Romeo ve Juliet okumaya başladım. Beraberinde karışık listemden hep de arabesk müzikler denk geliyor. Dşsdmağdmsşdls
1000Kitap
Yazalım bakalım...
Evettt.. Yine küçük bir hüzünle başladım yazmaya.. Ağlamak istemiyorum lakin kelimler gözlerime kaçıyor efendim, tutamıyorum kendimi…
1000Kitap
Reklam
Hayırlı akşamlar.Bu defa da sedef pullu çantaya başladım.Boraz zorlanıyorum ama sonu muhteşem olacak 🥳🐣
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
Yazmak Yetmez Nasıl Yazdığın Önemlidir
13-18 yaşlarım arasında yaklaşık beş yıl boyunca günlük tuttum. O dönem bunun bana iyi geldiğini düşünüyordum. Ancak zamanla yazdıklarımın beni ileri taşımaktan çok geçmişteki duygulara ve olaylara bağladığını fark ettim. Sürekli aynı düşünceleri ve hisleri tekrar etmek, bazı yaraların iyileşmesine değil, canlı kalmasına neden oluyordu. İşte o noktada günlük yazmayı bıraktım. Daha sonra yazmanın yalnızca duyguları boşaltmak için değil, aynı zamanda düşünce biçimini geliştirmek ve değişim yaratmak için de kullanılabileceğini öğrendim. Yazının dönüştürücü gücüne dair yöntemleri ve teknikleri keşfettikçe, nasıl yazdığımın ne yazdığımdan daha önemli olduğunu fark ettim. Kendime farklı sorular sormaya, olayları farklı açılardan değerlendirmeye ve çözüm odaklı yazmaya başladım. Değişim de tam olarak burada başladı. Çünkü yazmak tek başına iyileştirmez; nasıl yazdığınız, neyi beslediğiniz ve dikkatinizi nereye yönlendirdiğiniz belirleyici olur. Not: Dilerim ki bu yazdıkların bir farkındalık oluşturur ve size faydası olur. İnsan denen varlık karışık zor ama “insanlığı” çok seviyorum.
Duygu ve Düşünce
Yine sabahladığım bir gün oldu. Dün 11'de başladım sabah ezanı biterken bitirdim. Bu sene okuduğum en iyi kitap diyebilirim. Dahice yazılmış sonu biraz saçmalamış desemde okudukça taşlar yerine oturdu gerildim.
Reklam
Reklam