Zaman.. Evet, zaman! Bu zamanın akışı nasıl değişebiliyordu! Bazen öyle süratle geçiyordu ki, günler gecesizmiş gibi, sanki birbirlerine bitişikti. Fakat öyle günler de vardı ki, boş, bitmez, sıkıntılı ve bin zahmetle geçiyordu. Bunu nasıl izah edeceğini bilemiyordu. Bununla beraber saatin ibreleri daimi aynı sür'atle dönüyordu.
Kahramanlar kayıplara karıştı. İçinde yaşadığımız toplumda Köroğlu'nun mertliği enayilik, Yunus'un pirinden buğday yerine himmet dilemesi ise saflık.
Ve artık kimse bir sokakta veya bir çeşme başında, bir kalp daralmasında yahut bir sıkışma anında Hızır'ı görmüyor...