Nasıl olup da bu kadar sevildiğini anlamayanlara kızdım. Çok kızdım. Ayrılırken bir kırık da ben bıraktım. Çünkü anlamıştım, her şey unutuluyordu. Acı verenler en sona kalıyordu...
Bir aşkı veya sevgiliyi içimizde ölümsüz kılan şey, ya aşık olduğumuz kişinin ölmesidir ya da o ilişkinin hiç başlamamasıdır. Birinin kalbinde ölümsüz olacaksan ya hiç yaşanmamış bir hikayenin yıpranmamış kişisi olacaksın ya da ölüsü...
Yavrunun bilinmeyenden korkusu, kalıtımla miras aldığı bir güvensizlikti ve yaşadığı bu deneyimle güçlenmişti. Doğal olarak bundan böyle her şeyin dış görünüşüne karşı sonsuz bir güvensizlik içinde olacaktı. Bir şeye inanması için önce onun iç yüzünü, gerçeğini öğrenmesi gerekecekti.
Dişi kurdun huyu değişmiş, haşinleşmişti. Üç talibinin de vücudunda onun diş izleri vardı. Ama onlar hiç dişleriyle cevap vermiyor, ona karşı kendilerini asla savunmuyorlardı.