10/10
·368 syf.··
2026 14. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:16
Muhabbete başlamayı bekliyordu Butimar. Kendinde gizlediği onca sırrı, özlemi ve yitirmişlikleri anlatmak için bekliyordu. Neticesinde muhabbet doğacaksa güzeldi beklemeler. Bizde bu nahif davete icabet etmek mecburiyetiyle başladık Butimarla yolculuğumuza. Yusuf'un kendi kuyusunu bir gülistandan zindana çevirişine hayretle, öfkeyle acziyetle ve üzüntüyle şahit olduk. Yusuf nefsinin girdabında ailesini, dostluklarını, vefayı, inancını, sevdiğini ve kendini yok eden kuyunun sahibi. Yusuf, kitapların sevdalısı hakikatin yoldaşı. Yusuf, insanın iç sesinin kelimelerde vücut bulmuş hali. Yusuf Butimar için benliğinden geçip, 'ben' uğruna Butimar'ı ziyan edendi. Hem Yusuf hem Butimar ince bir sızı oldu bizlerde. Sonun verdiği hüzünle bir kez daha hüsran kuyusuna düştü gönlümüz. Her satır bir duygu, her duygu yeni bir ufuk oldu. En cok hüzün çaldı kapımızı. İnsan olmanın her türlü hasletini hissettik satır aralarında. Çizdiğimiz satırlar bize bizi anlatan muhabbetin kelimelerdeki seyri gibiydi. Yazarın, kâinatta dillenmiş her kelimeyi bilme ve onu kendisiyle sadeleştirme gayretine hayret ve hayranlıkla şahit oldum. Butimar duygularımızın üst sınırlarını zorlarken istedim ki sizlerde bu gayretten nasiptar olun Ve tabii ki bu kalemin sahibi kıymetli @kaanmuratyanik, kaleminiz nice bilinmeyen kelimelerin hikayeleriyle buluşsun ve bizlerin de nasiptar olmasına vesile olsun. Butimar, bende yarım kalan bir hikaye oldu içimi sızlatan. Dilerim devamıyla okurlarınızın gönlünde sûrur vesilesi olursunuz. Kaleminiz var olsun
Düşünce
ButimarKaan Murat Yanık · Ketebe Yayınları · 20226bin okunma
7/10
·352 syf.··
2026 40. kitabı
Kusursuz Yabancı’yı sonunda bitirdim! Okumam beklediğimden çok çok daha uzun sürdü ama zateb bahsedeceğim. Öncelikle kitabın konusu hakkında az çok bilgiye sahiptim ama asıl alma sebebim Sezin ablanın benim kitabı seveceğimi söylemesiydi. Tamamen onun etkisiyle ve daha öncesinde okuduğum kitaplarını sevmiş olmamla birlikte zaten hemen okumak istediğim bir kitaptı. Açıkcası konusu gerçekten çok güzel düşünülmüş ve bence çok potansiyel bir konuydu. Kitap boyunca teori üretmekten bir hâl oldum. Hatta ilk gün her aklıma gelen teoriyi yazara da yazıyordum. Ancak ben mi çok uçuk düşündüm yoksa olayların çözümü mü kitabın yanında çok basit kalmıştı inanın bilemiyorum. Kitaba büyük bir beklentiyle başladım zaten ve başlarda beklentimi de karşıladı aslında. Ancak sonrasında bir psikolojik gerilim kitabında istemeyeceğim kadar çok betimleme okumaya başladık ve o betimlemeler biraz okuma hevesimi kırdı. Ben kitabı başladığım gün bitiririm derken kitabı bitirmem 4 KOCA GÜNÜMÜ aldı. Tabii burada benim de tembelliğim vardı ancak yine de konu bakımından beni merak ettirip kitabın başında tutubilecek potansiyele sahipken betimlemeler nedense konudan ara sıra sapıyormuşuz gibi hissettirdi, dikkatim dağıldı ve kitabın dinamiğini bozdu. Bu kadar fazla betimleme olmasaydı kitabın dinamiği korunur ve okuyucuyu kitabın başında tutardı diye düşünüyorum. Bir de belki sonu çok daha farklı olabilirdi. Yine bir ters köşe vardı ama zaten kitap boyunca gözümüze soktuğu şey, şüphelendiğimiz şey sorumlu çıktı olaydan. Benim öyle bağlantılarla öyle teorilerim vardı ki, açıkcası biraz hayal kırıklığına uğradım. Biraz hedef saptırılabiliedi bence. Yine de ters köşenin bağlantılarla planlanmış olması hoşuma gitmedi değil. Kitapta şaşırdığım bir çok yer vardı bu arada ama beklediğim kadar gerildiğim bir
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202697 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
7/10
·%69 (302/432 syf.)··
3 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 00:36
bu kitap için yapılabilecek en kısa ve yerinde yorum sanırım "iyi değildi ama guilty pleasure sayılabilir," olur. çünkü çok edebi ya da çok iyi yazılmış bir eser bekliyorsanız sizi tatmin etmez. fakat benim gibi sıfır beklentiyle başladıysanız ve amacınız tamamen kolay bir dille kaleme alınmış harry potter ile monster high karışımı bir kurgu okumaksa gayet eğlenebilirsiniz. şahsen benim karakterlere deli gibi sinirlendiğim yerler de oldu, garip bir şekilde kendimi kahkaha atarken bulduğum da oldu. kitap size asla sevilesi karakterler vaat etmiyor, hatta tam tersi; karakterlerin hepsi o denli korkunç şeyler yapıyor ki bazen ben bile onlar tarafından manipüle edildiğimi hissettim. zorba olmaları benim gözardı edebileceğim bir unsur, tek sorunum rıza kavramından bihaber yaşamaları diyebilirim. zodyak öyle bir yer ki birbirine dokunan dokunana. ayrıca altyazı geçmezsem öleceğim: ikizlerin kimi yerlerde beyinleriyle değil duygularıyla düşünmesi çok sinirime dokundu. sizi en ufak fırsatta öldürmeye çalışan adamlarla niye öpüşüyorsunuz yahu? bazen ikisinin kafasını alıp birbirine vurmak istedim ciddi anlamda. hem darcy'nin hem de tory'nin biraz mal olduğunu düşünüyorum —diğer karakterlerin direkt çok mal olduğu konusunda kesinim— o yüzden henüz umudumu yitirmedim. orion'ı seviyorum sanırım şu anlık. diego ve sofia'yı okumak da hoşuma gitti. garip bir şekilde sevmediğim karakterleri dahi daha fazla okumak için sabırsızlanıyorum şu an. caleb sen adam olacaksın ben de göreceğim. ümitliyim senden. AYRICA ek bölümdeki gareldine ve max çok tatlılardı ufak bir etkileşim sezdim. guilty pleasure işte, başladık bir kere. mlsf tüm seriyi okuyacağımı bildirmeliyim </3
UyanışSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2025368 okunma
Kalabalıklar İçindeki Yalnızlık: İnsan, Deniz ve Sait Faik
7/10
·134 syf.··
2026 5. kitabı
Yazıma Kopuş filminden bir alıntıyla başlamak istiyorum: "Hepimiz aynıyız, hepimiz acı çekiyoruz ve hepimizin hayatında kaos var." Ancak biz bunu giderek unutmaya başladık. Her gün kaydırdığımız telefonlarımızda onlarca insanla karşılaşıyoruz; hepsini bir-iki saniyede yargılıyoruz, imreniyoruz veya idealize ediyoruz. Sistemin aynılaştırdığı insanlar artık bizim "normalimiz" haline geliyor. Onların —belki de hiçbir zaman sahip olamayacağımız— hayatlarının, evlerinin, arabalarının ve arkadaşlıklarının bizim içi de normal olmasınu arzuluyoruz. Normali ne kadar çok sevdiğimizi bilirsiniz: Normal bir ev, normal bir hayat, normal bir aile, normal ilişkiler... Nasıl olursa olsun, yeter ki "normal" olsun. Onlardan farklı olan bizler ise kendimizi yalnız, yetersiz ve dışlanmış hissediyoruz. Farklı olmak bizim için adeta bir suç haline geliyor; oysa herkesin de tıpkı bizim gibi kendine has bir farklılığı olduğunu unutuyoruz. Nurullah Ataç’ın da dediği gibi: "İnsanoğlu bencildir. Yalnız kendiyle ilgilenir, kendi kendiyle uğraşır. Başkalarının gerçeklerini kavrayamaz. Bildiğiniz bir kabuğun içine kapanır kalırız. Bu kabuğu dışarıya değmemizi, yani gerçekle temas etmemizi sağlayacak tek şey edebiyattır; gerçekçi edebiyattır." İşte tam burada, Türk edebiyatında normalin dışına çıkarak yazdığı hikâyeleriyle Sait Faik Abasıyanık karşımıza çıkıyor. O; bir elinde kalemi, bir elinde oltasıyla bizi bu "normallik" kıskacından kurtarmaya geliyor. Sait Faik, hiç kimsenin görmediği gizemli şeyleri yazmamıştır; o, herkesin gördüğü ama kimsenin üstüne düşünmediği sıradan şeyleri yazmıştır. Hayatlarımızın "küçük insanlarını" ve gözden kaçan ayrıntılarını gözler önüne sermiştir. Onun dünyasında büyük CEO'lar veya kusursuz influencer'lar yoktur; balıkçılar, işsizler, sokak satıcıları ve o meşhur
Son KuşlarSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201917,1bin okunma
Aşkı Memnu?
Puan vermedi·1062 syf.··
2026 17. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 01:37
Nerden başlayacağımı bilmemekle beraber yazmak istediğim çok şey var. Öncelikli olarak kitaptan ne beklediğimi ve ne bulduğuma değinmek istiyorum. (spoiler) Dünya klasiği, Tolstoy, dönemin şartları gibi durumlar birleştiğinde ben muazzam bir eser okuyacağımı düşünmüştüm. Buradan eseri kötülediğim anlaşılmasın ama ben gerçekten daha farklı bekliyordum. Aşk, aldatma, eli elinin cebinde muhabbetinin bu denli yoğun olacağını düşünmemiştim. Daha felsefik ve tarihi bakışları olan, aşk üzerinden dozunda ders veren her anlamda yeterli bir eser beklemiştim. Türk dizilerinden kaçan, Aşkı Memnu okumayan kendime dünya klasiği adı altında hepsini yaşattım gibi hissettim. ''Abartıyorsun, sen olayı anlamamışsın kitapta karakter analizi vardı'' diyecek olanlar sakin olsun. Biliyorum haklısınız, dönemin şartları gereği kadın çok güzel yansıtılmış. Ergenliğe girdiği an sosyete güzellemeleri ile kendine koca bulmaya çalışan, bulduğunda cicim ayları gereği dünyanın en mutlu insanı gibi hisseden kadının evlendikten sonra eşinin onu aldatmasını ve bu duruma müdahale edemeyip (ahlaksız ilan edilir) sineye çekmesini; sıra sıra çocuklar yapıp güzelliğini, mutluluğunu kaybedip hayattan bezmesini adım adım çok güzel yansıtmış kitap. Kitapda ki '' Neye yarayacak bunca didinme? Benim rahat bir dakika yüzü görmeden kah gebe kah çocuk emzirerek her an öfkeli her an huysuz, acı çekerek başkalarına da acı çektirerek kocasının tiksindiği kadın olarak ömrümü tüketmemden başka neye yarayacak? '' Alıntısından bu söylediklerime hak vereceksinizdir. ​ Kitabın ana karakteri olan Anna'nın durumu başlı başlına inceleme gerektirir. Keza Levin içinde aynı durum söz konusu. Ben kısaca ikisi hakkında da fikrimi söyleyeyim.Kocasını sevmeyen, hayatından memnun olmayan Anna'nın, kocasını açık seçik aldatmasını
Anna KareninaLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Yayınları · 202555,7bin okunma
9/10
·192 syf.··
2026 27. kitabı
Mutluluk gerçekten nerede saklı? "Bir espriye birkaç defa gülmüyoruz da aynı acıya neden tekrar tekrar üzülüyoruz?" Mecit Ömür Öztürk'ün kaleminden çıkan Mutluluğun İnşası kitabını okurken bu soru uzun süre zihnimde kaldı. Çocukluğumuzu düşündüm... Soyutla somutun ayrımını bilmediğimiz o yıllarda ne kadar da mutluyduk. Annemizin yaptığı bir tabak makarna, babamızın getirdiği bir çikolata, kardeşlerimizle geçirilen birkaç dakikalık oyun... Mutluluk aslında ne kadar da yakınımızdaymış. Büyüdükçe mutluluğu uzaklarda aramaya başladık. Daha çok şeye sahip olursak mutlu olacağımızı düşündük. Oysa bu kitap bana, mutluluğun dışarıda değil; bakış açımızda, düşüncelerimizde ve yaşadıklarımıza yüklediğimiz anlamlarda saklı olduğunu yeniden hatırlattı. Yazar, mutluluğu ulaşılması zor bir hedef olarak değil; emekle, sabırla ve farkındalıkla inşa edilen bir süreç olarak anlatıyor. Ayetler, hadisler, kıssalar ve birbirinden kıymetli alıntılarla desteklenen eser; insanın önce kendi iç dünyasına dönmesi gerektiğini söylüyor. Altını çizdiğim, notlar aldığım çok sayıda sayfa oldu. Özellikle şu cümle uzun süre benimle kalacak: "Şükür, kendiliğinden ortaya çıkmayan, irade ile sürdürülebilecek bir davranıştır." Belki de mutluluk; elimizde olmayanların peşinde koşmaktan çok, elimizde olanların kıymetini fark etmekte gizlidir. Küçük anların değerini bildiğimiz, içimizdeki çocuk kadar saf sevinçler yaşayabildiğimiz günler dilerim. Sizce mutluluk bir varış noktası mı, yoksa her gün yeniden inşa edilen bir yolculuk mu? #Mutluluğunİnşası #MecitÖmürÖztürk #GönülHeybemden
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026187 okunma