Bazen orta yerde duran bir örtü kalkar ve tam o anda hayatın ne kadar kötü ve acımasız bir yüzü olduğunu dehşetle fark edersiniz. Her şeyin bir cevabı olduğuna inanmak saf bir iyimserliktir.
Ölenlerin ardından odalarını kilitlemekle acılarımızı da oraya hapsetmiş olur muyuz?Seneler sonra o kapı yeniden açıldığında unutulmanın tozlarıyla kapalı odada hapsolmuş kederler bir anda üstümüze mi saçılır? Zihnimizin de böyle penceresiz,dar odaları var;hiç yaşanmamış olmasını dilediğimiz kötü hatıraları oraya kapatıyoruz ve kapısına kalın asma kilitler vuruyoruz.Sonra bir an geliyor, kısacık bir an,bir karşılaşma belki, yahut bir fotoğraf,bir şarkı mesela, bir film arşivi,tam o anda kalın asma kilitler bir örümcek ağı kadar kolayca dağılıveriyor, kendimizi pat diye bir anda o acı hatıranın içinde buluveriyoruz.Kötü hatıralara kilit vurulmaz.