9/10
·114 syf.··
Beğendi
·
2026 109. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Mayıs 2026 09:11
Selam kitap dostlarımm bugün çok güzel bir kitapla geldim. SAMET AĞÇALI – “Bakmadan Görmek” Bu hikâye “görmekle” ilgili… ama aslında gözle değil, kalple görmeyi anlatıyor. Çünkü bazen insan en net gerçeği bakmadan fark eder; en derin duyguyu sessizlikte duyar. “Bakmadan Görmek”, tek bir olayın değil; kaybın, sezginin, anneliğin, korkunun, aşkın ve eksik kalan şeylerin bir gün başka bir biçimde geri dönüşünün romanı. Bir yangın gecesiyle başlayan kırılma, sadece bir evi değil; bir ailenin içindeki zamanı da parçalar. Ve o gece, herkesin içinde başka bir yara olarak yaşamaya devam eder… Deniz’in sesiyle derinleşen hikâye, bizi dışarıdan bakılan bir hayattan içeriye, hissedilen bir dünyaya taşır. Görmeyen bir karakterin, herkesten daha çok “görebildiğini” fark ettiğiniz an, romanın asıl gücüyle karşılaşıyorsunuz. Çünkü bazı insanlar gözleriyle değil; yaralarıyla, korkularıyla ve kalpleriyle görür. Bu kitapta annelik kutsal değil, gerçek. Sevgi sahip olmak değil, bazen yanında sessizce durabilmek. Ve bazı ayrılıklar… bir vazgeçiş değil, en derin sevmenin başka bir biçimi. Kerem ve Deniz’in hikâyesi size şunu düşündürüyor: Sevgi bazen kalmak mıdır, yoksa gitmek mi? İncir metaforuysa kitabın kalbine işliyor: Bazı çiçekler görünmez… Bazı bağlar da öyle. Ama bu, onların var olmadığı anlamına gelmez. Bu roman size tek bir duygu bırakmıyor; hüzün, merak, umut, bekleyiş ve sonunda içte kalan bir yankı…
BBB: Bakmadan GörmekSamet Ağçalı · Paşa Yayınları · 20262 okunma
Kitabın olay örgüsünün yanı sıra yapay alafrangalığa değiniş
8/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 9. kitabı
·
22 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2026 15:02
(Önemsiz de olsa spoiler içerebilir) Kesinlikle okuduğum en sürükleyici kitaplardandı (kendi nezdimde). Olayların özellikle rutin ve sıradışılığın normal standartlarda olduğu olay örgüleri hep hoşuma gitmiştir. Alafrangalığa özenmek için yapmacık bir kimlik giyerek insanların kendini gülünç duruma düşürdüğü ve aslında kendi özü gibi davrandığında düşündüğü kişiden çok da "iyi" bir insan olma fırsatını harcadığı konusuna girmiyorum bile. Yeterince "iyi" isen çevren tarafından örnek gösterilmemek zordur zaten. Felatun bey bunu yapmıyor. Kendi gibi davranmıyor daha doğrusu ben bu kişiyim yaftasını yansıtmaya çalışıp entel gözükmeye çalışıyor. Bakarsanız kendisi zaten enteldir ama bu entelliği hem göze sokmaya çalışır hem de bilgisiz olduğu konulara da burnunu sokar. Misal Rakım efendi Ziklas ikizlerine Osmanlıca yazmayı öğretirken "o harf öyle yazılmaz" minavilnde bir muhalefet yapar Felatun bey. (Arapça alfabe öğretirken harfler bağlantılı olduğu için misal B yazacakken BBB yazılır ki eli alışsın ve harf başı ortası ve sonunda nasıl yazılacağını öğrensin). Rakım beyin savunma yapmasına gerek kalmadan ortamda o işi bilen diğer insanlar niçin öyle öğrettiğini açıklar ve Felatun bey feci halde utanır. Kendisinin kötü davranışlarını düzeltmeye çalışan insanlara "beni kıskanıyorlar" diye düşünür. Anlayana çok şey anlatmasının yanı sıra kitaptaki olay örgüsü de beni çok içine çekti.
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma
Reklam
Bbb
7/10
·511 syf.··
2024 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Aralık 2024 23:36
Michael Ende Bitmeyecek Öykü Açıkçası kitabı çok beğendim normalde okuduğum tarz dışında olmasına karşın yazarın dili, imgelemeleri, hayal gücü beni büyüledi diyebilirim. Sanırım yaşım bu kitap için biraz büyük kaldı, daha küçük yaşta ve fantastik kurgu tarzını seven çocuklar için mükemmel bir eser. Kitabın içinde okuduğu bir kitabın içinde -Fantazya'da kendini bulan baş kahramanımızın hikayesini, başından geçen olayları ders verici nitelikte anlatışılını okuyoruz. Bu bağlamda okuyucu hiç sıkmadan, heyecanı hep diri tutarak bir sonraki sayfayı hemen çevirme isteği uyandıran güzel akışlı bir kitaptı beğendim diyebilirim.
Fantastik Kurgu
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 20092,658 okunma
9/10
·511 syf.··
2024 13. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 20 Ağustos 2024 17:18
Kitap ana kahramanımız olan çekingen ve korkak bir çocuk olan Bastian Balthasar Bux’ ın bir gün okula gitmek yerine bir kitapçıya gidip kitapçının okuduğu kitabı çalmasıyla başlıyor. Bastian bu kitabı okulun çatı katında okumaya başlıyor, kitabı okudukça kitabın iç dünyasına giriyor ve kendini bulma yolculuğuna çıkıyor. Kitap bittiğinde ise bambaşka bir BBB karşılıyor bizi. Kitapta envayi çeşit karakter ve olay var bu olayların arasında altını çizdiğim çok fazla satır vardı. Kitap Momo’yu hatırlatsa bile benim için Momo’dan daha çok sevdiğim bir kitap oldu. Okumaya yeni başlayan kişiler ve çocuklar için ideal bir kitap bence, iyi okumalar…
1000Kitap
Bitmeyecek ÖyküMichael Ende · Kabalcı Yayınevi · 20092,658 okunma
7/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2019 19. kitabı
Freud ve onun kitapları hakkında yorum yazmak, cennete gitmek için kendini öldürmeye benzer. Yani psikolojinin babası hakkında yorum yaptığınız zaman bu alanda ilgisi olan herkesin dikkatini çekersiniz. Doğal olarak da yazdığınız satırlar arasında sizi analiz edebilecek her türlü sırrın peşine düşerler. Yazdıklarınız düşüncelerinizdir. Düşünceleriniz de sizsiniz demektir. Konfor alanınızın dışına çıkmışsınızdır ve bu alanda savunmasız bir şekilde gelebilecek olan tüm darbeleri tek başınıza karşılamak zorundasınızdır. Freud de öyle. O da yazılarıyla kendi düşüncelerini insanlara ulaştırır. Freud hakkında hiç yazılmayan bazı şyler vardır. Sizin de şaşıracağınız şeyler. Bunlara yazının ensonunda değineceğim. BUndan önce Freud'ü de yazılarından çıkarabileceğimiz gibi öncelikle onu tanımak da gerekir. Freud bir kere zeki ve oldukça da çalışkan bir çocuktur. Okulunda sürekli sınıf birincisi olur. Doktor olmaya pek hevesli bir çocukluk yaşamamıştır. Kendisi de şöyle diyor; "Çocukluğumda, acı çeken insanlığa yardım etme özlemi duyduğumu hatırlamıyorum... Gençliğimde içinde yaşadığımız dünyanın bilmecelerini anlamaya ve belki de çözümüne katkıda bulunmaya yönelik ezici bir ihtiyaç duyuyordum." Zaten kariyer sürecine baktığımız zaman da bu alana yönelmesi çetrefilli bir süreçten sonra olmuştur. Tıp alanına girer ancak önce biyoloji ve fizyoloji alanlarına yoğunlaşır. Fiziksel bilimlere ilgisi ise Brücke'nin laboratuvarında çalışmaya başlamasıyla birlikte geçecek olan altı yıllık sürecin sonunda olur. 1882 yılında Viyana Genel Hastanesi'nde çalışmaya başlar ve artık burada nöroanatomi ve nöropatoloji üzerine incelemeler yapmaya başlar. Paris'deki Slatepiere'de Charcot yanında çalışmaya
İlişkiler
Uygarlık Din ve ToplumSigmund Freud · Öteki Yayınları · 2016291 okunma