İyi başlasam bile olümle bitti (+18)
2 günde ne olmuşsa biraz son nefesimi veriyor gibi hissettim. Ruhum bedenimden çıkmış da boşluğa düşmüşüm, kilitlenmişim, robotik hareket ederken aslında nefes alış verişimde bile gayret göstermem gerekecek kadar tükenmiştim. Bu neyin dalgasıydı ve nasıl bir anda olmuştu bilmiyorum ama bekledim. İçimde ya bir şeyler olüyordu ya da olenler çözülüyordu. Olenlerin cenazesinin kaldırılması izinden geçiyordu. İzin verdim işte. Yaşamadığım ya da farkında olmadan biriktirdiğim bir şeyler varmış demek ki. Bu süreçte biraz agresif ve aşırı sessizdim. Akşam yemeği dışında kalabalığa o kadar katılmadım. Kendimle baş başa kalıp içimin derdini anlamam ve bir şeyler yapmam gerekiyordu. İştahım da kapanmıştı. Kahve bile içmemiştim o derece. Ve demek ki o kadar ağır bir şeydi. Tuhaftı. Sanırım ilk kez buna doğru düzgün bir sebep bile bulamadım. Ama büyümem için tabi ki deri değiştirmem gerekiyordu. Bunun yüreğimin oluyor gibi hissettirişi belki o izinlere geç kalmamdandı. Bize artık baya küçük gelmiş tişörtün verdiği o rahatsızlık, sıkıştırma, boğma ve artık soymak mümkün değil, kurtulmak için kesip atman gerekirdi ya o tarz bir şey oldu. Geç kalınmışlık olmasa acısı da olmazdı. O her neyse bilmediğim için üzülürken geç de olsa daha da geç olmamış olduğu ve olduğu için sevindim tabi ki. Sanki öğlen matın üstünde "Hazırım ya, olmeye hazırım artık. Geleceksen gel. Ne bu, yorgun ve halsizim. Yüreğim okyanusa atılan bir kaya gibi acı çekiyor ama içim rahat. Bu sefer olacak mı, olsunnn. Bitmeden başlamaz, ölmeden doğulmaz. Bedenim mi olecek yoksa benliğim mi?" diye mayışmış halde düşünüyordum. Ve zaman o kadar yavaş aktı ki, saati 5-6 sanarken daha 2 imiş. Son gücümü temizlik perilerine vermiştim. Ne yapayım yaşam alanımın düzenli ve temiz olmasını seviyorum. Olümde dahi düzen ve bütünlük
Hayata Dair
Bilinç uyandığında ruh da kanatlanmayı öğrenir
Bazı uyanışlar gözleri açmakla başlamaz insanın kendi içine dönüp ruhunun sesini duymasıyla başlar. Bir gün gelir, yıllardır susturduğun duygular bir çiçek gibi filizlenir ve insan kendine yeniden doğar o an anlarsın ki gerçek uyanış, sabaha değil hakikate uyanmaktır. Kırgınlıkların ardından gelen fark ediş, karanlığın içinden süzülen ince bir ışık gibi insan bazen bir sözde, bazen bir kitapta, bazen de derin bir sessizlikte kendini bulur. Kendini bulan kişi, artık eski benliğine sığamaz çünkü bilinç uyandığında, ruh da kanatlanmayı öğreni Düşünmeyenlerin Ülkesi Zihin Çatlağı r. Nurhan Habibe
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
*Evli Olup Başkasına Gönül Kaptıranlara Nasihat* Kardeşim, Evliyken kalbin başkasına kayabilir. Bu imtihandır, isyan değil. Allah kalpleri imtihan eder ki hangimiz sadık kalacağız görsün. Ama nikah dururken başkasına "sevgili" muamelesi yapmak, gülmek, dertleşmek, gizli yazışmak... Buna zina demesek de bu, Allah’ın sana emanet ettiği yuvaya atılan ilk kıvılcımdır. Nikahın varken yabancıya gönül vermek, helal olanı bırakıp harama göz koymaktır. Bugün "sadece konuşuyoruz" dersin, yarın pişmanlığın konuşur. Çünkü haramın başı masum görünür, sonu ise yuvayı yıkar. Allah Kur’an’da buyur: "Zinaya yaklaşmayın". Yaklaşmayın. Yaklaşmak; bakmakla, mesajla, gizli buluşmayla başlar. Şeytan der ki: "Eşin anlamıyor, bu seni anlıyor." Yalan! Bugün seni dinleyen yarın başkasını dinler. Haramla kurulan hiçbir bağ helal olmaz. Unutma: Gözün kaydı mı, dilin kayar. Dilin kaydı mı, adımların kayar. Adımların kaydı mı, yuvan yıkılır. Zina yatakta başlamaz, telefonda başlar. "Masum dertleşme" deyip başlar, "geri dönüşü yok" diye biter. Nikah, Allah’ın sana emanetidir. Eşin hatalı olabilir, eksik olabilir. Ama çözüm haramda değil. Çözüm ya ıslah etmektir, ya helal yoldan ayrılmaktır. Üçüncü bir yol yok. Kalbin kaydıysa hemen tövbe et. Telefonu sil, engelle, buluşmayı bitir. Her secde de ki: "Ya Rabbi gözümü haramdan, kalbimi ihanetten koru. Yuvamı muhafaza et." Allah için terk et. Eşine sadakat göster. Bugün zor gelir ama yarın huzur bulursun. Haramla başlayan hiçbir sevda huzur getirmez. Getirse de bereketi olmaz.
Din İslam
Huzur, gürültünün bittiği yerde başlamaz; beklentinin bittiği yerde başlar.
BİLEN, BİLİNEN ve "IŞIK UNSURU"..
(...) Bilen ile bilinenin karşılaşması tek başına bilgi doğurmaz. “Işık unsuru”, İBDA’nın bilgi teorisinde bilginin meydana gelmesi için gerekli üçüncü unsurdur. Bilen vardır; bu, son tecritte ruhtur. Bilinecek şey vardır; bu, ruha kendini empoze eden varlıktır. Fakat bilen ile bilinenin karşı karşıya gelmesi tek başına bilgi doğurmaz. Onların arasındaki münasebeti bilgi hâline getiren, onu ölçüye, hükme, doğru düşünceye ve tatbike bağlayan unsur gerekir. Göz ve eşya varsa bile, ışık yoksa görmek gerçekleşmez. İşte “ışık unsuru” budur. Düşünme, sıfırdan, boşluktan, hiçbir ölçü olmadan başlamaz. Düşüncenin doğru işlemesi için, daha düşünme faaliyetinden önce ona yön veren bir “doğru”ya, bir mihraka, bir ölçüye ihtiyaç vardır. “Işık unsuru” bu ön-ölçü, bu yön verici hakikat, bu ilk aydınlık demektir. Allah kelâmının Peygamberler vasıtasıyla bildirilişinden ve Peygamberler tarafından tatbik edilişinden başlayarak, her düşünce ve her mevzunun kendi derecesindeki uygulama biçimlerine kadar iner. Bu noktada “ışık unsuru” ile “bildirenin gerekliliği” birleşir. Fert kendisine bildiren olmasa bilemez; çünkü bilgi, sadece içten gelen bir sezgi veya dıştan gelen bir veri değildir. Bildiren, fertteki ruhî çabayı ölçüye bağlar. En altta çevre, dil, tarih, toplum, örnek şahsiyet bildirir; en üstte ise Allah bildirir ve Peygamber bildirilen hakikatin insan hayatındaki mutlak tatbikini gösterir. “Peygamberler olmasa medeniyet olmazdı; insanlık olmazdı” hükmü, bilgi teorisi bakımından da temel bir hükümdür. Bu, insanın bilgiye, dile, nizama ve medeniyete kendi kendine, sıfırdan, başıboş bir evrimle varmadığını; ilk ölçünün bildirilmiş olduğunu gösterir. Bu yüzden ışık unsuru, bildirilen hakikatin bilgi sürecindeki aydınlatıcı rolüdür. __Işık unsuru olmadan “bilinenin
Epistemoloji
Sen benim en güzel felaketim, içimden hiç dinmeyen fırtınamsın.
"Aşk, sakin bir deniz gibi başlamaz hiçbir zaman. Ruhunda kopan o muazzam fırtınadır seni birine körkütük bağlayan."
Aşk