8/10
·532 syf.··
Beğendi
·
2026 58. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 20:36
Merhaba arkadaşlar. Sonunda sıra geldi bizim çocukluğumuzun efsanesine. Hepimizin bir kere dahi olsa okuduğu, minicik baskılarıyla hafızamıza kazınan o efsanenin tam çevirisine. Başlamadan önce ne hissediyorsam bittikten sonra da aynılarına hatta daha fazlasına sahip olduğum eserlerden biri. Onun bilim kurgu yönü o kadar gelişmiş ki artık, onu tanımadıklarından kesinlikle emin olduğum birkaç kişinin yorumuna da özellikle bakmayı tercih ettim. Kimdi o eskimiş bunlar artık zamanı geçmiş teknolojiler gibi bir yorum vardı. Buna çok güldüm. Sorun şurada, bu kitap yazıldığında denizaltında anlatılan teknoloji aslında hiç yoktu arkadaşlar. Beni güldüren kısım da tam olarak bu. Hiç var olmayan bir şeyden sanki varmış gibi bahseden, daha sonrasında bu icat yapıldığında da benzer özelliklere sahip olması uzun yıllar alan bir teknoloji için ‘Bu eski’ diye eleştiri yapılması. Yani buradan ne anlıyoruz? Herkes bilgi sahibi olmadığı konuda bir yorum sahibi. Yani insanlar konuşur, biz kendi işimize bakalım diyebiliriz. Demeliyiz. Kitaba geldiğimizde -nihayet- Nautilus adında denizlerde yolculuk yapan bir denizaltı ve onun kaptanı Nemo ile kurtarılan 3 kazazedenin yolculuğuna konuk oluyoruz. Öncelikle en başa yani 1866 yılına uzanalım. Ve bu kazazedelere odaklanalım. Öncelikle denizlerde korkunç bir canavarın ortaya çıktığı haberi yayılıyor. Pek çok gemi kazasından sorumlu olan bu canavar için çeşitli teoriler ortaya atılırken denizlerde sigorta yapan şirketlerin hızlıca fiyat arttırmaya gitmelerinin kitabın içine sokuşturulması da gizliden bir kapitalist eleştiri olarak karşımıza çıkıyor. Ama buna şaşırmıyorum. Hatta daha ileri gidip bizim içimizde de böyle alçak insanlar olduğunu, bir yangın çıktığında 50 liralık eldiveni 500’e sattıklarını kim inkar edebilir? Deprem olduğunda (6
Denizler Altında Yirmi Bin FersahJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201916,3bin okunma
Okyanustaki batık bir hazine; Ziya Paşa.
10/10
·408 syf.··
Beğendi
·
2026 41. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 21:09
Milli edebiyatın öncülerinden olmakla birlikte, eski tarzda yazmaya devam etmiş, bundan dolayı da Namık Kemal'i sitemine maruz kalmış. Hemen bütün nazım türlerinden ürünler vermiş bir divan sahibi. Aynı zamanda da bir hicivci. Neşir tarzında yazıları ve makaleleri de var. Ziya Paşa Şair ve edebiyatçılığı yanında, bir fikir ve devlet adamı, eğitimci, girişimci, yenilikçi bir kaymakam. Sanata değer veren, tüm tepkilere rağmen tiyatro salonu açıp memurları ve halkı tiyatroya gitmeye teşvik eden biri. Çocuk eğitimine ilk dikkat çeken de yine Ziya Paşa'dır. Rousso'dan etkilenmiştir. Tasvir-i Efkar gazetesinin kurucularından. Meşrutiyet'in kabulünde büyük emeği var. Şiir tarihimizin 500 yıllık antolojisini çıkaran ilk edebiyatçı. Kaymakamlık yaptığı yerlerde okullaşma oranını artıran, bu konuda büyük mücadeleler veren, sistemi Maarif Vekaleti tarafından örnek gösterilen , yolsuzluklarla ve cehaletle hayatı biyinca mücadele eden bir vatanperver. Her vatanperverin başına gelen çilekeş hayattan o da nasibini fazlasıyla almış, iki çocuğunu kaybetmiş, hanımı sinir krizleri içinde yatalak olmuş, kendisi de ağır hastalıklar içinde, daha 51 yaşında Adana da vefat etmiş. Zor bulunup kolay kaydedilen cevherlerden biri...
Ziya PaşaBilge Ercilasun · Akçağ Yayınları · 200711 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·237 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Mayıs 2026 09:09
Agatha Chiristie Cinayetler kulübü Cinayetler Kulübü *"Esrarı çözülen, suçluları cezalandırılan yüzlerce cinayetten kimse söz etmez.* Bu seferki kitabımız 13 farklı kısa öyküden oluşuyordu. Miss Marple 'in da içinde olduğu altı kişilik bir grup bir evde toplanırlar. Esrarı çözülmemiş olaylardan bahsederler. Hepsi de cevabını bildiği esrarlı olayları anlatmaya başlarlar. Çözümünü ise anlatandan başka hiç kimse bilmiyordur. İp uçlarından anlam çıkarmaya çalışıp gerçeğe en yakın cevabı kim verecek diye sohbet ediyorlar. Bu ekibi ; polis, ressam , peder , bir karı koca, Miss Marple 'in yeğeni ve kendisinden oluşuyor. Miss Marple eski cinayetlere ilişkin bu öyküleri dinlerken bir yandan da örgüsünü örmektedir. Anlatılan olayları tek tek dinleyip tek çözüme kavuşturan yine bu sevimli teyzemiz Miss Marple olur. Hikayelerde , kurnaz bir sekreterden , lanetli olduğu düşünülen bir tapınaktan, gizemli bir sekilde ortadan kaybolan vasiyetnameden , batık gemiden çıkarılıp kaybolan külçe altınlardan, iki adamın bir kadını kıskançlığıdan ortaya çıkan cinayetten, esrarlı kanlı kaldırımdan, bazı çiçeklerin anlamlarında da bahsediyor ....yani ilginç cinayetlerle dolu on üç öykü .... Kimisini Marple teyze gibi çözdük , kimisi bizi şaşırttı ....dinlendirici , akıp giden bir eserdi . Agatha Chiristie hayranlarına tavsiye ederiz okunmalı **Çoğu zaman cinayetler birinin budalaligi, işi karıştırması yüzünden ortaya çıkıyor.
Cinayetler KulübüAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20201,232 okunma
Tiamat
Puan vermedi·160 syf.··
2026 2. kitabı
Öncelikle sevdiğim bir yazar olduğu için kitabı heyecanla elime aldığımı belirteyim. Hikaye enteresan. 1915 yılları Dünya Savaşı zamanı bir denizaltındayız. Dar, kapalı, karanlık, nemli ve kaçışsız bir alan. İçinde de bu gemide görevli bir ekip var. Geminin adı Tahtelbahir. Mürettebat batık bir şilep keşfediyor ve birkaçı içine bakmaya gidiyor. İçindeki herkesin tuhaf ve korkunç şekillerde öldüğünü görüyorlar. Bir sandık bulunuyor. Üstünde iki altın melek tasviri bulunan bir sandık. Bunu Tahtelbahre taşıyorlar. Aslında ganimet bulduklarına sevinirken kendi gemilerine dehşetli bir felaket taşıdıklarının farkında değiller. Yaratık, kafaya kendiliğinden saplanan çiviler, zombileşen denizciler, kan revan içinde bir can pazarı... Daha da hikeyeye girmeyeyim. Yalnız içindeki gani gani denizcilik terimi, yoğun betimleme bir ara kitabı bırakmama sebep oluyordu ki son anda tekrar elime alıp bu kez hikayenin de korku ve gerilim dolu temposunun artmasıyla bitirdim.
Tiamatİhsan Oktay Anar · Everest Yayınları · 20225,5bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2026 16:43
Merhaba, bugün sizlere 𝕭𝖆𝖙ı𝖐 𝕬𝖉𝖆𝖓ı𝖓 Ç𝖔𝖈𝖚𝖐𝖑𝖆𝖗ı kitabının yorumu ile geldim Çocuklara kalbinin iyiliğini hatırlatacak bir eser Nani, henüz sekiz yaşında ve yakın zamanda bir yolculuğa çıkmak zorunda kalacaklardır. İpa'sı yani büyükbabası ona mektuplar yazıyordur. Çünkü kendisi olduğu yerden ayrılmak istemiyordur. Ada, gittikçe sular altında kalmaya başlıyordu ve bu yüzden göç etmek artık kaçınılmaz olmuştu. Büyükbabası, çocukken geçirdiği kaza sonucunda yürüyemediği ve yük olmak istemediğinden dolayı kalmayı seçmişti Nani ve ailesini, adadaki herkesi götürecek bir gemi vardı. Orada, tanışacağı kişiler ile yolculuk başlayacaktı. Artık yeni bir ülkeye geçeceklerdi. Ama kim olduğunu da unutmaması gerekirdi. Bu yüzden mektupları okuyacak, köklerini hep hatırlayacaktı. Bakalım, Nani neler yaşayacaktır? Çocuklar, eseri okuyunca hissedecekleri duygular, ilişkiler kavramı farklı olacaktır Çünkü bir yere ait olmak, alışma durumu, göçler, iklim değişiklikleri ve pekçok duyguyu farklı hissettirecek bir eser Sizlerde mutlaka okuyun, okutturun diyorum Kitapla ve sevgiyle kalın
Batık Adanın ÇocuklarıKochka · Erdem Çocuk · 20265 okunma
9/10
·282 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Nisan 2026 09:10
*""Baba, gemi­ler batarken denizin canı acır mı?..""* Dünyadaki ve Türkiye'deki batan , denizaltılar tarafından torpillenen, savaş ülkelerinin gemileri tarafından bombalanan gemiler... denizcilikle ilgili hikayeler,.....Kazalar, denizcilik tarihine damgasını vuran batık gemiler ,denizlerde kaybedilen hayatlar, kurtulan esirler, hayatta kalmayi bir kez daha elde edenlerin yaşam hikayelerinden kesitler sunuyor bize yazar bu kitabında .Titanik'ten Çanakkale açıklarında batan Dumlupınar'a, tarihi olayları ve insan hikayelerini derinlemesine araştırarak okura bir deniz yolculuğu sunuyor. 1800 lu yıllardan günümüze kadar birçok tarihi olayı ele alıyor. Tabi bu anlatımı yaparken aralara ünlü şairlerimizin şiirlerini de serpistiriyior. O derin sularda kah kayboluyor insan , kah bir cankurtaran misali dalıp çıkıyor yüzeye. Deniz kazalarindaki insan dramlarina da uzanıyor kalemi. Transatlantiklerin hazin hikayeleri ve birilerinin ihmalkarlığı sebebiyle yok yere yitip giden hayatlar. Kürek mahkumlarinin hazin sonları... Dumlupınar denizaltısı, Üsküdar vapuru, Struma ah Struma , ve Tanrının bile batiramayacagina inanılan Titanik hepsi birer birer gömülür serin sulara . Çoğunlukla asillerin zenginlerin bulunduğu Titanik bütün şaşasiyla çarpar buz dağına . Çoğumuzun bilmediği bir husus da geminin deposunda gizlidir. *Peynir * lafla peynir gemisi yürümez derler , evet yürümüyor batıyor sonunda. Kurtulanlar mi yine cebi şişkin sınıf tabi ki yazgı değişmiyor. 19 Mayıs 1919 da Samsun'a çıkan Atatürk'ü taşıyan Bandırma Vapuru'nun düdüğü bize milli mücadeleyi bir kez daha anımsattı. Batan İlk denizaltımız olan Atılay 'ın hikayesi de güzeldi. Yazarın tüm kitaplarında mutlaka yer verdiği isim Deniz Harp okulu öğrencisi Nazım Hikmet bile dörtlükleriyle renk
Önce Çocuklar ve KadınlarSunay Akın · İş Bankası Kültür Yayınları · 20201,162 okunma