1.De Profundis adıyla yayınlanan bu mektup, okura Oscar Wilde'ın yaşamına yakından bakabilme imkanı sağlayan otobiyografik doneler veriyor. Dehânın, ifade kudretinin, insana dair gizlerin, yüksek edebiyattan numune bir üslupla sunumuna tanık oluyoruz. Yazarın sanatının büyüklüğünü, ölümünün üzerinden yüz yirmi üç yıl geçmesine rağmen dünyanın her yerinde hâlâ ilgiyle okunması açıkça ortaya koyuyor.
2.Mektubun muhatabıyla yazar arasındaki dostluk! ve münsabetin yazarın yaşamını yıkıma uğratmasına üzülmemek elde değil. Yazdıklarından öte, çok daha büyük eserler verebilme potansiyeli taşıdığına inandığım yazarın genç yaşta ve yoksulluk içinde vefat edişinde De Profundis'in muhatabının Wilde'ın yaşamında yarattığı tahribatın payı olduğunu zannediyorum. Mektubun bir yerinde "Günboyunca yaptığın her şeyin parasını ödemek zorunda kaldım, her gün. Saçma denecek kadar iyi niyetli ya da aşırı aptal olanlar yapardı bunu yalnızca. Bense, bu ikisinin tam bir bileşiniydim yazık ki." diyor. Uğruna hapse düştüğü bu kişiyi kangren olmuş bir organın kesilip atılması gibi yaşamının dışına atması icap ederdi. Yazık ki Oscar Wilde, ne pahasına olsun göstermesi gereken bu iradeyi bir türlü sergileyememiş. Sen onun için ölüyorsun ama o senin için hasta olmayı dahi göze almıyor. Ve sonlara doğru hapisten çıktıktan sonra tekrar buluşmaktan söz ediyor. Ne ekersek onu biçmeye mahkûmuz. Sevgili Oscar Wilde bunu kendine neden yaptın?