"Yaptığın hataya rağmen, bu beni bir aptal yapsa bile, sana güveniyorum Beau. Kimseye güvenmediğim kadar çok güveniyorum. Çünkü ne kadar inatla inkâr etsem de kendimi aksine zorlamaya çalıssam da ben de sen seviyorum. O aptal kutuda oturup bana yardım etmeye söz verdiğin andan beri seni seviyorum. Taşlaşmış yüzümü güldürdüğünden beri, dondu sandığım kalbimi ısıttığından ber seviyorum"
"Hep bana dönmenin bir yolunu buluyorsun, Beau. Yine bulacağını biliyorum. Nereden biliyorum, biliyor musun? Çünkü ben de seni tanıyorum. Ruhundaki iyiliği görebiliyorum; herkese duyduğun bitmeyen merhametini, paylaşmaktan korkmadığın sevgini, dibine kadar yaşadığın pişmanlığını hissedebiliyorum. "
Kız, bir fırtınaydı ve Beau'yu da kendi karanlığına çekiyordu. Eğer başka bir dünyada yaşasalardı, Beau, o fırtınada seve seve boğulabilirdi. Kızın karanlığıyla sarmalanır ve onu, olduğu gibi sevebilirdi.
Beau, iyiydi. Dante'nin de daha iyi biri olmak istemesine sebep olacak kadar iyiydi. Onu tanımadan önce bu dünyada, onun gibi insanlar olduğuna ihtimal bile vermemişti, Dante.
Kendi çıkarlarından önce, başkasını umursayabilen insanlar.