Şeritli Engerek (Osmanlı Engereği) – Montivipera xanthina Türkiye'nin en iri ve etkileyici engerek türlerinden biridir. Kalın gövdeli, üçgen başlı ve sırtında koyu renkli şerit veya lekeler bulunur. Genellikle 70-100 cm uzunluğa ulaşır. Kayalık yamaçlar, makilikler ve taşlık arazilerde yaşar. Yayılışı: Ege Bölgesi, Batı Akdeniz ve Batı Anadolu'da; özellikle Muğla, Aydın, İzmir, Denizli, Antalya, Burdur ve Isparta çevresinde görülür. Beslenmesi: Fare, kertenkele, küçük kuş ve diğer küçük omurgalılarla beslenir. Önemli not: Zehirli bir türdür ancak genellikle insanlardan uzak durmayı tercih eder. Tehlike hissettiğinde savunmaya geçer.
Kanal 7'deki Hint filmleri/dizileri, bizi Doğu medeniyetine mi taşıyacak? Yani, bu mudur gaye?.. :) Tersinden düşünelim: TV8'deki yarışmalar, bizi meçhul Batı'ya mı ulaştıracak?.. :)
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tavsiye Kitap listesi - 1 Teoloji - Siyer - Felsefe Şinasi Gündüz / Dinler Tarihi Mevdudi / İslam'a Giriş - Dört Terim Mevdudi / Gelin Müslüman Olalım Ahmed Kalkan / Tevhid bilinciyle Canlanmak Şükrü Hüseyinoğlu /İbadet ve Bilinç Caner Taslaman / Bıg Bang ve Tanrı Caner Taslaman /Allah'ın Varlığının 12 Delili Fuad Akdemir / Dinin kaynağı Sorunu Roger Garaudy / İslam Dünyasının Yükseliş ve Çöküşleri Atasoy Müftüoğlu / Zamanın Sınavından Geçmek Atasoy Müftüoğlu /Sahte Mutlakların Hükümranlığı Bülent Şahin Erdeğer / Rivayet mi Hadis mi Sünnet mi (Yüzlerce Yıllık Kavram Kargaşası) R. W. David Beck Tanrı Var Mı? çev. Musa Yanık
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Şehadet - Şehitlik - Şahitlik
Şehadet - Şehitlik - Şahidlik İnsanlık tarihi, kelimelerin gizemli yollarıyla doludur. Bugün farklı dünyalara ait gibi görünen Batı dillerindeki "martyr" ile Doğu dillerindeki "şehit" kelimeleri, aslında insan hafızasının ortak bir noktasından doğmuştur. İki farklı kültür de birbirinden bağımsız olarak, bir olaya "tanık olma" eylemini, inanç uğrunda "can verme" eylemiyle bağdaştırmıştır. Hristiyanlığın yasak olduğu o ilk dönemlerde Romalılar, inananları yakalayıp dinlerinden dönmeye zorluyorlardı. Dönmeyenleri ise çarmıha geriyor, arenalarda aslanların önüne atıyor, diri diri yakıyorlardı. Ancak bu insanlar, ölmek pahasına mahkemelerde inançlarını haykırdılar, yani ona tanıklık ettiler. Antik Yunancada sadece "mahkeme şahidi" anlamına gelen martys (μαρτυς) kelimesi, bu acı tecrübeyle yeniden şekillendi. Diğer inananlar, canı pahasına inancına şahitlik eden bu kahramanlara martyr (μαρτυρ) dediler. İslamiyetin ilk yıllarında da tarih tamamen aynı şekilde tekerrür etti. Mekke'nin kızgın kumlarında işkence gören ilk Müslümanlar, dinlerinden dönmeleri istendiğinde tıpatıp aynı dik duruşu gösterdiler. Canları pahasına, inandıkları Allah’ın birliğine şehadet ettiler. Arapçada "gören, tanıklık eden" anlamına gelen şahid kelimesi, bu büyük fedakarlıkla yepyeni bir anlama büründü. İslam toplumu da inancına hayatıyla tanıklık eden bu insanlara "şehit" dedi. Bir fikre, bir inanca veya bir değere sadece inanmak yetmez; insan, inandığı şeyin dünyadaki şahidi olmak ister. Ve bazen hayat, insandan o şahitliğin altına sadece imza atmasını değil, kendi canını mühür olarak basmasını talep eder.
Din
Bugün aklımda olanları açığa vurma zamanı olduğunu düşündüm batı islamik olarak korkular içinde kıvranıyor ancak acaba verdikleri isimlerin karşılıklarından gr haberleri var mı 😎😂😂😂😂 Alexander: İskender Mary: Meryem Joseph: Yusuf Gabriel: Cebrail Michael: Mikail John: Yahya David: Davut Aaron: Harun Noah: Nuh Ve daha niceleri 😂😂😂