İnsanın doğası her devirde aynı. Kitlenin Martin'e karşı tavırları, şüphesiz günümüzde örneklerine sıklıkla rastlanır. Buna karşın Martin'in hazin öyküsü karşısında mahzun olduğum çok anlar oldu. Sefillik içinde tutunduğu aşk en sonunda onu yalnız bırakır. Martin, burjuvazi sınıfında olan aşkının statüsüne denk olabilmek için ünlü bir yazar olmaya karar verip var gücüyle çalışır. Kısa sürede düzinelerce kitap okuyan, sayfalarca şiir, hikaye ve deneme yazıp bir sürü dergi ve yayınevinin kapısını aşındıran Martin'in her seferinde çabaları neticesiz kalıyordu. Bin bir ümitle yılmadığı, azimle çalıştığı emeğin karşılığını bir türlü alamıyordu. Ekonomik anlamda resmen yoksulun da yoksulu olması bunun cabasıydı. İşte o her şeyden çok ilahlaştırdığı aşkı onu öyle bir zamanda bırakmıştı. O ise her şeyi ama her şeyi onun için yapmıştı. O olmadığına göre artık hiçbir şeyin anlamı yoktu. Kör talih odur ki aşkını kaybettikten sonra gelen başarı , şan ve şöhret artık onun için bir şey ifade etmiyordu. Sefillik içindeyken kendini aşağılayan ve lanetleyen yakın çevresi ve bununla beraber ünlü olmadan önceki tüm dergiler ve yayınevlerinin kendisini defalarca reddetmesine karşılık, şöhretinden sonra herkesin 360 derece dönmesi, onun midesini aşırı ama aşırı bir şekilde bulandırmıştı. Onca aç ve yalnız günlerinde neden kendisine böyle davranmadıklarını içerleye içerleye hayattan ve aşkından iyice soğudu. Sefil günlerinde yanında olanlara ise cömertliğini esirgememişti. Ama şimdi o taptığı, uğruna bu mücadeleyi başlattığı aşkı artık yoktu. O ortaokul terk adamın kendini adadığı uzun bir okuma çabası serüveni sonucu kendini yetiştirip; o hayran olduğu burjuvazinin kültürsüzlüğünü farkedecek, profesörlerle aşık atacak ve onların zaaflarını gözlemleyebilecek bir felsefi olgunluğa erişen