Puan vermedi·504 syf.··
2026 212. kitabı
Ahmet Ümit, Berlin Emniyeti’nde görevli Türk kökenli başkomiser Yıldız Karasu ve yardımcısı Tobias Becker’i, Pergamon (Bergama) Sunağı’nın gölgesinde işlenen vahşi ve ritüelistik cinayetlerin peşine düşürüyor. Berlin’in modern sokaklarından Anadolu’nun kadim topraklarına uzanan bu sürükleyici polisiye, Zeus Altarı'nın kaçırılış öyküsünü ve mitolojik mitleri merkezine alıyor. Yazar, milliyetçilik, aidiyet, baba-oğul çatışması ve köklerinden koparılan tarihi eserlerin hüznünü harmanlarken, insanın içindeki o hiç değişmeyen güç ve intikam arzusunu gözler önüne seriyor.
Kayıp Tanrılar ÜlkesiAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202328,1bin okunma
9/10
·528 syf.··
2026 61. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 17:20
Ayperi Ak, bir okulda ücretli sosyal bilgiler öğretmenidir. Yıllar önce üniversite için Trabzon'dan ayrılmış ve İstanbul'a gelmiştir. Okul bitince de yurt arkadaşları ile eve çıkmıştır. Ve sakin bir hayatı vardır. Ancak birgün okuldan çıkıp minibüs durağına gittiğinde bir adam ona sarkıntılık yapmış ve Ayperi'nin küçükken yaşadığı travmalar gün yüzüne çıkmıştır. Ayperi nefes alabilmek için sahile gitmiş ve orada yanına gelen adam ile hayatı tamamen değişmiştir. Tanımadığı adama geçmişindeki en büyük acıları anlatmış ve oradan ayrılmıştır. Aradan zaman geçmiş ve arkadaşlarıyla karakolluk olduğu bir günde ise o adamı yeniden görmüştür. Ömer Seyirhan, başalı ve gözü kara bir polistir. Narkotik şubesinde başkomiser olarak görev yapmaktadır. Ve aylar önce karşılaştığı kadını karşısında yeniden görmeyi beklemiyordur. Ayperi'yi gördüğünde ise önüne geçemediği bir merak duygusu onu sarmaktadır. Ve Ömer her ne olursa olsun Ayperi'yi daha yakından tanımaya kararlıdır. Hatta Ayperi'ye rağmen... Yazardan daha önce okuma yapmıştım kalemini biliyordum ama bu kitapla beraber kalemi daha da bağımlılık yapmış olabilir.Hem hüznü hem de mutlulu bir arada verebilen nadir yazarlardan.Ayperi'nin geçmişi, yaşamak ve susmak zorunda kaldıkları beni paramparça ederken, sakarlıkları ve çılgın arkadaş ortamı da kahkahalara boğdu.Özellikle de Melike...Kitaptaki favorim haline geldi.Ömer ise benim için bambaşkaydı.Al oturt karşına seyret bu adamı.Hem sabrı hem de çok güzel sevmesiyle gönlümde ayrı bir taht kurdu.Ayrıca Ayperi ne yaparsa yapsın her şeyini kabul edişi ile eridim bittim.Ayperi'nin inadı ufaktan kırılmaya başlamıştı ama son olanlardan sonra işler nasıl ilerleyecek merak ediyorum.Ayrıca Şeyma ve Muharrem'de aklım kaldı.Tabi Melike ve Yavuz cephesinde de olaylar karışacak gibi
Tozlu Pembe ILoresima · Ephesus Yayınları · 2026503 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·224 syf.··
2026 58. kitabı
Ömer Doruk Koç’un “Suç Mahalli” kitabı, ilk bakışta birbirinden ayrı cinayet dosyalarının çözüldüğü bir polisiye roman gibi görünse de, derinine indikçe bütün vakaların aynı büyük fikre bağlandığı görülüyor: Her suç, yalnızca işlendiği anla açıklanamaz; geçmişte biriken acılar, travmalar, hırslar, suskunluklar ve adalet arayışı o suçu doğuran asıl zemindir. Kitabın bölüm başlıklarında yer alan sözler de bunu destekliyor. “Her suçun faili, geçmişteki başka bir suçun mağdurudur” cümlesi, romanın merkezindeki düşünceyi en net biçimde anlatıyor. Olay örgüsünün merkezinde Başkomiser Kemal Adalı ve yardımcısı Mesut Kara var. Kemal Adalı, yalnızca suçluyu yakalamaya çalışan bir polis değil; olay yerindeki en küçük ayrıntıyı, insanların yüzündeki değişimi, suskunluklarını ve yanlış söyledikleri cümleleri okuyabilen sezgisel bir karakter. Mesut Kara ise hem onun yanında öğrenen hem de olayların insani ağırlığını daha fazla hisseden bir karakter gibi duruyor. Bu ikili sayesinde roman, sadece kanıt takibi üzerinden değil, psikolojik çözümleme üzerinden de ilerliyor. Kitapta Reşat Yıldırım’ın otel odasındaki ölümüyle başlayan ilk vaka, okura şunu gösteriyor: Bir insanın ölümü, onun yaşarken kurduğu bütün sorunlu ilişkileri açığa çıkarabilir. Reşat’ın çevresindeki kişiler; kırgınlıkları, çıkarları, aşkları, kıskançlıkları ve sakladıkları sırlarla olayın içine çekiliyor. Ardından Saffet Akkuş vakasında miras, aile içi hesaplar ve geçmişten gelen tehditler öne çıkıyor. Hilmi Terzi ve Mor Kulübe bağlantısında toplumsal şiddet, kadınların sığındığı alanlar ve korku atmosferi belirginleşiyor. Stadyum cinayetinde ise fanatizm, kalabalık öfkesi ve toplumun kolayca şiddete sürüklenebilen yüzü anlatılıyor. Sonlara doğru “Saat Altı” bölümünde seri cinayet havası güçleniyor; kadın kurbanlar,
Suç MahalliÖmer Doruk Koç · İkinci Adam Yayınları · 20232 okunma
9/10
·308 syf.··
2026 19. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 00:00
Kuzgun Yemini // Kamuran Elagöz // Edebiyatist Yayınları Selam size yine keyifle okuduğum psikolojik- polisiye tarzında,gizemlerle dolu ve tarihten ufak bilgilerin barındırdığı sade,akıcı ve çok kısa sürede okuyabileceğiniz bir kitapla geldim. Okumaya başladıktan sonra katil kim,neden yaptı,ortağı var mı?Neden böyle oldu diye sorular yankılanıyor sürekli kafanızda.Rakamlar cizilen görseller sizi düşündürüyor.Olayları farkında olmadan araştırıyorsunuz Başkomiser Efsun bir akşam bir evde yaşanılan cinayet için olay yerine gider.Ekibi,olay yeri inceleme hepsi oradadır.Araştırmalar sonucunda sadece tek bir düğme bulurlar.Öldürülen henüz 20 yaşındaki Zahidedir.Zahide eşiyle tartıştıktan sonra ailesinin evine gitmiştir.Ama başına gelenler büyük bir olay dizisinin başlangıcı olmuştur.Efsun ve ekibi Zahide'nin cinayetinden sonra araştırmayı derinleştirmek için uğraşırlar. Delil bulurlar bu deli sayesinde eşini cezaevine gönderirler.Ama gerçek bu muydu?Çünkü eşinin haricinde üvey babası da şüphe altındadır. Ayrıca bulunan başka bir delilde bunu gösterir. Bir gün Efsun eskiden beri arkadaşı olan ve bazılarına boyun eğmediğini değmediği için polislikten ayrılan Cenk'in yanına gider.Ondan yardım ister,çünkü Zahide'nin ölümünden sonra olaylar bitmemiş aksine başlamıştır.Bir gece Efsun bir eve bir ihbar yüzünden gider ve orada bir gölge görür.Bu gölge ile boğuşurken elinden kaçırır. Bu Gölgenin yeni bir kurbanı vardır ve yastıkla onu öldürmüştür.Efsun bu Gölgenin kendi aradığı aradığı kişi olduğu için,bu yüzden Cenk'ten destek İster.Eski bir başkomiserin yani Cenk'in olaylara bakış açısını,analitik bakış açısının farklılığına farkındalığını,olayları sanki kendi yaşıyormuş gibi hissederek karlışan bir aklı vardır.Cenk ve Efsun Gölgenin cinayetlerini çözmek için bulmacalarini
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202617 okunma
Puan vermedi
//KİTAP TAVSİYEM "KUZGUN YEMİNİ" //ALINTILAR #Karanlık her zaman korkutucu değildir, bazen de öğreticidir... #En büyük korku bilinmeyen değil, insanın henüz tam keşfedemediği kendi zihnidir;çünkü adalet de zulüm de önce orada başlar... #Bazı karanlıklar anlatılmadıkça büyür... #Bazı hikayeler yazılmak değil, susmamak için doğar... #Bilinmezlik kapının ardında kara bir kuyu gibi bekliyordu... #Zaman yalnızca akmıyor, insanın üstüne çörekleniyordu... #Düşünceler bazen insana bir tabanca gibi doğrulabilirdi... #Gölge karanlığı değil aydınlığı getirecek... #Bazen dönmek iyidir, nereye olursa olsun... #Doğrular acıtır... Dönüşen birinin ardından koşan herkes, bir noktada aynı karanlığa girer.. #Bazı sorular soruldukları anda anlamını yitirirdi.. #Hiçbirşey söylememek en doğru cümleydi... #Bazı mesajlar anlaşılmak için değil, uyanmak için yazılırdı... #Bir insanın içinde bu kadar karanlık olabileceğini... Sevginin bazen insanı kurtarmadığını... Geç farketmişti... #Bazı sorular insanı hayatta tutmaz;sadece daha çok acıtırdı... #Yüreğinin ortasından kırılmıştı, nasıl onarılacağını bilmiyordu... #İnsan her zaman gerçeğin iyileştirdiğine inanır... #Bir insanın sevdiği birini kaybetmesinden daha önemli ne olabilirdi? Yanılmış olmak... #Bazı anlar vardır, yaşanmasa hayat devam eder, yaşandığında ise insanın içinden bir şey kopar... #Hiçbir şey aydınlığa erişmemişti, aksine herşey karanlığa gömüldü... #Bazen doğru olan şey, insanın en büyük yanlışıydı... #Bazı pişmanlıklar ses istemezdi., sessizce insanın içine çöker orada kalırdı... #Gölgeler ölümsüzdür... #Tehlike geçmişte kalmazdı, şekil değiştirirdi... //KİTAP HAKKINDA
Kuzgun YeminiKamuran Elagöz · Edebiyatist Yayınevi · 202617 okunma
İki farklı hikaye tek bir kabusta birleşirse…
9/10
·384 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 00:06
Yüksek tempolu kovalamacalar ve kanlı suç sahneleri ve bune ek olarak hikayeye daha duygusal ve kültürel bir boyut eklenen etkileyici bir roman. Romanın merkezindeki Olivier Passan, kusurlarıyla öne çıkan oldukça güçlü bir karakter. Bir yandan acımasız bir seri katilin peşinde koşarken diğer yandan ailesiyle ve kendi iç dünyasıyla mücadele ediyor. Bu durum karakteri daha etkileyici hale getiriyor. Özellikle eşi Naoko ile olan ilişkisi, hikayeye sadece gerilim değil duygusal bir etki katıyor. Kaiken’ in en dikkat çekici yönlerinden biri Japon kültürünün romanda başarılı bir şekilde betimlemesi. Gerçekten insan kendini bu kültüre inanılmaz bir şekilde kaptırıyor. Japon geleneklerini, yaşam tarzını ve düşünce yapısını yalnızca tasvir olarak kullanmıyor aynı zamanda bunları konunun ayrılmaz bir parçası haline getiriyor. Bu sayede Kaiken sıradan bir seri katil hikayesinin çok ilerisine taşınıyor. Kaiken de aslında iki farklı konu iç içe ilerliyor. Bir yanda Başkomiser Olivier Passan’ın hamile kadınları hedef alan acımasız cinsiyet karmaşası yaşayan bir seri katilin peşindeki gerilim dolu soruşturması diğer yanda ise çocuk sahibi olamayan karısı Naoko’nun sistematik bir şekilde çocuk sahibi olmak için kurduğu yalanlar silsilesi, bir kadının kocasından gizli izlediği korkunç yol beni çok sarstı. Bir insan nasıl bu kadar profesyonelce yalan söyler hayret içinde okudum. Kaiken sadece katilin kim olduğunu öğrenmek için değil karakterlerin geçmişlerini, seçimlerini ve birbirleriyle olan bağlarını keşfetmek için de okunması gereken bir roman. Benim için Kaiken Jean-Christophe Grangé’ in severek okuduğum her kelimesini merak ettiğim romanlarından birisi arasına girdi. Hem gerilim odaklı hem de karakter odaklı bir hikaye olması beni çok etkiledi. Okurlara rahatlıkla tavsiye
KaikenJean-Christophe Grangé · Doğan Kitap · 20136,2bin okunma