Benim kendime has, "okuduktan sonra kitapçılarda, kütüphanede ya da birinin elinde gördüğümde 'ah yaa, ne güzeldi' dediklerim" şeklinde bir kategorim var. Oraya dahil olmuş bir kitap bu. Okurken çok eğlendim, çok sevdim hatta bayıldığım bir kitap oldu ama en sevdiğim değil. Sıradışı bir konu idi ama okuduğum en farklı kitap değildi. Yorumlarda milletin aşırı uçlara bölündüğünü gördüm. O kadar değil yani bence. Mesela tekrar okuma isteği uyandırmadı bende. Osmanlı Dönemi günlük yaşantı benim ilgi alanım dahilinde olduğu için, eğer bir de güzelce anlatılmışsa beğenmeme ihtimalim yoktu zaten. Burada da öyle olmuş. İşte derler ya 'görmediğimiz bir kentin sokaklarında bizi dolaştırabiliyor mu anlatım?' Evet, 1600'lerde Osmanlı sokaklarında dolaştım, karakterlerin yanında, bir köşedeydim ben de. Bu benim her kitapta yakalayamadığım bir his. Girişi biraz sözlük kullanımı gerektiriyor ama o şekilde devam etmemiş, sonrası anlaşılır bir şekilde akıyor.