Bilginin önünde taçlı başlar bile saygı ile eğilmeli. Bilgi, bölüşüldükçe artan bir hazinedir. Kudret sağlar, mutluluk sağlar, ün sağlar sahibine. Ne çalınabilir ne yok edilir. Saltanat fani, bilgi ebedidir.
Sayfa 48·Kitabı okuyor
Bir gün eğitim esnasında astronotlar yaşlı bir Kızılderiliyle karşılaşır. Adam orada ne yaptıklarını sorar. Astronotlar kısa süre içinde Ay'a yapılacak bir araştırma seyahatinin parçası olduklarını söylerler. Yaşlı adam bunu duyunca bir an sessiz kalır, sonra astronotlardan kendisine bir iyilik yapmalarını ister. Astronotlar "Ne istiyorsunuz?" diye sorar. Yaşlı adam, "Kabilemdeki insanlar Ay'da kutsal ruhların yaşadığına inanır. Onlara halkımdan önemli bir mesaj iletmenizi isteyecektim." Astronotlar "Mesaj nedir?" diye sorar. Adam kendi dilinde bir şeyler mırıldanır, sonra da astronotlara bunu ezberleyene kadar tekrar etmelerini söyler. Astronotlar "Bu ne demek?" diye sorar. "Bunu size söyleyemem. Sadece bizim kabilemizle Ay ruhlarının bilebileceği bir sır," der. Üsse geri döndüklerinde astronotlar uzun uğraşlardan sonra yerel dili konuşabilen birini bulurlar ve ondan mesajı tercüme etmelerini isterler. Ezberledikleri şeyi söyleyince çevirmen kahkahalarla gülmeye başlar. Nihayet sakinleşince, astronotların o kadar dikkatle ezberlediği sözlerin, "Bu adamların size söylediği hiçbir şeye inanmayın. Topraklarınızı çalmaya geldiler," olduğunu söyler.
Reklam
İnsan, hayata çoğunlukla kaybederek başlar. Her kaybediş, bir kefaret mahiyetinde insanı yeni bir başlangıca iter.
Sayfa 15·Kitabı okuyor
Aşırı erkekleşme ve aşırı kadınlaşma, aşırı olgunluk ve yetişkin olma özelliği gibi gerçek bir dengesizliktir fakat bu bir tekamül değildir. Feda edilmiş olan cinsiyet gizlice ama düzensiz bir şekilde protestosunu sürdürür.
Sayfa 73·Kitabı okuyor
Tarihsel açıdan önemli gerçeklikler genellikle tamamıyla imkânsız diye başlar. Ve bizim bir şeyin nasıl gerçek olabileceğine akıl erdirememiz o şeyin gerçekliğini gözlemleyemeyeceğimiz anlamına gelmez.
Bir gün gelir ve her genç kızın içinde kadınlık yanı uyanır. On dokuz yaş düşleri başlar. Bu yaş artık ağır basmaya başlar ve acemi bir çaylak çıkarır ortaya. O keskin bakışlar ilk kez yanılır, delikanlıyı canlı renklere bezer. O acemi çaylak birkaç dize şiir okusun, adı hemen şaire çıkar. Döşemedeki delikleri anlıyor, misk kedilerini seviyor zannedilir. Bizim kız, el değmemiş bir bahçe olan kalbini vermiştir ona. Oysa o, bakımlı bahçelerden hoşlanmaktadır. Sonunda o aptal delikanlı, kızı alıp bir köle gibi evine götürür.
Alıntı
Reklam
Reklam