​Kelimelerle İnşa Edilmiş Bir Tarih ve Musiki Şöleni
9/10
·102 syf.··
2026 23. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 22:47
​Peşinen söylemeliyim ki; bu kitap, Türkçenin estetik ve felsefi olarak ulaşabileceği en zirve noktalardan biridir. Eseri okurken metnin size sadece bir şiir değil, kusursuz bir musiki olarak gelmesi tesadüf değildir. İçindeki pek çok şiirin ("Sessiz Gemi", "Rindlerin Akşamı"...) bugün hafızalarımıza kazınmış şarkılara ve marşlara dönüşmesi, yazarın o muazzam kelime kuyumculuğunun ve ritim duygusunun en somut ispatıdır. ​Günümüz okurunun sıklıkla şikayet ettiği "aruz vezninin zorluğu" ve "kelimelerin ağırlığı" eleştirilerine kesinlikle katılmıyorum. Aruz vezni, usta bir kalemin elinde okuru yoran bir engele değil, şiiri omuzlayıp götüren doğal bir akışa dönüşür ve bu kitapta da tam olarak böyle olmuştur. Keza kelimelerin zor olduğu eleştirisi de, kendi köklerine ve tarihsel hafızasına aşina bir okur için geçerli değildir; aksine bu kelimeler o milli ve destansı havayı solumanın tek yoludur. ​Yahya Kemal'i benim gözümde asıl usta yapan şey, o tarihi ve destansı ruhu bir heykeltıraş gibi kelimelere yontabilmesidir. Süleymaniye'de bir bayram sabahını veya Akıncıların o serhat boylarındaki nal seslerini edebiyatımızda böylesine sarsılmaz bir vakarla okutabilen başka bir kalem bulmak güçtür. Tarihimizi, şanlı geçmişimizi ve o devasa devlet aklımızı musiki gibi akan bir Türkçeyle okumak isteyen herkesin sığınması gereken eşsiz bir kubbedir.
Edebiyat
Kendi Gök KubbemizYahya Kemal Beyatlı · Fetih Cemiyeti Yayınları · 20184,513 okunma
15. YÜZYIL SÛFÎ ŞAİRİ EŞREFOĞLU RÛMÎ
Puan vermedi·239 syf.··
2025 102. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Ekim 2025 20:47
15. yüzyıl sûfi şairlerinden olan Eşrefoğlu Rûmî "Eşrefoğlu", "Eşref-zâde", "Eşref-i Rûmî" diye meşhurdur. Kaynaklarda ismi ve tam künyesi Abdullah Rûmî b. Seyyid Ahmed Eşref b. Seyyid Muhammed Süyûfî (Mısrî) şeklinde geçmektedir. Eşrefoğlu Rûmî, Kadirî tarikatının kollarından Eşrefiyye şubesinin kurucusu olan, Allah’ın velî ve âşık kullarından bir zâttır. İrşatlarının başlangıcı kayınpederi Hacı Bayram-ı Velî’dendir. Feyizlerini ise Abdülkadir Geylânî’nin torunlarından Hüseyin Hamevî Hazretleri’nden tamamlamıştır. Tasavvuf yoluna girme arzusu ile önce Bursa’da ‘Abdal Muhammed’ adıyla bilinen zât ile tanışmıştır. Onun işareti üzerine Emir Sultan Hazretleri’ne, onların vasıtasıyla da Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri’ne ulaşmıştır. Ona bağlanarak on bir yıl boyunca imamlık görevinde bulunmuş ve tasavvufî eğitimini sürdürmüştür. Manevî yolculuğunu tamamladıktan sonra, halifelik verilerek İznik şehrine gönderilmiştir. Böylelikle Hacı Bayram-ı Velî’nin postunda seyr ü sülûku başlamıştır. Eşrefoğlu Rûmî, Hacı Bayram-ı Velî’nin kızı Hayrunnisâ Hanım ile evlenmek suretiyle onun damadı da olmuştur. Eşrefoğlu Rûmî’nin şairliği yanında sûfî özelliği de baskındır. Özellikle seyr ü sülûkta daha ileriye gitme arzusu, onun Anadolu’dan Hama’ya varan uzun ve çileli bir yolculuğa çıkmasına sebep olur. Eşrefoğlu Rûmî Hazretleri, mertebelerde daha da yükselme arzusuyla niyazda bulununca, özel bir işaret üzerine Hama’da bulunan Kadiriyye şeyhlerinden Şeyh Hüseyin-i Hamavî Hazretleri’ne yönlendirilir. Hanımıyla birlikte Hama’ya doğru yolculuğa çıkar. Oraya varır varmaz kırk günlük halvete (erbain) alınır. Otuz birinci günün akşamı, hizmet etmekle görevli derviş yanında bulamaç yemeği olduğu hâlde hücreye geldiğinde, Eşrefoğlu’nu hücrenin bir duvarına dayanmış, hareketsiz durur hâlde bulur.
Eşrefoğlu Rumi - DivanEşrefoğlu Rumi · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınlarıa · 2014126 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
10/10
·192 syf.·
2025 249. kitabı
Avrupa'da Türk İzleri Yavuz Bülent Bâkiler Yavuz Bülent Bakiler’in Avrupa’da Türk İzleri adlı eseri içinde yüzyılların izini taşıyan bir kitap. Gezi, inceleme ve edebiyat türlerini ustalıkla harmanlayan bu eser, hem bir seyahatname hem de kültür tarihi kitabı olarak değerlendirilebilir. Benim okuduğum dokuzuncu Yavuz Bülent Bakiler kitabı oldu ve gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki 10/10 puan veriyorum. Bakiler, Avrupa’da gezdiği yerlerde Türklerin tarih boyunca bıraktığı izleri, Türklerle doğrudan ya da dolaylı ilişkisi bulunan bölgeleri büyük bir duyarlılıkla ele almış. Okurunu kimi zaman bir Osmanlı sancak beyinin adımlarına, kimi zaman Balkan köylerinde yankılanan eski bir türküye götürüyor. Eserin dili son derece keyifli; okurken sayfalardan kültür, tarih ve edebiyat kokusu yükseliyor. Benim için bu kitabın ayrı bir anlamı oldu çünkü satır aralarında üniversite sıralarında aldığım Karşılaştırmalı Halk Bilimi (Balkanlar) dersine döndüm. Bakiler’in, Balkan coğrafyasındaki Türklerle Anadolu’daki bizlerin düğün, bayram, eğlence, dans ve Hıdırellez kutlamalarındaki benzerliklere değinmesi beni derinden etkiledi. Bu bölümler, benim için maziye uzanan, üniversite sıralarına döndüren hoş bir yolculuk gibiydi. Yavuz Bülent Bakiler, kitabında Çekoslovakya’dan (bugünün Çekya’sından) geçerken Vltava Nehri’nden ve Karl Köprüsü ve tarihinden de bahsediyor. O satırları okurken, bir anda kendi kalemimden dökülen dizeler şu geldi aklıma: “Bir bahar akşamı Prag’da yürüyorum Karl Köprüsü üzerinde Vltava Nehri’ni selamlıyorum... Kafka heykeline doğru yürüyorum... Kafka müzesine doğru yürüyorum... Kafka’nın biten aşklarını düşünüyorum Ve en çok seni düşlüyorum...” Bu satırlar, Bakiler’in anlatımıyla yeniden canlandı içimde. Onun satırlarıyla kendi dizelerimin aynı şehirde buluşması, kitapla aramda
Edebiyat
Avrupa'da Türk İzleriYavuz Bülent Bâkiler · Yakın Plan Yayınları · 201799 okunma
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2025 11. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2025 14:35
Kitabın kapağını açtığınızda zaman makinesine binmiş gibi kendinizi Bizans döneminde bir adada buluveriyorsunuz. Andronikos ile adayı arşınlarken kaçmak, inanç, kendine saygı gibi kavramları sorguluyor, İoakim ile yaşanan hayatın bir anlamı varsa onun ne olduğunuzu arıyorsunuz. Bilinç akışı tekniğinden ‘Deniz Feneri’ ile tamamen soğumuş bir okur olarak yorumum; okurlara bu tekniği sevdirecek, akıp giden zihnin büyüsüne kapılmanın tadına varılacak bir kitap. Kahramanlık nedir? Kaçan mı kahramandır kalan mı? İşkenceye maruz kalanın mı yoksa işkenceye şahit olmak zorunda olanın mı durumu daha zor. Bütün bir ömrü ne için yaşarız? Ömrümüz bir bayram hazırlığı ile geçer de ya o bayram hiç gelmezse günün sonunda ne düşünür ne hissederiz…Tüm bunlara kafa yormaya alan açan çok çok iyi bir postmodern yapıt.
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,176 okunma
8/10
·160 syf.··
2024 38. kitabı
Uzun Sürmüş Bir Günün Akşamı gibi uzun soluklu bir okuma oldu benim için. Andronikos’un içsel sorgulamalarına eşlik etti iç sesim. Aynı konularda hemfikir olamasak da dışardan bir göz olarak içsel sancıları derin düşüncelere itti beni. İnandıklarının bir bir yıkılıp değiştirilmesinden mi, inandıklarına aslında inanmadığını farketmesinden mi kaçtı diye düşünürken şu dizeler düştü aklıma, “Dün sabaha karşı kendimle konuştum Ben hep kendime çıkan bir yokuştum Yokuşun başında bir düşman vardı Onu vurmaya gittim kendimle vuruştum.” Andronikos’ ta işte bu dizelerdeki gibi kendi iç sesinden kaçarken yine kendine çıktı yolu. Ada, Tepe ve Dutlar olarak üç hikayeden oluşan kitabımızda Ada ve Tepe birbirinin devamı niteliğinde Dutlar biraz daha ayrı bir hikaye gibi görülse de bir bütünlük içerisinde. İlk iki hikayede varolan bir inanç sistemini bir anda zorbalayarak kökten değiştirmeye kalkan değişime ayak uydurmayanlara türlü işkence ve eziyetler uygulayan skolastik düşüncenin hakim olduğu bir Bizans’tan korkuyla kaçan Andronikosun iç savaşının boyutlarını, sorgulamalarını ve bu savaşının akıbetini konu alıyor. Dutlar da ise dut yaprakları, kurtçuklar ve akrep metaforları üzerinden ilk iki hikayedeki ana düşünceye ince göndermeler yapılarak kitabımız sonlanıyor. Kitabı okurken Umberto Eco’nun Gülün Adı kitabını hatırlayıp durdum nedense. Felsefik anlatımlar, metaforlar, imgelemler aklınıza ne gelirse öyle büyülü bir dil Bilge Karasu’nun dili. Postmodernizm denilince neden isminin ilk sıralarda çıktığını daha iyi anladım. Kolay bir okumaydı diyemeyeceğim herkese hitap edecek bir eser olduğunu da düşünmüyorum lakin değişik bir lezzet bıraktı damağımda diyebilirim. Bir zaman sonra tekrar okumak isterim. . . “İnsanı insana oyuncak olsun diye yaratmamış Tanrı.” . . “İnsanın
2024 Okuma Raporları
Uzun Sürmüş Bir Günün AkşamıBilge Karasu · Metis Yayınları · 20192,176 okunma
8/10
·88 syf.··
2024 74. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2024 04:03
OKUDUM BİTTİ Kitap Adı: Son Bahar Kitabın Yazarı: Mehmet KAYA Kitabın Yayınevi: Klaros Sayfa Sayısı: 86 Kitap Yorumu: Eser ince olsada dolu dolu bir anlatımı var. Cümleleri sindirmek biraz zaman alıyor. Birbirinin aynı düşüncede olan ve tesadüfen tayin oldukları şehirde karşılaşan 4 arkadaşın yaşadığı bir "Son Bahar" göndermesi yapılmış. Bu arkadaşların aile yapıları, geldikleri yer ve yetişme tarzları farklı olsa da gayeleri aynı. Kendi ülkelerinde insan gibi yaşamak. Hayat sizi nereden nereye getiriyor olsa da hak, özgürlük ve adalet duygularının aynı kalması gerekiyor. Dönem dönem ele alınmış Cumhuriyetimiz ve sonrası derken günümüz eleştirileri ile devam ediyor eser. Anlatımı sade ve anlaşılır. Her ne olursa olsun mücadeleyi bırakmayan 4 kafadar için karşılaşmak güzel bir sürpriz. Devrimci ruhun ateşini görebileceğiniz bir eser. Keyifli okumalar dilerim şimdiden. Kitap: Çeşitli bölümlerden oluşmakta. (Alıntı) : "Bir cumhuriyet toplumunu ayakta tutan dört kolonun Öyküsü... Hayatta kalmak için Tarım, İyi yaşam için Sağlık, Özgür olmak için İktisat, Aydınlanma için Eğitim." "Gittikçe bu düşünce ağır basmaya başlamıştı. 29 Ekim akşamı bayram kutlamalarından döndükten sonra Çağdaş'ın evdelerdi. O gece bayağı uzun sürdü. Sonbahar bitiyor kış başlıyordu İç Anadolu'nun bu buğday sarısı kentinde. Hepsi kış bitip bahar geleceği zaman yaşamın nasıl değiştiğini bildiğinden belki bu da cumhuriyetin son baharıdır. Kışı biter yüzüncü yılın baharında aydınlanmanın güneşi tepeden doğar diyerekten güzel geceyi bitirdiler..." #kitap #okumak #yazmak #sonbahar #mehmetkaya #klarosyayınları
Duygu ve Düşünce
Son BaharMehmet Kaya · Klaros Yayınları · 20231 okunma