Bahçemiz bilginin gölgesindeydi.
Bahçemiz duyguyla bitkinin karıştığı yerdi.
Bahçemiz bakışın, aynanın ve kafesin kesiştiği noktaydı.
Bahçemiz belki de yeşil saadet çemberinin bir parçasıydı.
Tanrının ham meyvasını çiğniyordum o gün uykuda,
Suyu felsefesiz içiyor,
Dutu, bilgisiz topluyordum.
Nar dalında yarıldığında,
elim tutkudan bir şadırvan olurdu.
Çayırkuşu şakıdığında.
Sefer Turan: "Din gerilemenin nedeni değildir, bilimle ters düşmez." demiştiniz. Tam da bu noktada, Kur'an, bilim konusunda neyi öğretir, bize ne söyler?
Fuat Sezgin: Kur'an'da birçok ayet vardır "Dünyayı geziniz, tanıyınız" diye. Ama ben konuşmalarıma hiçbir zaman Kur'an'ı karıştırmıyorum. Bazı Müslümanlarda şöyle bir temayül var: Müslümanların yaptıkları keşifleri Kur'an'da bulmaya çalışıyorlar. Bende bu duruma karşı bir alerji var. Çünkü Kur'an ilahi bir kitaptır, hedefi başkadır. İnsanlara yeni bir yol getirmiştir. Muvaffak olmuştur da. Ben bunu böyle kabul ediyorum. Bir el kitabı değildir Kur'an.
EDÎBÎ (Recep YILDIZ)
Gidenler gitti, sen kaldın, vefâsız yârı beklersin…
Ne buldun sâhi dünyâdan, dönüp tekrârı beklersin?
Bu dem bir çağrıdır Hak’tan, kaçılmaz emr-i mutlaktan
Hayat bir başlar imsaktan ve hep iftârı beklersin…
Ki sonsuzluk umardın sen, ne gördün sanki ömründen?
Gönül, sahrâda kışlarken, gül-i ruhsârı beklersin…
Musallâ çok uzak sandın ve aldandıkça aldandın
Edîbî çok yaman yandın, nasıl Gaffâr’ı beklersin?..