Küs Kalmak Ağırdır. "Affetmek Bayramdır.."Derler Ben o ağırlığı taşırım ama ;Sana o Sevgiyi o Bayramı Birdaha Yaşatmam.."
1000Kitap
Aylardan Kasım Günlerden Sen
Batan güneşin kızıllığı, denizin maviliği Sensin bana huzur veren bakışlarının derinliği Hele bir adım atsan gelsen bana ey yar Gelirim bende sana gerekirse koşarak yar ​Aylardan kasım, içimde bir hüzün Aklımda hala o masum gülüşün Seni severek geçirdiğim her gün Ah! Bi bilsen bayramdır bana gülüm ​Bu sokaklar ki aşkıma şahit yerler Oturur beklerim bir kaldırım taşına yahut kapı eşiğine Sonra sen geçersin ılık ılık esen meltem misali Ruhumun en saf yerine dokunur etkilersin beni ​Bakarsın bana öyle ürkek ürkek Ne var bende korkacak bendeki bu yüzsüz yürek Bakıyorsun ama görmüyorsun halimi Olmuşum aşkından deli divane sanki neyime gerek ​Bir ahudur dudaklarının rengi alır beni benden Zaten ben bende değilim ki yar bana sen yeter Sen ki gülünce kamaşır gözlerim, tutulur dilim Dudakların demiştim ahu gülüşün ise bir ömür yahu ​Sen ki bakışların bir mürveri andırır Gözlerin gözlerime değince canlanır ruhum Kalbim sana yenik düşmüş aklım ise mecnun Biz bu aşkı yaşatalım her şeye rağmen gülüm
Şiir
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Can bula canını, bayram o bayram ola" diyor ya şair... Peki ya canını bulamayanların canı yok hükmünde midir? Iğdır'dan yola çıktım, memleketim Van'a uğramak için. Zorla yapılan yolculuk, yolculuk mudur bilemedim. Nedense hiçbir şey hatırlamıyorum; oturduğum koltuğu, ön camdan akıp giden yolu, ara ara durdurup çevirme yapan asker abileri... Bir tek ablamın o muazzam cümlesi kaldı aklımda: "İnsan dertliyken yolculuk çok güzel olur." İki bayramdır yüreğim iki büklüm. Dalı eğik, boynu bükük, gönlü hüzne gark olmuş bir insan gibiyim. Allah bizi bir imtihanla rızıklandırdı. Ailemin büyüğü, koca çınarımız aramızda değildi. Ellerini tutabildim, öpebildim ama yine de aramızda değildi; mahkûmdu. Belki biz de içimizde mahkûmdurduk. İçimde bayram heyecanı yoktu. Ama çocuklar mutluydu; tıpkı bizim çocukluğumuzdaki gibi. Bayramlık elbiselerimizi ve ayakkabılarımızı yastığımızın altına koyar, sabahı beklerdik. O heyecan öyle büyüktü ki gece hiç bitmeyecek, gün hiç ağarmayacak sanırdık. Sonra büyüdüm. Kabristana hayr bisküvileri toplamaya değil, ölülerimize rahmet okumaya gitmeye başladım. Yakın zamanda kaybettiğim amcamın mezarını ziyaret ettim. Gözüm toprağa ilişince içimden bir "vah" koptu. Meğer övündüğümüz dünya bu kadarmış... Sonra başımı göğe kaldırdım. Kabristanın bütün dirileri seyrettiğini fark ettim. Biz onları unutsak da onlar o manzaradan bizi unutmazlar diye düşündüm. İçimden bir tebessüm geçti. "İşte asıl vatan..." dedi içimde bir ses. Duygulandım. Müminler diyarını selamladım. "Allah dilediğinde uğrayacağım asıl vatanıma selametle..." Aslında söylemek istediğim şu: Büyüklerinizin kıymetini bilin. Bu bayram annemin eli öpülmedi; bayram sabahı babam için gözyaşı döktü. Ben de çok mutluymuşum gibi davranmaya çalıştım, acıyı gırgıra vurdum ama acı, yine acıydı işte... Ne
Hem geç hem güç olan şeylerin sonu yazdır, bahardır, şenliktir, bayramdır.
Kimisi bayramda çıkar gelir... Kimi çıkıp gelse bayramdır...
"كل يوم لا يُعصى الله فيه فهو عيد، كل يوم يقطعه المؤمن في طاعة مولاه وذكره وشكره فهو له عيد". الحسن البصري | لطائف المعارف ط: ابن حزم (٢٧٨) “Allah’a isyan edilmeyen her gün bayramdır. Müminin, Rabbine itaat ederek, O’nu zikrederek ve O’na şükrederek geçirdiği her gün onun için bir bayramdır.” Hasan-ı Basrî