Evrende bir tür düzen var, en azından. Bazen bunu hissediyorum. Belli müzikleri dinlerken veya sanat eserlerine bakarken. Kulağa tuhaf gelebilir ama satranç oynarken bile. Sanki düzen öyle derin ve güzel ki hepsinin altında bir şeyler olmssk gerektiğini hissediyorum. Başka zamanlarda yalnızca kaostan ibaretmiş ve başka hiçbir şey yokmuş gibi geliyor. Belki de tüm bu düzen düşüncesi bir tür evrimsel avantajdan kaynaklanıyordur ya da her neyse. Örüntü olmayan yerde örüntüler görüyoruzdur. Bilemiyorum. Kendimi yeterince iyi ifade edemiyorum. Ama güzellik hissini deneyimleyince Tanrı’ya inanıyorum. Sanki her şeyin altında bir anlam yatıyormuş gibi geliyor.
Yine de, asla bitmeyen kira ödeme mücadelesine girişmişken dünya üzerindeki hayatı hakkında umutlu ve iyimser olmak, aynı mecburi mücadeleye umutsuzlukla ve çökkünlükle dahil olmaktan iyidir.
Böyle mahzunlaştığım zamanlarda kitapçıya giderdim. O zaman da yine yakındaki bir kitapçıya gittim. Sadece orada sıralanmış sayısız kitaba bakmakla bile melankolim gizemli bir şekilde silinir giderdi.