(Spoiler içerir)
Zeze iyi ki tanıdım seni.
Zeze, hikayenin başında büyümeyi çok istiyordu, bittiğindeyse pişman olmuştu bu kadar erken büyüdüğüne.
Bu kadar minik bedende böylesine coşkulu yaşanan duygular kitaba sığmıyor.
Kalbi mükemmel bir ateşten oluşuyor, biraz sevgi verirsen harlanıyor ve ısıtıyor dünyayı ama kırıldığındaysa anında sönüyor ve soğuk içine işliyor insanın.
Ailede her bir çocuk kardeşiyle ilgileniyordu, sadece bu bile bir şeyleri açıklamaya yetecek bir durumdu.
Hayat Zezenin babası için çalışıp aldığı sigara ve karşılığında ondan kemerinin tokasıyla yediği dayak kadar acımasızdı.
Gerçek Zezeyi çok az kişi tanıyabilmişti. Gerçek Zeze öğretmeninin masasındaki boş bardağında saklıydı.
Portuga kısa zaman içerisinde çok iyi gelmişti ona, eksik olan yaşayamadığı tüm güzel duyguları Portuga sayesinde yaşamaya başlamıştı. Portuga da yaşatamadığı tüm duyguları Zezeye saklamıştı sanki.
Kitabı tek solukta bitirdim, ne yemek ne su içmek istiyordum, kitaptan bir an olsun ayrı kalmak istemedim. Şeker portakalı kalbimdeki bir ağaçtı adeta ben Zeze oldum kitap boyunca ve Portugam yoktu kitap bittiğinde...
Kitapta "yüreğinde öldürmek" ve "yüreğinde canlandırarak öldürmek" diye iki ayrı ifade var sevdiklerinizin yüreğinde canlanarak ölmeniz dileğiyle çünkü ilk söylediğim çok acı verici bir tecrübe.
En sevdiğim cümlesi: Hayata uzaktan bakarak, ilgisizliğimde yitip gitmiş gibiydim.
Gözyaşları bu kitaba çok yakıştı.
Teşekkürler.