Kimse Sonsuza Dek Sizinle Olmayacak
Son zamanlarda hayatımı çok başka bir yönde şekillendirmeye başladım. Çoğu şeye eskisi kadar değer vermiyorum;
buna arkadaşlıklar da dahil.
Belki yaşadıklarım,
belki içinde bulunduğum dönem,
belki de değer eşleşmesinden kaynaklanıyor bu durum.
Hepimiz benzer çocuklarız aslında.
Birbirimizden inanılmaz farklarımız yok.
İlgi alanlarımız biraz farklı sadece.
Tahammül ettiğinizi düşündüğünüz şeyleri hayatınızdan çı
kardığınızda rahatlıyorsunuz.
İnsan, kafasının içindeki hesaplaşmaları ne kadar azaltırsa o kadar kolay ilerliyor.
O yüzden sizi yoran şeylerin üzerinde çok düşünmeyin.
Hayatınızdan çıkarın ve asla arkanıza bakmayın.
İnanın, arkanıza bakarken burnunuzun dibine gelen pek çok şeyi kaçırıyorsunuz,
Geriye döndüm ve akıntıya ters yönde,kıyıya doğru kürek çekmeğe başladım. Kıyı Allah'tı; yön gelenek,kürekler ise bana verilen özgürlüktü. Ve bunlar bana kıyıya ulaşmaya çabalayım, Allah'la birleşeyim diye verilmişti.
Her zaman olaylar ve durumlar karşsında, deşici, kurcalayıcı, sorgulayıcı bir yanım olmuştur ama, galiba yaşlanmaya başladım, hemen her şeyi vıdı vıdı haline getiriyorum, bu yüzden, hiçbir şeyi doğal haliyle yaşayamaz oldum...
«Sol yanımda bir acı başladı. Bağırmaya başladım. Anne-Babam bir anda toz haline gelip yok olduğu için mi bağırıyordum, yoksa sol yanım çiğ et haline geldiği için mi, bilmiyorum. Ansızın açlık duydum. Yüce İsa'nın çiçeğini yedim.»
İki yaşında, Sarıyer’deki köşkün üst katında, beşikten yuvarlandığımı ve en önde büyükbabam, bütün ev halkının telâşla pat pat, merdivenlere koştuğunu hatırlıyorum.
Anneme, büyüklüğümde bu hâtıramı anlattığım zaman, gözleri dehşetle açılmıştı:
– Hayret! Tamamiyle doğru! Bütün köşk birbirine girmişti.
Nasıl da hatırlayabiliyorsun?
O vakitler ilâve etmiştim:
– Köşkün arkasında, bahçe tarafında, çamaşırlık gibi bir yer vardı. Rafında da, bir tabak içinde beyaz bir madde.
Duvara dayalı merdivenden çıkıp kaymak sandığım o maddeden yemeğe başladım. Meğer kireç kaymağı değil miymiş?.. Yine bütün köşk birbirine girmişti.
– Evet, evet, demişti annem; olur şey değil, sendeki hâfıza!..