Neden on sekiz yaşında isyankar, otuzunda ılımlı, kırkında geri dönüştürülmüş oluyoruz? Tam tersini hayal ediyorum, hayat ilerledikçe başkaldırış da artsa, yaşlılığın en önemli özelliği olana kadar gelişmeyi bırakmasa mesela. Ama ihtiyarlar ne yapıyor? Dünyanın halinden yakınacaklarına, kalp ağrılarına, küçük acılarına sızlanıyorlar.
Neden on sekiz yaşında isyankar, otuzunda ılımlı, kırkında geri dönüştürülmüş oluyoruz? Tam tersini hayal ediyorum, hayat ilerledikçe başkaldırış da artsa, yaşlılığın en önemli özelliği olana kadar gelişmeyi bırakmasa mesela. Ama ihtiyarlar ne yapıyor? Dünyanın halinden yakınacaklarına, kalp ağrılarına, küçük acılarına sızlanıyorlar.
Yazarların çoğu kez söylemekten çekindikleri şeyi ancak şimdi anlamaya başlamıştım: Feleğin sillesini yiyenler, çirkinler, yarı gelişmişler, sakatlar, bir kenarda unutulmuş olanlar, sağlam, mutlu olanlardan daha tehlikeli, ihtiraslı bir açgözlülükle istek duyarlar, sevince de gözleri kararır, hiçbir şeyi görmez. Yeryüzünde hiçbir ihtiras, yalnız sevmekle , sevilmekle var olduklarını anlayan, Tanrı'nın sanki üvey evladı olan bu çaresiz, umutsuz insanlardaki kadar çılgınca bir başkaldırış içinde değildir.