Saatleri Ayarlama Enstitüsü Eleştirisi
Puan vermedi·%13 (50/382 syf.)
Öve öve bitirilemeyen Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitabına başladığım andan itibaren tam bir fiyaskoyla karşılaştım desem yeridir. Edebî bir dil, biraz felsefe ve ucundan tarih anlatımı beklediğim kitap; çarpık ilişkiler, gereksiz uzatılmış detaylar ve fazlasıyla boğucu bir dille karşıladı beni. Yetmezmiş gibi; yazarın ağzından maruz kaldığımız gerek müzik, sanat gerekse dönem insanının gündelik yaşantısına uzanan tuhaf, dini ve son derece kişisel eleştiriler de ayrıca okura "Ben şu an ne okuyorum?" şokunu yaşatıyor. Elbette beğeneni, okuru çok ama muhtemelen benim gibi büyük beklentilerle başlayanlar için kesinlikle bir hayal kırıklığı... Mesela şöyle bir bölümle karşılaştığımda: "Çalar saat bütün gün alabildiğine şarkı söylemez, cin yutmuş gibi dans havaları tepinmez, felâket yağmuru havadisleriyle üzerinize çullanmaz ve sizinki susturulduğu zaman behemehal komşularınki başlamaz." Sonuna yazarın eklediği, "Bence radyo, aklımın erdiği kadarını söyleyeceğim tabii —aziz okuyucum, bu fikirleri dinlerken muntazam bir tahsil görmemiş, ömrü kahve peykelerinde geçmiş ihtiyar bir adamdan geldiklerini hiçbir zaman unutma!—" açıklaması pek de anlamlı gelmiyor. Zira madem kendini zaten bu konuda yeterli görmeyen ve gelişime ya da yeni fikirlere çok da açık olmayan birinin yazdığı bir kitabı okuyoruz (bilmeden de olsa!), o zaman niçin bu kitaptan böylesi bir anlam ve beklenti yaratılıyor hiç anlamıyorum. Lakin yazarın eserinin önceki dizelerinde de garip batıl inançlarına sıkça değindiğini gördüm ve açıkçası hangi kitabı ne amaçla okuduğum konusunda epey kafam karıştı. Aslında uzun uzun bu kitabın tüm garipliklerinden bahsetmek isterdim ama açıkçası kitabı yarım bırakıyorum ve hayatımın herhangi bir yerinde de geriye dönüp tamamlamak isteyeceğimi düşünmüyorum. Eğer ki çarpık
1000Kitap
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 202353bin okunma
9/10
·216 syf.··
2026 31. kitabı
·
35 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2026 23:11
Ricky Ölmek İstiyor Birçok şair/yazar intihara teşebbüs etmiş ve başarmışlardır. Anne Sexton Sylvia Plath Marina Tsvetayeva Gérard de Nerval Vladimir Mayakovski Sergey Yesenin Thomas Chatterton gibi gibi sıralayabiliriz. Bu incelemem kendi hayatımdan oluşan kesitlerden oluşuyor, ben de zaman zaman ölmeyi dimağımdan geçirmiştim fakat başarı olamamıştım. Hayata olan inancımı altüst oluşunu sinema şeridi gibi önümde geçti defalarca. Ben ki, yaşamın boyunca ölmeyi neden istedim, ölmeyi bu kadar meşrulaştırmamın nedeni neydi veya ölmek bir kurtuluş mudur diye kendime defalarca sormuşumdur velhasıl kelam sorunun arkasında durduğum vakit cevabını bulamamıştım. Kitap beni anlatıyor; depresyon, panik atak, ani öfke krizleri, paranoya gibi iz düşümler sirayet ediyordu. Hissikablelvuku doğurgan yapısı beni tinsel sonuçlara çağırı yapıyordu. Hayatımın olağan şekli, beni hayata olan yaşama sevincini alışı, ailem olan bildiklerim benden ümidi kesmeleri, inzivaya çekilmem, kitaplara olan düşkünlüğüm sayesinde biraz olsun ardı sıra gelmeksizin hayata tutunmaya başarmıştı. Ben istiyor muydum peki, böyle olmasını? Veya antrparantez ''farazi duyumunun içinde birikmiş tonlarca: Korku ve acılaşma!'' zaman içinde süregelen depresif kaygılar, odalara kapatmak kendimizi, kalabalıktan hoşlanmamak, kendi sesini duyabileceğin bir izbe yer behemehal çıldırışlarım, haykırmalarım... bir Anton Çehov'ın Vişne Bahçesi kitabında gibi haykırmalarım olağan sürece bağlıyordu beni. Nedendir bilinmez kendimde sürekli aşağılanma kompleksi içinde hayatımı yaşıyordum. Ajitasyon eylemimim defalarca bizatihi sürdü -içinden çıkılamaz bir hal almaya başladı- ki, durmadan uzlaşmam gereken birtakım esrarengiz şeyler yaşamama bağlıyorum bunları. Eduard, kitap okumayı severdi, müziği severdi, sanatı severdi, bir zaman ressam olmayı bile hedefliyordu kendinde. Ama ''insanlarla
1000Kitap
Veronika Ölmek İstiyorPaulo Coelho · Can Yayınları · 2020102,4bin okunma
Reklam
Puan vermedi·344 syf.··
2026 5. kitabı
·
36 günde okudu
·
Okunma: 12 Mart 2026 12:38
Nuri Efendi, Hayri İrdal ve Halit Ayarcı... Değerler ile vicdanın, hayatın gerçekleri arasında sıkışmışlığını ortaya koyan bir eser. Hayri İrdal, içsel çatışmalar yaşayan insanlara ayna tutan bir karakterdir. Kalp ve vicdan olarak Nuri Efendi pusulası oluyor; fakat hayatın gerçekleri arasında sıkıştığında Halit Ayarcı'nın rotasından gitmek zorunda kalıyor. Hiçbir zaman Halit Ayarcı ile inanarak bu yolda yürümüyor ve vicdan muhakemeleri hiç susmuyor. Halit Ayarcı, iletişimsel becerileri sayesinde okura farklı bakış açıları kazandırıyor. Fakat yenilikçilik rotasında işlevselliği bile hiçe sayıyor; saygı ve destek görmeyi, etrafındaki kalabalığı ve gösterişi seven karakteriyle de okuyucuyu karakter analizinde arafta bırakıyor. Halit Ayarcı, çağı yakalamak adına iletişimsel becerilerin önemine dikkat çekse de, yeterli iletişim becerisine sahip olunsa bile, günümüzde toplumun bencil yapısı karşısında yetersiz kalabildiğimiz gerçeğini silemiyor... Bu, tipik kitaplarda öğrendiğimiz güzelliklerin normal hayatta bulamayışımızın trajedilerinden biriydi. Halit Ayarcı’nın hiçbir işlevi olmayan bir enstitü kurup, herhangi bir vasıf aramadan yalnızca akrabalardan oluşan kadrolarla bu yapıyı yürütmesindeki liyakatsizlik örneğine değinmeden de geçemeyeceğim :) Gecikmesini istedikleri işler için kurulan Tamamlama Bürosu da işlevsiz kurumların ironik bir yansıması olarak ustaca aktarılmış bölümlerden biriydi. Hayri karakteri üzerinden bulunduğum bir çıkarım şöyleydi: İnsanlar için elimizden gelen her şeyi yapsak bile, bazen karşı tarafın talepleri ve beklentileri karşısında yetersiz kalabiliriz. Bu yüzden birilerini memnun etme çabasından sıyrılarak, inandığımız doğruları mümkün olduğu kadarıyla yapıp kenara çekilmek en sağlıklısı olacaktır. Karakterlerle bağ kurarak,insan ve
Saatleri Ayarlama EnstitüsüAhmet Hamdi Tanpınar · Dergâh Yayınları · 202453bin okunma
Puan vermedi
Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları! Yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz... Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler, asla ve asla yorulmazlar. Beni görmek demek, behemehal yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu yeterlidir.
2023 Okuma Raporları
Nutuk - Gazi Mustafa Kemal AtatürkMustafa Kemal Atatürk · İleri Yayınları · 200634,4bin okunma
Puan vermedi
Ahmet Mithat Efendi; He is an enlightened writer with a strong oratory who dominates all fields such as journalist, story and novel writer, philosopher of history and contributes to the enlightenment of the society he is in, transferring his knowledge and experience to all segments of society. He wrote about the renewal movement that started with the Tanzimat in his works and he became a guide by writing his writings for information purposes. He read a lot of French books, gained knowledge about literary movements and transferred them to his works with his own interpretation. Ahmet Mithat Efendi is the leading name in the works of the Tanzimat Period. He conveyed his existing experiences both in his novels and his works such as Müşahedat, Taffüf, Mesail-i Muğlaka, Ahmet Mithat Efendi, Edebiyat Yazıları 1 and 2, he became one of the most enlightened writers of Turkish novelism, and he deserved to be known as a novelist because he was mostly engaged in novels among prose genres. Ahmet Mithat Müşahedat criticized Emile Zola in his introduction titled 'Hasbihâl with Kâriîn' in his work titled Müşahedat and described the situation of Emile Zola, who wrote with a naturalist perspective of French society, from a critical point of view. Mithat Efendi wrote almost all his works to guide and educate people. And for this reason, according to him, transferring the events existing in the society as they are, instead of educating people, he was worried about leading them down the wrong path and therefore he opposed the Turkish society to read Emile Zola. Ahmet Mithat is a socialist and devoted writer. His aim to educate the public has led him to address the problems of the people. In this respect, he is in a way the sociologist of his period. Naturalism is established through the
Edebiyat & Roman
Emile Zola Hayatı ve Edebi FaaliyetiMihail Barro · Dorlion Yayınevi · 00 okunma
Behemehal Zafer Bizimdir!
10/10
·128 syf.··
2026 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 01:36
Yunus Nadi’nin Birinci Büyük Millet Meclisi adlı eseri, 1920–1923 yılları arasında faaliyet gösteren Birinci TBMM’nin kuruluşunu, çalışma şartlarını ve Millî Mücadele’nin siyasî arka planını birinci elden gözlemlerle anlatan tarihî bir tanıklık kitabıdır; eserde Ankara’daki yokluklar içinde yürütülen Meclis çalışmaları, milletvekillerinin düşünce ayrılıkları, egemenliğin padişahtan millete geçiş süreci, Mustafa Kemal Paşa’nın liderliği, Meclis’teki tartışmalar ve alınan hayati kararlar sade ama güçlü bir dille aktarılırken, Birinci Meclis’in yalnızca bir yasama organı değil, aynı zamanda Kurtuluş Savaşı’nı yöneten devrimci bir merkez olduğu vurgulanır. Yazıldığı dönem itibariyle günümüz Türkçesi için ağır bir dili olsa da gerekli açıklamaları yapılmış bir anlatıya sahip kitap.
Alıntı
Birinci Büyük Millet MeclisiYunus Nadi · Cumhuriyet Yayınları · 199813 okunma
Reklam
Reklam