yaralar vardır hayatta, ruhu cüzam gibi yavaş yavaş kemiren yaralar.
kimseye anlatılmaz bu dertler, çünkü herkes bunlara nadir ve acayip şeyler gözüyle bakarlar. biri çıkar da bunları söyler ya da yazarsa, insanlar, yürürlükteki inançlara ve kendi akıllarına göre hem saygılı hem de alaycı bir gülüşle dinlerler bunları. çünkü henüz çaresi de, devası da yoktur bu dertlerin.
bir şimşek gibi yaşadın sen. bir defa çaktın ve söndün. şimşeği çaktıran göktür. ve gök ebedidir. işte budur beni teselli eden. bir başka tesellim daha var: insandaki çocuk vicdanı, tohumdaki öz gibidir. ve o öz olmadan tohum filizlenmez, gelişmez. yeryüzünde bizi neler beklerse beklesin, insanoğlu doğdukça ve öldükçe, insanoğlu yaşadıkça, hak ve doğruluk denen şey de var olacaktır.
"sevecen bir yürekten daha cana yakın bir şey olamaz" diye düşündü. "hiçbir şey bununla kıyaslanamaz. sıcak, yumuşak bir yüreğin yanı sıra sevecen, yalın bir davranış, bence berrak, işlek bir kafadan daha çekicidir. eminim bundan."