Puan vermedi·303 syf.··
2026 3. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:00
Kitap ilk 100 sayfada aşırı hızlı akıyor ve okurken kitabın bir günde bitmesini istememiştim. Bu yüzden ara vereyim dedim. Sonra o ara uzadı ve son 200 sayfayı 1 ayda falan bitirdim. Ya ben okurken aşırı derece suç ve ceza havası aldım ama kitabın sonu tüm fikrimi değiştirdi. Sonlara doğru nereye bağlanacak diye bekliyordum ama hiç beklemediğim bi noktaya evrildi kitap. Son kısımlar artık acı çektiği ve işler sarpa sardığı için sarmamıştı baştaki ne olacak heyecanı benim için gidince okumak biraz zor oldu ve kitabı çok fazla arayla okuduğum için de etkiledi ama yine de sevdim ve yazarın diğer kitaplarını alıp okumayı aşırı istiyorum şuan. Ve karakterle ilgili şunları söylemek istiyorum son olarak. Ben olsam yapmazdım ya. 2. Kişi olmayı kabul etmesi ve tüm hayatını başka bir yazarın üzerine kurması çok korkunç bence. Ve buna inanması daha kötü. Tüm etik değerleri hiçe saydı cidden. Hayır o kadar iyiysen başta 1 2 kitap çıkar araya athenanın kitabı yazardın zaten. Tüm kariyerini athenanın mirası üzerine kurup ama ben editledim ama 2. Kitap da komple benim demek çok komik ya. Malsın.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
3/10
·224 syf.··
2026 5. kitabı
​Büyük beklentilerle başlayıp hayal kırıklığıyla bitirdiğim bir kitap oldu. Arka kapak yazısı ve konusu ilk başta oldukça ilgi çekici gelse de, hikayenin ilerleyişi ve kurgusu maalesef beni içine çekmeyi başaramadı. Kötü bir kitap diyemem ama "New York Times Bestseller" etiketinin yarattığı o yüksek beklentiyi de tam olarak karşılayamadı. Benim için bitirmiş olmak adına okunan, ortalama bir deneyimdi. 5/10
Alıntı
CinnetJude Hunter · Kalipso Yayınları · 2012330 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Fena değildi...Ama yazarı desteklemek istemiyorum
7/10
·512 syf.··
2026 37. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 23:22
Şimdi bu inceleme sadece seri değil yazar hakkında ki yorumlarımı da içerecek öncelikle bunu söyleyeyim, ilk olarak normal kitabı eleştireceğim sonra da yazara geleceğim Bu kitabın yazımı ilk kitaptan iyiydi, ilk kitapta karakterler arası diyologlar ilişkiler çok çok yüzeyseldi bu kitapta bu baya gelişmişti. İlk kitapta beni sıkmıştı hem bazı yerlerde çok bunalmıştım, bu kitapta da yine sıkıldım ama yine hani ilk kitaba nazaran bu kitabın daha akıcı ve daha heyecanlı ilerlediğini söyleyebilirim. Yine kitabın işleyişi çok klişe ve çok tahmin edilebilirdi. Hani olan herşeyi en başından biliyordum ve Asilin ne halt olduğu, Kunter ile kızın ilişkisindeki o bağlam kitabın hatta serinin en başından beri çok çok tahmin edilebilir bir durumdaydı. Açıkçası hiç şaşırmadım. Ama diyebilirim ki olay bazında çok büyük gelişme vardı hani o ilk kitapta ki işleyişle ve kurguyla ilgili o amatörlük bir tık daha gitmişti. Bu kitapta beni şaşırttan ve bir tık daha ilk kitaba göre beğenmemi sağlayan husus karakterlerin gelişimi ve yapabileceklerinin sınırının olmamasıydı. Burayı karakterler bazlı gideceğim Açıkçası ilk kitapta Kunter'in yazımını çok beğenmiştim hani tam bir anti-hero havası veriyordu ve karakterin yazımından da umutluydum. Bu kitapta karakterin geçmişine iniyoruz ve daha çok tanımaya başlıyoruz. Ve açıkçası bana bu tanıma süreci, ya aslında o kötü değil kötü olmak zorunda kaldı klişesini işleyişi bakımından biraz sönük geldi. Tabiki karakterin belli bir şeylerden tetiklediği, ancak ben biraz daha burada şeyi bekliyordum karakterden evet ben bunları yaptım ama bunları seçmek de benim kararımdı gibisinden bir itiraf ve gerçekçilik yani yaptığı kötülükleri bir tık daha sahiplenmesi o istemiştim. İkinci şikayetim ise Kunter bize kitap boyu her şeyi tir tir titreten
Veyl 2 - Şeytanın YancısıFatma Şamata · Artemis Yayınları · 2025116 okunma
6/10
·272 syf.··
2026 40. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 17:16
Daha önce yazardan Malma İstasyonu’nu da okumuş ve çok beğenmiştim. Kendine özgü yalın ve naif bir anlatımı, okuyucuyu içine çeken gizemli tavrı, çarpıcı noktaları ve kurgusuyla oldukça iyi bir kitaptı. Beni yazarın başka eserlerini de okumaya teşvik etti fakat maalesef aynı tadı 17 Haziran’da bulamadım. Finalinde bütün hikayeyi öğrendiğimiz kırılma anı çok zayıftı. Daha güçlü hatta belki sarsıcı bir son beklemiştim. Bütün kitap boyunca merakla beklediğim 17 Haziran 1986 tarihinde ne oldu? sorusunun cevabı beni bu yüzden yeterince tatmin etmedi. Bir çocuk için oldukça travmatik bir olay olsa da, duygusal anlamda beklentimi karşılamadı. Ayrıca Vidar’ın o güne dair topladığı bilgileri sürekli tekrar ettiği kısımlar bir süre sonra beni biraz sıktı, bazı soruların da cevapsız kaldığını düşünüyorum, boşlukları olan kafamda oturtamadığım bazı kısımlar vardı. Sonuç olarak başta konusunu oldukça ilgi çekici bulsam da çok keyif aldığım bir okuma olmadı benim için.
1000Kitap
17 HaziranAlex Schulman · Timaş Yayınları · 20261,173 okunma
“Siyah Lale”
8/10
·226 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:44
16. Yüzyılda Hollanda’da yaşanan Lale Çılgınlığı’na (Tulipomania) ithafen yazılmış bir eser; insanların bir lâle soğanı uğruna servetler feda ettiği bir dönem.. Hollanda tarihinin en çalkantılı yıllarında çiçek yetiştiriciliğiyle uğraşan Doktor Cornelius von Baarle’nın en büyük amacı, Haarlem Çiçekçilik Cemiyeti’nin açtığı yarışmada genetik açıdan üretimi zor olan en güzel Siyah Lâle’yi yetiştirmektir. Fakat kıskanç komşusu İsaac Boxtel’ın iftirası sonucunda işlemediği bir suçtan ötürü ömür boyu hapse mahkûm olur, idamdan kıl payı kurtulur. Ama hep umutludur, çünkü yanında getirdiği lâle soğanlarıyla ekeceği büyük hayalleri vardır. Tek güvendiği üç soğanı ve biricik Rosa’sı. Bu romanda iyilik timsali Rosa’nın karşısında kıskançlığıyla, iki yüzlülüğüyle ve aç gözlülüğüyle nam salmış Boxtel karşımıza çıkar. Kendisi de lâle yetiştiricisi ama en iyi Siyah Lâle’yi yetiştiremez, bu yüzden kin ve nefret silsilesi başlar. Cornelis’e tuzaklar kurar, onun peşinden sürgüne gider, ardında her şeyi bırakarak. Tek gayesi Siyah Lâle’yi çalıp 100 bin Florinlik büyük ödülün sahibi olmak. İstediğine kavuşur mu? Öyle bir sonu var ki hikâyenin, mucize dedikleri bu olsa gerek.. En savunmasız, en çaresiz anı da öyle güzel tasvir etmiş ki yazar, son ana kadar merakla okudum.. Geneline bakacak olursak, Lâle üzerinden de çok şey öğreniyoruz aslında; başta sabretmeyi, vazgeçmemeyi, umudu ve aşkı. Kitapta en güzel kısımlardan biri, Cornelis’in lâlelere olan sevgisi ile Rosa’ya olan aşkını karşılaştırarak sorgulaması.. Bir Lâle’nin olduğu kadar narin ve dokunaklı bir hikâyeydi. Bunu da ancak Monte Kristo Kontu’nu yazan ufku geniş Alexandre Dumas yazabilirdi. Okumanızı tavsiye edeceğim güzel bir klasik…
Siyah LaleAlexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202319bin okunma
5/10
·432 syf.··
2026 27. kitabı
Resmen ite kaka verdim bu yıldızı.. Hatta kitabın ilk bölümlerini okurken bu anlatım şekliyle devam ederse ben 1-2 yıldız ancak veririm diye okudum kitabı.. Dönemine göre kurgu farklı ve şaşırtıcı gelmiş olabilir ama 2026 yılında okununca bu ne ya dedirtti bana :( Okuduğum eski baskılarından biriydi, umarım elden geçirilmiştir tekrar basılırken. Çünkü bendeki hali off yazım hatalarıyla beni çileden çıkarttı. Hiç mi bir editör okumadı bunu Allah aşkına! Yazar bunu yazdı siz de yayınevi olarak wattpad versiyonunu kopyala yapıştır yapıp bastınız mı ne yaptınız? de, da ayrımını falan unutun zaten ama bazı yerlerde cümlenin öznesinin 1.tekil ile başlayıp yüklemin 3.tekil şahsa göre bittiğini düşünün falan.. Bir de sürekli direkt kelimesi yerine direk yazmışlar. Tam bir felaketti.. Gelelim kurguya.. Farklı bir şeyler yapılmak istendiği çok belli.. Aslında sevdim de ama ilk bölümlerdeki o anlatım neydi öyle.. Aşkın zaten yeterince itici bir karakterken Ateş de bu kadar uçlarda mı yazılmış olmalıydı bilmiyorum. Bana tutunacak pek bir dal bırakmamış sağ olsun. Yine de Aşkın'ın yanında melek gibi kalıyor adam.. Kurgu wattpad anladım ama kitap o kadar argo, küfür ve +18 sahne içeriyor ki bu kadar küçük yaştaki bir kitle nasıl okuyabildi anlayamıyorum. Ah bir de o "hidrolik asit" sahnesi neydi!!! Hiç mi araştırılmadan yazıldı bu kitap.. Bir kimyager olarak gözlerim kanadı okurken.. Hayatımda böyle bir asit türü duymamıştım. Breaking Bad izleyenler bilir, orda delilleri yok etmek için hidroflorik asit kullanılıyordu. Sanırım yazar da bu sahneden esinlenmiş. Keşke hangi asit olduğunu öğrenseydi de yeni bir asit türü yaratmasaydı. Bu arada kitap bilimkurgu tarzında öğeler de içeriyor. Ateş'in adasında geçen bölümler bana direkt Johnny Depp'in oynadığı "Transcendence" filmini
Ateşpare 1Ceren Melek · Ephesus Yayınları · 20224,434 okunma