Okuması ne kadar zorsa, o kadar çok sevdim. Kitabı iki kez başlatıp bitirememiştim; üçüncü denememde ise tutturdum ve sonuna kadar geldim. Demek ki her kitabın “okunmaya, anlaşılmaya hazır” bir yaş zamanı varmış — bunu deneyimleyince anladım.
Özellikle 30’unu geçmiş, ara sıra “kurtlarla koştuğunu” hissetmiş kadınlara şiddetle öneriyorum. Kitap ilerledikçe “kurtlarla koşmak”, “eve dönmek” gibi ifadelerin ne demek olduğunu daha iyi kavrayacaksınız; sadece metafor değil, içten bir çağrı gibi geliyor.
Zorlayıcı ama ödüllendirici bir okuma deneyimiydi; sabredip devam ederseniz size de aynı hissi verecektir.
Roman, bir denizcinin kardeşine yazdığı mektuplarla açılıyor; Kuzey kutuplarına doğru yol alırken buzların üzerinde karşılaştığı Victor’u gemiye alması ve Victor’un yaşadıklarını anlatmasıyla hikâye derinleşiyor. Victor Frankenstein aslen Cenevreli ve onun asıl merakı, insan bedeninden hastalıkları kovmak yerine insanı kazalar ve şiddet dışında ölmeyecek hâle getirmek olmuş — işte esas olaylar buradan filizleniyor. Victor, cansız bir varlığa can verme girişiminde bulunup iki metre boyunda, siyah saçlı, çirkin bir yaratık ortaya çıkarıyor. İlk başta yarattığından korkuyor; roman da bundan sonra akış kazanıyor.
Başlangıçta masum ve iyi niyetli bir varlık olan bu yaratık, yaşadıkları yüzünden gerçekten “canavar”a dönüşüyor. Bana kalırsa romanın en güçlü yanlarından biri de bu: kötülüğün doğuştan değil, başkalarının davranışları ve toplumun reddiyle şekillendiğini ustaca göstermesi. Yazıldığı dönemi de göz önünde bulundurunca, eserin pedagojik açılardan tartışılmaya uygun olduğunu düşünüyorum — insan doğası, sorumluluk ve empati üzerine düşündürüyor.
Detaylara çok inmeyeceğim; sürprazları bozmamak gerek. Yine de kesinlikle okunmayı hak eden, üzerine konuşulacak bir roman.
En çok etkilendiğim alıntılar:
"Mezarlık; canlılığını kaybetmiş, güzelliğin ve gücün taşıyıcısı olmaktan çıkıp kurtçukların besini haline gelmiş bedenlerin toplandığı yerden ibaretti benim için."
"Tüm yargıçlar; on masumun acı çekmesini, bir suçlunun kurtulmasına tercih eder."
"Ağlayın bahtsız insanlar fakat bu son göz yaşlarınız değil."
"Sahtelik, hakikate bu derece benzeyebilirken kim mutluluğundan bu derece emin olabilir ki?"
"Âdem'in olmam gerekirken düşkün melek oldum, hiç günahım yokken sevinçten mahrum ettin beni."
Okurken hem ürperip hem de derinden sarsıldım; okurlar için tavsiye ederim.