Sen aklıma düşünce ne güzel heceliyor Bir kekeme dört kitabı Sen aklıma düşünce bendeki tuhaflıklar Bir bir yok oluyor, bitiyor bendeki bu yabani başkaldırış Toplanıp dert ediniyorlar ülkeyi konken oynayan kadınlar Sen aklıma düşünce bir kuyunun içinde Yusuf’a mektup geliyor kör olmamış babası Ve anlıyor “bir ülkeye hükümdar olacak” güzel yüzlü o çocuk Sen aklıma düşünce Diyarbakır Radyosu “Sarı Gelin” çalıyor __Sen aklıma düşmüşsün, ben içine türkünün __ Sevgili Huzursuzluğum
Kim tartabilir üzerime boşanan kan gibi terörü Elleriyle, bir çırpıda? Hiç kimse. Şeytan üfeliyor çoklarının zırhlarına küfür tozlarını Başkaldırış adlarını vermişler, değersizleşmeye, Küfürler, lânetler okumaya insanlara. Bana bakıyorlar, beni arıyorlar tenhalarda, şüphesiz Onlara taşıdığımdan büyük bir nefret besliyorlar, Her günün şafağında, büyük jiletlerle kesik attıkları Kollarından, boşanan, haykırılan kanlarla, emzirircesine. Çünkü onları isteyecek benden, şeytan, Çocuklarımı sen öldürdün, sen! Böyle haykıracak karşımda. Ancak şeytan, bu tertemiz yüreği, bu iyi kalpleri Ne diye çalanı öldürmemeli? Sorarım sana! Çullanmışlar gücüme, kuvvetime, parmak uçlarıyla Bunlar. Sigara izmaritlerini ezerlercesine, Haykırıyorlar hissiz ölümleri, umarsızca.
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yüz Yaşında Camdan Atlayıp Kaçasım Var
Jonas Bey kendisi bir gazeteci. Bu roman ise hayatında bir kırılma noktasında ortaya çıkan bir başkaldırı bir savunma mekanizması gibi. Kendi tükenmişlik sendromu ile baş etmeye çalışırcasına yaşam içerisindeki tüm olayların abdüstlüğüne mizahi bir yandan bakıp diyor ki, “Dünya zaten yeterince saçma bir yer. O zaman bu saçmalığı mizahla anlatalım” Geçtiğimiz ayın kitabı işte böyle doğmuş bir kitap. Değişen çağda insan kalabilmek konseptimizde de tam oturması gereken yere oturdu. Değişen ya da değişmeyen çağda insan kalabilmek; tüm saçmalıklara karşı mizahı hayata tutabilmekle mümkün belki de. Size göre? ✏️
ve özgürlük bizden her gün yeni bir kurban isteyen tatlı bir cinnetti. و آزادی جنون شیرینی بود که هر روز از ما قربانی تازه ای میگرفت
Koyu kahverengi Nam-ı değer acı kahve Karamsarlığa baskaldırış Siyah kadar matem değil Beyaz kadar narin değil Herkesin bilmediği Seninse dibine kadar yaşadığın renklerin skalası.. 7/1/2026 Pınar PEKĞÖZ
Sen aklıma düşünce ellerim tutuşuyor ellerim Sen aklıma düşünce yetmişinde ihtiyar Küçük bir sokakla arkadaş, biraz daha yaşasa sanki kıyamet kopacak Sen aklıma düşünce Parmak izlerinden tanınıyor; parkta reddedilmiş bir aşık Teşhis ediyorum çiziklerde o amansız veremi Sen aklıma düşünce Berlin’de dazlaklar saçlarını uzatıyor Sağdıcı oluyorum gelinler at üstünde Sen aklıma düşünce rütbesi sökülmüş babalar Yeniden dönüyor evlerine Çocuklar şen şakrak, çocuklar şen şakrak, çocuklar. İçimdeki gardiyan mahsustan unutuyor Mahkum odalarının kilitlerini… İyi halden yırtıyorum Sen aklıma düşünce gül kokulu kızım Sırrını çözüyor Mısır’da piramitlerin Kalbim beter oluyor sen aklıma düşünce Sen aklıma düşünce ne güzel heceliyor Bir kekeme dört kitabı Sen aklıma düşünce bendeki tuhaflıklar Bir bir yok oluyor, bitiyor bendeki bu yabani başkaldırış Toplanıp dert ediniyorlar ülkeyi konken oynayan kadınlar Sen aklıma düşünce bir kuyunun içinde Yusuf’a mektup geliyor kör olmamış babası Ve anlıyor “bir ülkeye hükümdar olacak” güzel yüzlü o çocuk Sen aklıma düşünce Diyarbakır Radyosu “Sarı Gelin” çalıyor Sen aklıma düşmüşsün, ben içine türkünün