Zehra

Zehra
@bavuldakiceset
11 Aralık
319 okur puanı
Şubat 2020 tarihinde katıldı
Puan vermedi·326 syf.·
2020 11. kitabı
Yazarın kalemi gerçekten de çok başarılı . Eski Türk filmi tadında bir kitap Mazi Kalbimde Bir Yaradır . Karakterlerle ile yollarımız ayrı da olsa, yeri geldikçe kızsam ve tasvip etmesem de yazarın kalemi kullanmasındaki gücü ve anlatımın başarısını inkar edemem Lamia'yı okuyoruz kitapta. Annesi küçük yaşta ölmüş , teyzesinin yanında büyüyen bir kız Lamia. Babasının ise adı var kendi yok. Annesi Lamia'yı terk etmiş, İstanbul'a yerleşip orada başka birisi ile evlenmiş. Buna rağmen Lamia hep bir gün babasının döneceğini düşünüyor. İlginç bir kadın olan teyzesi biraz de bana göre dengesiz biri. Kuzeni Suzan ise Lamia'nın kendisini kötü hissetmesi için elinden geleni yapıyor. Bu ortamda içine kapanık yaşayan birisi haline gelmiş Lamia. Lamia'nın kendi dünyasındaki kararsızlıkları ve biraz da kendisi yüzünden nasıl zor bir hale geldiğini okuyoruz kitapta. Yazarın kalemini ve anlatımını çok sevdim demiştim . Sevmediklerime gelirsek Ailenin yardımcısı Hacer ile namaz ve dua konusunda dalga geçmeye varan konuşmaları sevmedim. Kitaptaki aile hayatı, Lamia'nın kararsızlıkları, yaşam şekillerini sevemedim. Kitabı tavsiye edip etmeme konusunda açıkcası çok kararsızım. Yazarın anlatımı iyi olsa da konu olarak bana pek hitap etmediği için bu kararsızlığım.Bende yorumlardan bakıp almıştım ama kişiye bir şey kattığını düşünmüyorum. Yarım bırakmamak için tamamladım.
Edebiyat
Mazi Kalbimde Bir YaradırNihal Yeğinobalı · Can Yayınları · 2007157 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·56 syf.·
2020 10. kitabı
Küçük Kara Balık, ilk bakışta bir çocuk kitabı gibi: annesinin ve ait olduğu sürünün bulunduğu dar bir alandaki rutin yaşamı kabullenmeyip uzakları keşfetme arzusunun peşine düşen bir balığın hikayesini anlatıyor. Bu bağlamda Martı Jonathan Livingston (Richard Bach) tadında olduğunu söyleyebiliriz. İki kitap arasındaki en önemli fark; Martı'da düşünsel ve felsefi mesajların okuyucuya doğrudan veriliyor olması. Küçük Kara Balık, kitaptan ne kadar istifade edileceği ve ne algılanacağı konusunda, daha çok okuyucuya inisiyatifi vermiş gibi. Mesela, hızlı ve yüzeysel bir okumanın ardından; hikayenin, Küçük Kara Balığın küçük bir derede hep aynı kayalık etrafında vakit geçirmek yerine, derenin öbür ucunu ve açık denizleri görmeyi tercih etmesinden ibaret olduğunu düşünebilirsiniz. Ama biraz da hayal gücünüzü zorladığınızda: - İnsanlığın basma kalıp klişeler etrafında bir ömür sürmeye zorlandığı, - Değişmez doğru olarak dayatılan yaşam biçimlerinin hayatın asıl gerçeklerinin keşfedilmesini engellediği, - Dikte edilen yaşam biçiminin dışına çıkmanın ise heyecan, coşku ve öğrenmenin yanı sıra bazı risk ve bedelleri de beraberinde getirebileceği, - Risk almadan yaşamaya çalışmanın da muhterislerin insafına kalmak gibi başka risklere yol açabileceği, - Sonuç olarak, erdemli yaşamanın ömür boyu sahip olunması ve korunması gereken bir meziyet olduğu... gibi mesajları almanız mümkün. Kısacası; Küçük Kara Balık adlı eserin göründüğünden daha kapsamlı bir felsefi derinliğe sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hem de bu kadar az sayfada ve dolayısıyla daha kısa sürede okuyucuya aktarılması çabası yadsınamaz bir başarıdır
Edebiyat
Küçük Kara BalıkSamed Behrengi · Karbon Kitaplar · 201936,8bin okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2020 9. kitabı
Aslında şiir kitapları hakkında yorum yapmayı sevmiyorum. Şiiri anlamak garip geliyor bana, şiiri ancak hissedebilirsiniz. Hatta ruh halimize göre aslında hissettiğiniz bile değişebilir. Beğenmediğiniz bir şiiri daha sonra sever beğendiğiniz için bunu niçin bu kadar sevmişim acaba diyebilirsiniz. Hissettirdiği şeyler sizin yaşadığınız duygu yoğunluğuna göre değişebilir. Ali Lidar şiirleri beni benden alıyor içine hapsediyor ve oradan oraya sürüklüyor adeta. Şiirleri gerçekten derin, etkileyici. Bazı şiirlerini daha çok seviyorum. Hatta şiirlerini sesli okumak keyif veriyor bana. Sizde deneyin sesli şiir okumak gerçekten çok keyifli. Alengirli Şiirler alengirli hayatların tadı, tuzu
Eğitim
Alengirli ŞiirlerAli Lidar · İthaki Yayınları · 20155,6bin okunma
10/10
·331 syf.·
2020 7. kitabı
Bakmak, görmek için yeterli midir? Görme yeteneğimizi gözlerimize mi yoksa imgeleri yaratan beynimize mi borçluyuz? Fiziksel olarak gören gözlerin bazı görüntüleri yok sayması da bir çeşit körlük olabilir mi? Aslında bizler bir anlamda ve hatırı sayılır şekilde gördüğünü zanneden körler miyiz? Kitabı okurken karanlık, kaotik bir hikayenin içine giriyor okur. Etik değerler ve insan onurunun temel dürtülerle-açlıkla düellosunu seyrediyor adeta. İyi ile kötü, ahlaki değerler ile vicdansızlık gibi ikili karşıtlıklar üzerinden bir tür iç hesaplaşmaya dâhil oluyor. Körlük, bir distopya. Düşüncesi bile insanın yüreğini ezen, kötülük ve şiddetin hâkim olduğu bir dünyayı anlatan distopik eserler günümüz dünyasının görülmeyen, fark edilmeyen kötülüklerle dolu olduğunu gözümüze sokuyor bir anlamda. Yani karanlığa bir mum yakıyor, uyarıyor, bizi uyandırıyor. Bunu yaparken de canımızı acıtıyor, gözlerimizi yakıyor biraz. Kokuların ve seslerin dünyasına yolculuk yaptırarak okuru, hayalleri, korkuları yaşatıyor adeta. Ah, ne de kötü bir dünya kurgulamışsınJose Saramago. Neyse ki bu bir kurgu, öyle bir dünya yok aslında. Rahatlayabiliriz. Bizler hep iyiyiz ve insanlık onuru sonsuz bu yaşamda… Fakat bazı kitaplar hoş vakit geçirmek için okunur bazıları ise aklımıza ve ruhumuza yazılır, hayata bakışımızı değiştirir, unutulmaz. İşte Körlük böyle unutulmaz bir roman. Belki okurken biraz ruhunuz sıkışacak, canınız yanacak ama kesinlikle okunmaya değer. Filmini de izledim lakin beni çok tatmin etmedi çünkü okurken muhayyile ettiklerimle film biraz uyuşmadı ama yine de film de izlenmeye değer tabii ki :)
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022131,8bin okunma
10/10
·163 syf.·
2020 6. kitabı
Raif Bey' i kafamda canlandırmaya kalksam, ne bir yüz ne bir vücut çizebilirim kendisine; ama anlatılan bütün o sakin ve dingin dış görünüşüne rağmen tek bir şekilde hayal edebilirim kendisini; titrerken. ömrünün sadece aylarla sınırlandırılabilecek bir döneminde yaşadığını hissetmiş, bu dönemi de hissedebileceği en yoğun duygularla geçirmiş Raif Bey, hikayenin anlatıcısını, ve okuyucuları da, bu denli etkileyebilecek bir sevda içindedir; ama sevdanın muazzamlığının kaynağı yaşadığı macera değildir asla. evet gel-gitlerle dolu bir aşk hikayesidir yaşadığı; ama bizi asıl etkileyen, Raif Bey' in nasıl sevdiğidir. titremek de burada kendini gösterir işte. Kürk Mantolu Madonna' nın resmine bakarken sarsıldığını duyumsarız Raif Bey' in; Maria' yı ilk gördüğünde, daha sonra onunla yan yana yürürken, konuşurken, onu izlerken, kanının damarlarına nasıl basınç yaptığını biz de hissederiz. Maria hastalanıp yatağa düştüğünde, hastane kapısında sadece soğuktan titremediğini biliriz, ve bütün gününü ayırarak Maria' nın evinde ona baktığında üzerine nasıl titrediğini ve şikayet etmeyi aklının ucuna bile getirmediğini görürüz. aradan yıllar geçtikten ve Raif Bey kendisine bambaşka bir hayat kurup herkesin küçümsediği ve hafife aldığı bir insana dönüştükten sonra da, içindekilerin aslında hiç sönmediğini öğreniriz. ve anlaşılmanın onun için nasıl önemli olduğunu da bütün ömrünü paylaştığı insanlara kahveye gittiği yalanını söylerken, bir tek iş arkadaşına hakikatı söylediğinde görürüz; bazen bize en yakın olduğunu düşündüğümüz insanların aslında neden bize yabancı kaldıklarını ve bizim hakkımızda her şeyi bildiklerini zannederlerken bazı gerçeklerden nasıl olup da hiç haberdar olmadıklarını anlarız.. Küçümsediğimiz, hor gördüğümüz, basit bulduğumuz, bize sıradan gelen herhangi bir
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,8bin okunma