Behemehâl
Behemehal (behemehâl), ne olursa olsun, her ne pahasına olursa olsun, mutlaka veya kesinlikle anlamlarına gelen zarf türünde bir kelimedir. Her durumda, her halükarda yapılan işin kaçınılmaz olduğunu ifade etmek için kullanılır.
5 Şubat 1937'de Şükrü Kaya'nın meclisteki konuşması
Atatürk'ün vazettiği prensipler Türktür. Yani asliyeti ve menşei itibarile tamamile milletin kendi seciyesinden alınmış ve onun bütün ihtiyaç ve zaruretlerine uygun olarak seçilmiştir. Bu prensipler aynı zamanda Türkçüdür de.. Bu itibarladır ki millicilik vasfı kendiliğinden çıkan bir zaruret olur. (Bravo sesleri). Bu milletin son asırlarda, gerek ekonomik hayatta gerek sosyal hayatta çektiği elemleri burada tekrar etmek istemem. O son safhaların hazin sahnelerini Atatürkün nutuklarında açık olarak görmek mümkündür. Eğer tekrar bu acı hatıralara dönmemek, bu elîm hayatı yaşamamak ve beşeriyete de böyle bir felâket hazırlamak istemiyorsa, Türk milleti, behemehal Türkçü ve millici olmak lazımdır. (Bravo çok yaşa sesleri), (Alkışlar).
Türkçülük
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
365 Gün 1 Kelime
Behemehal Farsça kökenli bir kelime olup; anlam olarak her durumda, her halde anlamına gelmektedir.
5 şubat 1937de laikliğin anayasaya kabulüne dair..
5 şubat 1937 tarihinde dönemin malatya milletvekili ismet inönü ve 153 arkadaşı, teşkilatı esasiye kanununun, 2, 44, 47, 48, 49, 50, 61, 74 ve 75. maddelerinin değiştirilmesine dair meclise kanun teklifi sunarlar.. bu kanun teklifini dönemin içişleri bakanı şükrü kaya şu şekilde meclise duyurur; sayın arkadaşlar başta cumhuriyet halk partisinin umumi reis vekili büyük başvekil ismet inönü olduğu halde partinin mebuslarından 153 arkadaşın imzası ile hazırlanan teşkilatı esasiye kanunu tadilleri huzurunuza sunulmuş bulunuyor. Bu tadilleri icab eden zaruretleri huzurunuzda arz etmeyi büyük şeflerim bana vazife olarak verdiler. bu ödevimi yapmak için müsaadenizi rica edeceğim. cumhuriyet halk partisinin prensibleri programında vazıh bir surette tesbit edilmiştir. bu, cihanca malumdur. tatbikatı için de bugünkü türklere ve türkiyeye bakmak kafidir. icra faaliyetinin ateşleri arasında hayatın ve siyasi hayatın seri geçen sellerinin cereyanları arasında belki hakikat objektif olarak görünmeyebilir. fakat önümüzde şaşmaz ve yanılmaz acı da olsa, tatlı da olsa herkese ve her zaman hakikat söyleyen bir tarih vardır. onun mütalea, müşahede ve mukayesesinde herkes serbesttir. Biz, tarihi önümüze bimehaba açabilir ve bakabiliriz. zaten insanlık tarihi türklerle başlamıştır. türkler olmasaydı belki tarih olmazdı ve muhakkak ki medeniyet de başlamazdı. insanlık tarihinin başlangıcından son günlere kadar beşeriyetin faaliyet dalgaları arasında bu kadar derin ve geniş hamlelerle müessir olan türkler son asırlarda ve son devirlerde büyük tehlikeler geçirdi. türkler coğrafyadan kaldırılmak ve istikbal tarihinden silinmek istendi. ... eğer bu gün iyi neticeler görüyorsak onu bu milletin yaptığı ve başardığı iyi işlere vermek zaruri olur. tarihin
Türk Tarihi

Çağatay

@tarihpesent
·
Laikliğin kabulünün yıldönümü kutlu olsun👏 #5 Şubat 1937
Abdullah ibn Mesud'tan (رضي الله عنه) rivayetle Allah Resûlü ﷺ şöyle buyurdu: “Allah ﷻ aranızda ahlâklarınızı, rızıklarınızı taksim ettiği gibi dini de taksim etmiştir. Allah, dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. Lâkin dini ancak sevdiğine verir. Kime, dini vermişse onu behemehal (kesinlikle) sevmiştir. Nefsim elinde olana yemin ederim ki, kalbi ve dili müslüman olmadıkça bir kul müslüman olamaz. Komşusu kötülüklerinden emin olmadıkça kişi tam mü’min olamaz.” Dedim ki: “Ey Allah’ın Resûlü, kötülükleri nedir?” O ﷺ Şöyle buyurdu: “İşkencesi ve zulmüdür. Haramdan kazandığı parayı infak ettiğinde asla bereketi olmaz. Ondan sadaka olarak verirse (parası) kesinlikle kabul olunmaz. Geride bıraktığı takdirde onu ateşe daha da yaklaştırır. Çünkü Allah kötüyü kötü ile silmez. Lâkin kötüyü iyilik ile siler. Zira pis olan pisi silmez.” İmam Ahmed, Mûsned 📖
Hakimiyet ve saltanat hiç kimseye hiç kimse tarafından ilim icabıdır diye müzakere ile verilmez. Hakimiyet ve saltanat kuvvetvetle, zorla alınır. Türk milleti bu håkimiyeti kendi eline almıştır. Şimdi bu millete saltanatı bırakacak mısın, diye sorulmaz. Meseld emr-i våkidir ve behemehal olacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes meseleyi böyle tabii görürse, muvafik olur. Yoksa hakikat gene usulü dairesinde ifade olunacaktır. Fakat ihtimal bazı kafalar kesilecektir. Mustafa Kemal Atatürk Saltanatın kaldırılışının 103.yılı kutlu olsun. 🇹🇷
1000Kitap