başaramamış ve bu yüzden olay örgüsünün içine girememiş. Ben kendimi ilk grupta görüyorum. Serisinin diğer kitaplarını da en azından üç kitabını okudum ve dört ile beşinci kitaplarını da e kitap olarak temin ettim, zira dört ve beşinci kitaplar 600-700+ sayfa kitaplar olduğu için okumasından ziyade taşıması sorun. Kitaba gelecek olursak sayfalarca burada anlatım, özet veya yorum yapabilirim lakin kitap özetini benim yerime çok sayıda okur bu platformda yapmış bulunuyor. Özellikle kitap arkasındaki yazıyı buraya bir özet gibi yazanlarda yok değil. Ana karakterin gelişimi için özellikle diğer kitapları okuyan birisi olarak başta tahammül edilemeyecek derecede hayal ürünü ve çok bambaşka sıradanlıkla işlenmiş gözüküyor. Hatta burada o başta zikrettiğim kitabı anlamlandıramama durumu yaşanıyor çünkü bir sıradanlık ve basitlik oluyor. seçilmiş kişinin dokunulmazlığı felsefesi. Türk sinemasının başrol ölemez, ölürse dizi/flim biter mantığını direkt görüyoruz. Yazarda çeşitli blog sayfalarında ilk kitabı için amatörce kavramını kullandığını biliyoruz. Bu yüzden kitabın ilk 100-150 sayfası biraz normalden fazla sabır isteyen bir süreç lakin ilk 200 sayfayı devirmeyi başarırsanız kitap sizi uykularınızdan edebilir, zira ben bir kaç kere işe geç kaldım çünkü :) ikinci ana husus ise kitabın yazıldığı evrenin çok fazla geniş olması. Buna şu şekilde örnek vereyim, kitapta bir karakterin (ki spoiler olmasın diye isim vermeyeyim) bir yere gitmek için 37 gün yolculuk yaptığı ve bu yolculuğun 5-6 sayfada anlatıldığını okuyoruz.
1000Kitap
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,544 okunma
5/10
·192 syf.··
2026 9. kitabı
Daha çok düşünmek, öğrenmek için okuyacaksınız zaman kaybı. Ama şöyle kendimi yormadan okuyabileceğim çerez bir kitap arıyorum diyorsanız size göre. Bana hitap etmedi. Kurgusu, cümleleri çok basit ve bu basitlik sizi yoruyor. Ve keyif vermiyor.
Profesör Do'nun Göz KliniğiYoonha Byun · Nora Kitap · 20251,113 okunma
"İşte Deniz, Maria" (Ferit EDGÜ)
10/10
·84 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Çok büyük zevkle ve hissederek okuduğum "İşte Deniz, Maria", üç bölümden oluşmaktadır: kısa öyküler, çok kısa öyküler ve kitaba adını veren “İşte Deniz, Maria”. Kitap, geleneksel bir hikâye akışından çok, parçalı bir duygu dünyası sunmaktadır. Metinlerde deniz, sessizlik, yalnızlık, çağrışım, unutma, hatırlama ve insan ilişkilerindeki kopukluk sık sık karşımıza çıkmaktadır. Kitabın dili son derece yalındır; fakat bu yalınlık basitlik anlamına gelmez. Bazı öyküler birkaç satır içinde biter, ama bıraktığı etki uzun süre devam eder. Kelime fazlalıkları ayıklanarak, dilin içindeki cevhere ulaşılmaya çalışılmıştır. Minimal ama etkili anlatımı ve şiirsel atmosferi ile duygu, imge ve sezgi ön plandadır. Bu sebeple hızlı tüketilecek değil, sindirilerek okunacak bir eser hissi vermektedir. Kısa metinleri barındıran kitap, özellikle “küçürek öykü” denilen türün Türk edebiyatındaki önemli örnekleri arasında gösterilmektedir. Öyküler, sadece olay örgüsüyle değil, okurun zihninde çağrışımlar yaratan bir anlatım gücü ile öne çıkar. Ferit Edgü, bu eserinde az sözle çok şey söyleyerek, okuru sessizliğin ve boşlukların içinde düşünmeye davet etmektedir. Örnek bir küçürek öykü: GİDERAYAK Burda çok iyiyim, dedi. Rahat mısın, dedim. Çok rahatım. Hayatımda hiç olmadığı kadar. Öyleyse, üzerine toprağı gönül rahatlığıyla örtebiliriz, dedim. Evet, evet, dedi. İlk toprağı (iki kürek) ben attım. Sonra tüm dostları.
İşte Deniz, MariaFerit Edgü · Sel Yayıncılık · 2014714 okunma