Puan vermedi·116 syf.··
2026 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 00:00
#fundaokuyupyorumluyor Cumanın hayrı ve bereketi üzerimize olsun inşallah Bu mübarek günde @__ahi.aratoglu nun kaleme aldığı #yeryüzüşahitleri adlı eseri ile geldim. Yazardan okuduğum ikinci kitap. Yazarın samimi ve sorgulayıcı üslubu, bir nasihat kitabından çok içten bir sohbet havasında ilerletiyor. Her bölümde, insanın kendine, kendi benliğine yaptığı sessiz yolculuğa kapı aralıyor. Okurken altını çizdiğim birçok cümle oldu. Çünkü kitap yalnızca okumalık değil, dönüp dönüp üzerine düşünmelik bir eser. Yazar, insanın kendi değerini başkalarının onayında olmayıp kendi özünde bulması gerektiğini, güçlü bir dille anlatıyor. Özellikle “Kendine baston ol, kendine dayanak ol” düşüncesi, kitabın ruhunu özetleyen en etkileyici mesajlardan biri bence. Çünkü insanın en büyük yolculuğu, kendi içine yaptığı yolculuktur. Yer yer deneme, yer yer sohbet havasında ilerleyen eseri; okuyucuya doğrudan seslenerek onunla bir diyalog kuruyor, okurla sohbet ediyor. Özellikle tekrarlar, sorular ve kısa, vurucu cümleler metnin etkinliğini arttırmış. Bu üslup sayesinde kitap, akademik bir felsefe metni olmaktan çok, kalbe ve zihne aynı anda dokunmaya çalışan bir iç konuşma niteliği kazandırıyor. Genel olarak eser; insanın kendini tanıması, hayatın anlamını sorgulaması, kendi ayakları üzerinde durması ve umutla yeniden başlaması gerektiği fikri etrafında şekilleniyor. Okurken insanı zaman zaman rahatsız eden ama tam da bu yüzden düşündüren bir kitap. Kitap, okuyucuya “Hayatı gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece sürükleniyor muyum?” sorusunu sordurmayı başarıyor ve en güçlü tarafı da burada ortaya çıkıyor. Bu nedenle yalnızca okunacak değil, üzerinde durup düşünülerek sindirilecek bir eser. Manevi rahatlama isteyen sizlerin de yazarın eserleri ile tanışmasını önemle isterim.
Yeryüzü ŞahitleriAhi Aratoğlu · Amore Yayınevi · 202619 okunma
7/10
·122 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
26 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 15:26
“Antonio José Bolívar Proaño, takma dişlerini çıkarıp mendiline sarmaladı ve bu trajediyi tetikleyen gringoya, Belediye Başkanı’na, altın arayıcılarına, canından çok sevdiği Amazon Ormanı’nın bekâretine göz diken herkese lanet okudu; sonra palasıyla kestiği kalın bir dalı baston gibi kullanarak El Idilio'ya, barakasına ve birbirinden güzel sözcüklerle aşktan bahsederek insanların ne kadar barbar olduğunu ona unutturan romanlarına doğru yola koyuldu.” Şilili çarpıcı romanların yazarı aynı zamanda dünyaca ünlü çevreci bir aktivist olan #LuisSepulveda ile #AşkRomanlarıOkuyanİhtiyar kitabıyla tanıştım. Premio Tigre Juan dahil birçok ödül kazanmasına vesile olan ve 14 dile çevrilen bu kitap hem bakir doğanın hem de masum insanların, iktidar sahipleri tarafından nasıl söndürüldüğünü anlatıyor. Amazon’un derinliklerinde yaşayan Antonio José Bolívar Proaño, aslen dağlı. Henüz on üç yaşında nişanlanmış ve iki yıl sonra çocuk yaşta evlenmiş. Çocuklar evliliklerinin ilk üç senesinde kızın babasının evinde oturmuşlar sonra adam rahmetli olmuş. Kıt kanaat geçinmeye çalışıyorlarken El İdilio bölgesine göç edenlere devlet desteği olduğunu duymuş ve karısıyla yola koyulmuş. Toprağında tohum büyümeyen bu yerde bir şekilde yaşamaya başlamışlar. Bölgenin yerlisi Shuarlar yerleşimcilerin haline acımış ve orman hakkında bilgi vermişler. Büyük sağanak yağışların hakim olduğu bölgede Antonio’nun karısı sıtmaya yakalanıp ölmüş. Geri dönmek seçenek bile olamazmış Antonio için çünkü başarısızlık kabul gören bir durum değilmiş. Mecbur genç adam dağdan ormana yerleşmiş ve ömrünü burada geçirmeye karar kılmış. Shuarlar ile bağları gittikçe kuvvetlenmiş. Yılda iki kez köye uğrayan Dişçi ile de dostluk kurmuş ve kendisine aşk romanları getiriyormuş. Şimdilerde 60 küsür yaşlarında olan Antonio,
Aşk Romanları Okuyan İhtiyarLuis Sepulveda · Can Yayınları · 2012788 okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
8/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 27 Nisan 2026 20:57
Çok şey okudum ama çok az şey yaşadım." (S.37) Bu cümleyi yazdığında Borges 30 yaşındaymış ve bu hüzünlü cümle için şöyle diyor "...henüz okumanın bir yaşam biçimi olduğunun farkında değildim." Ahhh! Okumanın bir yaşam biçimi olduğunu fark etmek için ne kadar okumak ve ne kadar yaşamak gerekiyor acaba? Haziran 2014'de Floransa'da yazılan "Borges ya da oyuncaklar evi" isimli şiirle başlayan kitap, Eylül 2014'de Paris'de yazılan ve Borges'in son anlarını anlatan bir denemeyle son buluyor. Tıpkı Borges'in okumayı en sevdiği üçlü olan şiir, deneme, öykü türlerine birer ithaf gibi. Kitapta farklı yıllarda Llosa'nın Borges'le yaptığı 2 ayrı söyleşi de bulunuyor ve Borges'in yıllar içinde düşüncelerinin nasıl şekillendiğini görmek oldukça keyifliydi. Fakat asıl dikkatimi çeken Llosa'nın 50'li yıllarda Sartre rüzgarına kapılıp "yazarın çağına ve topluma karşı sorumlu olması gerektiği" inancındayken, Borges'i politika, tarih hatta sanatı hor gören, hayal evreninde bir yazar olarak görmesine rağmen ısrarla okumaya devam etmesi. İtiraf etmek gerekirse buradaki hisleri gizli gizli Ahmet Kaya dinleyen ülkücülerden pek farklı gelmedi :) Borges politikadan ve politikacılardan ısrarla uzak duruken,ona böyle bir bölüm ayırmış olması da biraz ironik! Yine, "Onetti ve Borges" bölümü de birbirinden pek haz etmeyen bu iki ismi garip şekilde bir araya getiren Llosavari bir dokunuş olmuş. Çok severek okuduğum bir kitaptı. Borges'in kişisel hayatı, kadınlardan kaçar tavrı, baston koleksiyonu, aşırı düzgün giyinmesi (evde bile kravatlı oturması), görmeye duyduğu özlemi gibi kişisel bilgilerin de olduğu şahane bir eserdi. Borges hangi dilde okunursa okunsun dildeki o sadeliği, "sözcüklerin düşüncesi" olduğu edasını hissettirdiğini bilmek beni çok mutlu etti. Borges ve Llosa seven herkese
Borges’le Yarım AsırMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 202610 okunma
Puan vermedi·304 syf.·
Beğendi
·
2023 7. kitabı
Fatih Duman’ın Âsâ adlı eseri, tasavvufî semboller üzerinden insanın yolculuğunu, dayanma gücünü ve hakikat arayışını anlatan bir romandır. Roman, “âsâ” (asa) sembolü etrafında şekillenir ve bu sembol üzerinden insanın hayat yolculuğu anlatılır. Âsâ, sadece bir baston değil; yol gösteren, destek olan ve insanı ayakta tutan bir anlam taşır. Hikâyede karakter, hayatın zorluklarıyla karşılaşır ve bu süreçte hem maddi hem de manevi olarak bir “dayanak” arar. Yolculuk ilerledikçe, dış dünyadaki arayışın aslında iç dünyaya yönelmesi gerektiğini fark eder. Tasavvufî öğretilerle birlikte “dayanmak”, “sabır” ve “tevekkül” kavramları ön plana çıkar. Âsâ, dış dünyadaki bir yolculuğu anlatıyor gibi görünse de aslında insanın kendi içindeki kırılmaları, güç arayışını ve yeniden ayağa kalkma çabasını anlatır. Kitabın verdiği temel mesaj ise şudur: “İnsanı ayakta tutan şey baston değil, inancıdır.” Fatih Duman
Âsa - Bir Emir Sultan RomanıFatih Duman · Nesil Yayınları · 2023842 okunma
Sophokles - Kral Oidipus - Spoiler
7/10
·97 syf.··
2026 8. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2026 00:22
Sophokles, Antik Yunan’a damgasını vuran büyük tragedya yazarından biridir. Sophokles M.Ö. 496 – 406 yılları arasında Atina’da yaşamış, siyasi olarak da aktif olmuştur. 120’den fazla oyun yazdığı bilinse de günümüze sadece 7 tanesi ulaşmıştır. Karakter psikolojisini derinleştirmenin ilk örneklerini eserlerinde buluruz. İnsan doğasını, ahlaki çatışmaları ve kader temasını ustalıkla işler. Bu yönleri ile Kral Oidipus, Sophokles’in kusursuz yapıdaki eseri olarak kabul edilir. Kral Oidipus, klasik Yunan trajedisinin en önemli örneklerinden biridir. Peki nedir tragedya? Tragedyalarda ana karakter genellikle kral ya da soyludur yani yüksek statülüdür. Kahramanın bir “trajik kusuru” (kibir ve öfke gibi) vardır. Olaylar aşama aşama felakete doğru ilerler. Seyircide katharsis (duygusal arınma) yaratır. Benim de yeni öğrendiğim katharsis kelimesine odaklanalım. Katharsis, izleyicinin korku (phobos) ve acıma (eleos) gibi yoğun duyguları yaşadıktan sonra rahatlama, arınma ve dengeye ulaşması demektir. Yani tragedya izlerken (ben hiç izlemedim, okudum sadece) kahramanın başına gelen kötü olaylara üzülürüz (acıma). Aynı şeylerin bizim başımıza da gelebileceğini düşünerek korkarız. Bu yoğun duyguların ardından içsel bir rahatlama ve boşalma hissi yaşarız. Hatta bazen “ben bu duruma düşmem, ben o hatayı yapmam” diyerek böbürleniriz. Sınavını vermediğimiz şeylerin masumu, zekisi, erdemlisi olduğumuzu düşünüp kendimizi yüceltiriz. Kötü olayların kendi başımıza gelmediği için seviniriz. Bizden daha kötü durumda olanları hatırlayıp mutlu oluruz. Hele bir de başkalarını eleştirirken, ahkâm keserken bize karşı çıkanların olmadığı bir ortam bulduk mu keyfimizden yanımıza yanaşılmaz. İşte bu sürece katharsis denir. “Kral Oidipus”u okurken katharsis’i hisseder insan elbette. Hem de M.Ö. 5.
Alıntı
Kral OidipusSophokles · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201911,3bin okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 20. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Şubat 2026 22:55
#iyiruhlar #bkborison “Sevginin serbestçe dağıtabildiğini öğrendiğimden beri kırıntılar dilenmekten bıkıp usanmıştım.” Harriet, renkli kişiliği, süslü evi, karman çorman saçları ile farklı ve hayat dolu bir kadındır. Teyzesinden kalan antika dükkanını işleten Harriet’in bütün hayat enerjisine rağmen içerisinde fırtınalar kopar. Uzun zamandır ailesi ile arası yoktur. Özellikle annesi ve ablasından uzaklaşmak genç kadını üzmektedir. Noel’i ve ona dair her şeyi çok sever. Bir gün evinde otururken birden garip bir adam ortaya çıkar. Önce çok korkan Harriet adamın söyledikleri ile şaşırır. Çünkü bu adam onu geçmişine götüreceğini ve ne hatalar yaptığını göstereceğini söyler. Nolan, bir geçmiş noellerin hayaletidir. Çok uzun yıllar önce ölen Nolan, kendisine verilen kişiye giderek ona musallat olur ve geçmişindeki sırları öğrenmeye çalışır. Bu seferki görevi ise Harriet’tır. Nolan ve Harriet, genç kadının geçmişine gitmeye başlarlar. Ancak bu ziyaretler hiç umdukları gibi gitmez. Harriet’ın geçmişinde annesinin baskısında olan genç bir kızdan başka bir şey yoktur. Nolan bir şeylerin yanlış olduğunu anlar. Sürekli didişen ikili bu ilişkinin imkansızlığına rağmen birbirlerine doğru çekilirler. Peki Nolan ve Harriet’ı birbirine çeken büyük sır nedir? ‘İyi Ruhlar’ tam bir kış ve yeni yıl kitabı, yılbaşı süslemeleri, baston şekerler, yumuşak çoraplar…hepsi insanın içini sıcacık yapıyor. Harriet, kendi ayakları üzerinde durmak için çok fazla savaş vermiş. Buna rağmen neşesinden ve iyiliğinden hiçbir şey kaybetmemiş bir kadın. Etrafını hep güzelleştirmek için uğraşsa da yalnız kaldığında geçmişin acı hatıraları onu yaralıyor. Nolan ise önceleri sadece bir görev gibi görse bile Harriet’ı tanıdıkça onun çekimine kapılıyor. Ve bu bir hayalet için imkansız bir şey. Birlikte o
İyi RuhlarB. K. Borison · Nox Yayınları · 202568 okunma